1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. SURİYE- TÜRKİYE PKK VE  YPG
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

SURİYE- TÜRKİYE PKK VE  YPG

A+A-

Türkiye, yaklaşık çeşitli adlar adı altında 40 yıldır terörle mücadele ediyor. Birçok insanımızın, çocukların, askerlerimizin, polislerimizin, öğretmenlerimizin, büyük elçilerimizin kanı aktı, canları uçtu gibi.Yok Balyoz, sağcı, solcu yok Asala, yok PKK, DEAŞ,İŞİD  ve son yıllarda  büyük kayıplar verdiğimiz, insanlarımızı bölüp parçalayan, ülkeyi bölmek isteyen FETO terör örgütü ile mücadele sürüyor.Ancak FETO ile ilgili yurt içinde yapılan mücadele beni çok tatmin etmiyor. İşte buna örnek Bülent Arınç…
Ağzının salyasını akıta akıta sanki  FETO’culara mesaj veriyor. Nerede ise onları savunuyor. Cezaevlerinde yatan veya ölenler ise işin başka yönü.Çok büyük kayıplar yaşadık,  Ama bir şeyi gözden kaçırıyoruz. O da özellikle Amerika’da 11 Eylül  ve 15 Temmuz FETO saldırılarından bu yana küresel boyutlara ulaşmasıyla birlikte terörün bir dış politika aracı olduğudur.
Terörle mücadele kazanılıyor başarı gibi görülüyor ama terörün yaşandığı bölgelerdeki dönüşümle terörü dış politika aracı olarak kullanan aktörlerin hedefine ulaşmış olabileceği gözden kaçırılıyor. 
El Kaide ile mücadele ve teröre destek veriyorlar bahanesiyle ABD liderliğindeki koalisyon, Afganistan'ı ve Irak'ı işgal etti. Irak, Afganistan ve Pakistan terör sarmalının içine düştü. Türkiye bu sarmaldan kurtulmaya çalışıyor. El Kaide yok edilemediği gibi örgütün küresel yayılımının önü açıldı, üç ülke de başarısız devlet kategorisine düştü.İşgal edilen Irak'taki El Kaide'den yeni terör örgütleri doğdu. 2014'te Suriye ve Irak'ın büyük bölümünü işgal eden IŞİD terör örgütü bunlardan biri oldu.Bu sefer IŞİD'le müdahale için ABD liderliğindeki koalisyon yeniden Irak'a döndü, Suriye'de buna dahil edildi.Bizde bu batağın içindeyiz. ABD ve Rusya bizi sanki oyalamakta ve terör örgütlerine toparlanma zamanı vermektedirler. Bu oyuna gelmememiz lazım.
Koalisyon Suriye'de IŞİD'le müdahale için başka bir terör örgütü PKK/YPG'yi kara gücü olarak kullandı. Sözde IŞİD'ten kurtarılan PKK/YPG işgali altındaki bölgelerde süreç uzadıkça  PKK terör  devletçiğinin temelleri atılmaya çalışırken, Türk ordusu buna müsaade etmemek için canla- başla çalışmaktadır ama, bunun önünde de yine ABD, Rusya ve hatta İran set oluşturmaktadır.Stratejinin üç temel unsuru zaman, mekan ve kuvvettir. Türkiye'nin doğru stratejisi, tehdit algılaması ve öngörüsü olsaydı doğru strateji Haziran 2015'te Tel Abyad PKK/YPG'nin eline geçip Fırat'ın doğusunun coğrafi bir bütünlük altında ele geçtiği anda Türkiye'nin harekatını yapması gerekirdi.Bugün  biraz geç kalınmış bir harekatı yürütmeye, kör topal ilerlemeye çalışırken, engellemeler ile karşı karşıya kalmaktayız. Rusya anketler yaptırıyor ve  Suriye’nin kuzeyinde  federe bir Kürt devleti kurulmasını istiyor musunuz sorusuna Yüzde 60 üzerinde evet çıktığı görülmektedir.
