1. YAZARLAR

  2. Kerim Candan

  3. Suriyeli Muhammet
Kerim Candan

Kerim Candan

Yazarın Tüm Yazıları >

Suriyeli Muhammet

A+A-
Sırtındaki okul çantası ile otobüs durağında gördüğümde nereli olduğuna dair bir fikrim yoktu. Bineceğim otobüsün geçip geçmediğini sorduğumda “ben suri, surii” diye cevap verince anladım Suriyeli olduğunu…
Sempatik ve güven veren bir yüz ifadesi ve bozuk Türkçesi ile 12 yaşlarındaki bu çocuğun kendini anlatmaya çalışması hem ilgimi çekmiş, hem de hoşuma gitmişti. Adını sordum, “Muhammet” dedi, hiç zorluk çekmedim, adını anlamakta, çünkü efendimizin ismi idi ve daha çok sevgim artmıştı bu Suriyeli Muhammet’e…
Hangi arabaya bineceğini sorduktan sonra, ailesi hakkında da bilgi sahibi olmak adına, hemen hemen hepimizin yaptığı gibi, çünkü Anadolu’da bir çocuk hakkında bilgi sahibi olmak için babasının ne iş yaptığı sorulur. Bu en kestirme sorudur, karşımızdaki çocuğu ya da genci tanımak için sorulan bir sorudur ve buna alınan cevaptan sonra iletişim daha sağlam bir zemine oturur…
Bu son paragrafı tabii ki bu satırları yazarken düşündüm, Muhammet’e “baban, ne iş yapar” dedim. Muhammet, önce bir şaşırdı, sahi nasıl anlatacaktı, babasının rejimin ya da terörizmin silahından çıkan kurşun ile öldürüldüğünü, kısa bir duraksamadan sonra “suriide”dedi, ve İsmail’i bir şekilde boynunu yana yatırıp, dilini çıkardığında, Suriye’de ölmüş olduğunu anladım. Nasıl soracaktım, nasıl öldüğünü ya da öldürüldüğünü, dilini anlasam ya da o beni anlasa bile nasıl sorulurdu, babasının hangi tarafta olduğunu, ya da ne yaparken öldüğünün bir anlamı var mıydı?
Babasının ölmüş olduğunu beden dili ile anlatınca aynı onun gibi yetim olmasından dolayı aklıma peygamber efendimiz geldi, yetimlerin onun emaneti olduğunu düşündüm, nasıl sahip çıkarız bilmiyorum ama bütün yetimlere ve öksüzlere sahip çıkmamızın en önemli görevimiz arasında olduğunu hatırladım.Hemen cebimden para vermek istedim, harçlık yaparsın al diye, fakat almak istemedi, biraz da rahatsız olmuştu. Onu tedirgin etmekten de çekinerek, otobüslerin durağa yanaştığı sırada bineceği otobüsü ararken, benim bineceğim otobüs gelmişti. Hemen hızlıca cebimden çıkardığım bir miktar parayı avucuna bıraktım, yine almak istemiyordu, ama ben gidiyorum bak, düşecek deyince, ister istemez, paralar avucunda kaldı, ben ise eve gideceğim otobüse binme telaşında, utandırmamak adına dönüp bir daha bakamadım duraktaki Suriyeli Muhammet’e…
Otobüste bir koltuğa bıraktığımda kendimi Muhammet’i düşündüm, acaba şimdi eve gidince yiyecekleri bir yemekleri var mıydı? Annesi ya da kardeşleri ile nerede kalıyor, nasıl geçiniyorlardı? Hemen ilk durakta inip, elimdeki birkaç parça gıdayı paylaşmayı düşündüm. Fakat bir miktar parayı almamakta direnen, biraz da tedirgin olan bir çocuğa nasıl verecektim bunları? Bunları düşünürken aklıma Hz. Ömer (r.a.) geldi, emir-ül müminin iken, geceleri Medine sokaklarını dolaşıp, sofrasında aşı olmayanları tespit edip yardım etmek için dolaştığını hatırlayınca kendi Müslümanlığımızdan utandım. Hangimiz yoksul mahalleleri dolaşıp yoksulun dertleriyle dertlenip, yardım edebildik… İyi ki derneklerimiz var, vakıflarımız var, bugün ülkemizde ümmete kol kanat geren siyasi bir irade var da bu konuda üzerimizdeki vebalin azalmış olmasını ümit edelim.
Son olarak, hiçbir Suriyeli çocuğa babasının ne iş yaptığını sormayın, çünkü alacağınız cevabın sizde bırakacağı etkiden ziyade, o çocukların acısını tazelemesine neden olmuş olmak da yeterince üzücü olabiliyor. Herkes imkânları ölçüsünde bu kardeşlerimize ve diğer Müslümanlara yardımcı olsun ki, İslam dayanışmasının bütün sosyal sorunlara çare olabileceğini dosta ve düşmana gösterelim. Selam ve dua ile.
 
Bu yazı toplam 117 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.