Zamanında o harekat yapılsaydı bugün ne Menbic'i ne Kobani'yi ne de Fırat doğusunu konuşuyor olacaktık. Suriyeli sığınmacı krizi bu boyutlara ulaşmayacaktı.Barış Pınarı Harekâtı geç de olsa yapılması gereken bir harekât olarak başladı ancak ABD'nin araya girmesiyle ara verildi. Bu büyük bir hata olarak tarihteki yerine alacaktır. Arazideki durum harekâtı tamamen durdurdum demeye de uygun değil. Çünkü YPG tam çekilmedi ve çekilmeyecek gibi görünüyor. Çünkü ABD ve Rusya YPG’yi terör örgütü olarak görmediği gibi desteklerini de sürdürmektedirler.ABD, Rusya ve Avrupa'dan gelen tehdit ve şantaj içerikli açıklamalar, uluslararası alanda Türkiye'ye yönelen savaş suçu gibi sözde suçlamalar Türkiye'yi harekatı yeniden başlatma kararını vermekten uzak tutuyor. YPG'nin çekilmesine fırsat tanımak bahanesiyle birkaç gün daha uzatmak sonra tamamen durdurmak olasılığı daha yüksek.Türkiye, Suriye kuzeyinde kendisine yönelen terör tehdidiyle mücadele ederken oradaki terör yapısının tamamen ortadan kaldırılmasını ve son teröristin etkisiz hale getirilmesini nihai hedef olarak açıklamıştı. Yaklaşık 500 kilometrelik sınırda, 30-35 Km. derinlikte bir set oluşturmak kolay bir iş olmayacaktır.
Ama teröristlerin silahlarıyla birlikte çekilmesini öngören mutabakatı ABD ile imzalaması bu hedeften vazgeçtiğini, sınırda belli bir mesafede terör yapısının bulunmasına razı olduğunu gösteriyor.Birkaç gün  önce ABD'li senatör Graham, Türkiye-Suriye sınırında Türklerle Kürtler (!) arasında çatışmayı önlemek için uluslararası güç denetiminde havadan ABD destekli tampon bölge önerisini Trump'ın fikri olarak açıkladı. Peşinden SDG/YPG benzer taleplerini açıkladı.
Son olarak Alman savunma bakanı aynı öneriyi desteklediklerini ve  NATO savunma bakanları toplantısına getireceklerini açıkladı. Anlaşılan o ki, ABD ve Avrupa arasında bu iş pişiriliyor. NATO bu gücün sorumluluğunu alırsa şaşırmamak lazım.Trump'ın Türklerle Kürtler(!) savaşıyor twitlerinin aslında neye hizmet ettiğini görüyor musunuz?
Trump'ın, Suriye doğusunda kalma, SDG/YPG'yi korumaya devam etme, Irak'ın batısında yeniden konuşlanma, petrolü kontrol etme kararını da buna ekleyin. Yani ABD, Suriye'yi yine terk etmiyor. Edemez çünkü İsrail'in güvenliği buna izin vermez.Lavrov'un tüm Kürt yapılarının Suriye anayasasına sağlam şekilde yazılması açıklamasını da dikkate aldığımızda, Türkiye halen terörle mücadele safhasındayken diğer aktörler planladıkları parçalı yeni Suriye'yi hayata geçirme çabasındalar. Suriye krizinde kartların yeniden karıldığı günleri yaşıyoruz. Türklerle Kürtlerin savaşmasını önlemek üzere aramıza girmeye hazırlanan ABD- Rusya ve Batı aynı zamanda Suriye ile aramıza girip işbirliğini önlemeye hatta Ortadoğu ile bağımızı koparmaya çalışıyor.
Suriye'de, ABD/Batı askeri olarak da Türkiye'nin karşısında pozisyon alıyor. Türkiye bu açmazdan ABD , Rusya ve Batı'nın beklemediğini yapmalı, Suriye ile derhal işbirliğiyle Adana Mutabakatı üzerinden PKK/YPG konusunu Şam'a bırakmalı, anayasa komitesinde de Esad ile mutlaka birlikte hareket etmeli.
Yoksa önce Suriye sonra Allah muhafaza Türkiye ‘yi bölmeye çalışacaklar.

Bu yazı toplam 336 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.