1. YAZARLAR

  2. Mehmet Kaçar

  3. SURİYELİ MÜLTECİ KARDEŞLERİMİZ NEDEN YARDIM ETMELİYİZ?
Mehmet Kaçar

Mehmet Kaçar

Yazarın Tüm Yazıları >

SURİYELİ MÜLTECİ KARDEŞLERİMİZ NEDEN YARDIM ETMELİYİZ?

A+A-


İslam kardeşlik paktının kurulmasını zorunlu kılan ve İslam uluslarını buna çağıran bazı temel yapılar şöyle oluşmalıdır. Bu kardeşlik aktif hale geçirildiği taktirde Avrupa birliğinden çok daha güçlü ve Avrupa emperyalizminin karşısında dimdik ayakta durabilecek çok daha güçlü bir hilal birliği de kurulmuş olacaktır. Çünkü İslam coğrafyası, AB emperyalizminin sahip olduğundan çok daha geniş ve güçlü olan bir ekonomisi, mali ve coğrafi unsuru ve imkânlarının varlığı bir tarafa İslam uluslarının üyelerini birbirine bağlayan öylesine önemli faktörlere sahip ki, bunu menfaate dayalı bağları ne olursa olsun, bir başka kardeşlik bulmak asla mümkün değildir.
Gerek İslam ulus kardeşiliğinin ve gerekse bu kardeşliğin pekişmesi için kurulacak olan kurumların İslam kardeşlik temeli üzerine oturması ve bu bağ ile bağlanması gerekir. İşte bu kardeşlik bağı temelde vahiy-hadis yani kısaca İslam’dır. İslam uluslarını birleştiren bir bütün haline getiren ve kopmaz bağlara ve ilişkilere kaynaklık eden yegane temel yine İslamın ta kendisidir. İslam coğrafyasının üyelerine bir birine bağlayıp kenetleyen bu sağlam kök, göz ardı edilirse Müslümanların kurmak zorunda oldukları kardeşlik yapıları yıkılır ve sarıldığımız bütün dallar kopar gider. İslam kardeşlik paktı ve üzerine oturacağı İslam Dini binası ve sonrasında da maddi ve diğer unsurlara bu açıdan bakıyor ve şu ayetlere yeniden işaret ediyoruz.
“İşte bu, bir tek ümmet olarak sizin ümmetinizdir; bende sizin Rabbinizim; artık bana kulluktan ayrılmayın.”(Mü’minun:23/52).
“İşte bu bir tek ümmet olarak sizin ümmetinizdir; bende sizin Rabbinizim; artık bana kulluktan ayrılmayın.”(Âl-i İmran: 3/103)
“Allah ve Rasûlüne(s.a.v) itaat edin, birbirinize düşmeyin ki, zayıflarsınız ve gücünüz gider; sabredin, şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir.”(Enfal: 8/46)
“Sizden hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötüyü yasaklayan bir ümmet olsun, kurtuluşa erenler işte bunlardır. Kendilerine ilahi açıklamalar geldiği halde düşen, parçalanan topluluklar gibi olmayın; onlar için büyük azap vardır.”(Âl-i İmran:3/104-105)
“Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin yakını ve koruyucusudurlar; bunlar iyiliği emreder, kötüyü yasaklar, namazı kılar, zekâtı öder, Allah’a ve Resûlüne(s.a.v) itata ederler; Allah yakında işte onlara merhamet edecektir, Allah izzet ve hikmet sahibidir.” (Tövbe 9/71)
“Allah’ın vahiy ettiği ile hükmetmeyenler, işte zalimler onlardır.”(Maide 45).
“Allah’ın vahiy ettiği ile hükmetmeyenler yok mu? İşte yoldan çıkmışlar onlardır.”(Maide 46).
Ayrıca Rasûlullah(s.a.v)in dilinden bize gelen bazı hadislerde şöyle işaret etmektedir:
Enes(r.a) rivayet ediyor:” İçimizden hiçbiri kendisi için istediğini din kardeşi için istemedikçe iman etmiş olmaz.”
İbni Ömer(r.a) rivayet ediyor: “Müslüman Müslümanın kardeşidir, kardeşine ne zulüm eder nede onu zulme teslim eder. Kim kardeşinin ihtiyacı peşinde koşarsa Allah’ta onun ihtiyaçlarını karşılar. Kim bir Müslümanın sıkıntısını giderirse Allah’ta onun ahiret sıkıntılarından bir sıkıntı giderir. Kim bir Müslümanın ayıbını örterse Allah’ta ahiret gününde onun ayıbını örter.”Buhari-Müslim)
(Müslümanlar kardeştir. Mü’minler kardeştir. Dertte, tasada birlikte ve beraberdir. Kardeşlerine iyilikleri öğretir. Hayır ve hasenatta bulunurlar, kardeşlerine infak edereler. Onları iyilik ve güzellikle Allah’ın yoluna çağırıp maddi ve manevi ihtiyaçlarını giderirler ise Allah merhamet sahibi olduğu ve yarattığı her şeye geniş bir merhametle ihsanda bulunduğu için bu Müslümana gerek dünyada ve gerekse ahirette rahmet pınarlarını akıtır. Dünyada ki rahmet gerek maddi ve gerekse ahlaki ve ruhi olabilir. Ahirette ki rahmet ise günahları af şeklindedir.)
Ebû Hureyre(r.a) rivayet ediyor:”Müslüman Müslümanın kardeşidir, ona ne hıyanet eder nede yalan söyler ve ne de yüz üstü bırakır. Müslümanın bütünü -namusu, malı, kanı- Müslümana haramdır. Takva şuradadır(kalpte dir) bir kimsenin kardeşini küçük görmesi ona kötülük olarak yeterde artar.”(Tirmizi)
Numan bin Beşir(r.a) rivayet ediyor: “Mü’minler birbirlerine karşı sevgi, merhamet ve şefkatleri bakımından bir vücut gibidirler, vücudun bir uzvu rahatsız olunca diğer uzuvlar da uykusuzluk ve ateş çekerek ona katılırlar.”(Buhari-Müslim).
Ebû Musa(r.a) rivayet ediyor:” Peygamber Efendimiz parmaklarını birbirine geçirerek şöyle buyurdu: Bir mü’min diğeri için birbirini tutan, kenetleyen yapı taşları gibidir.”(Buhari-Müslim)
İbni Mes’ut(r.a.) rivayet ediyor: “İsrail oğulları ilk kusur(eksiklik) şöyle gelmiştir; biri diğerine rastlar ve ‘adam Allah’tan kork, şu yaptığını yapma çünkü bu sana helal değildir.’ dedi. Sonra ertesi gün aynı adama aynı hal ve davranış içindeyken yine rastlar, fakat bu durum onunla oturup kalkmasına, yeyip içmesine mani olmazdı. Onlar bunu yapınca Allah’ta kalplerini birbirne kattı(hepsi ahlakı paylaşır oldular).” Peygamberimiz (s.a.v) işte bu noktada şu ayeti kerimeyi okudu: “İsrail oğullarından Kâfir olanlar Davut ve Meryem oğlu İsa (as) diliyle lanetlediler; çünkü onlar Allah’a başkaldırmış, sınırı aşmışlardı, işledikleri kötülükleri önlemek için gayret etmiyorlardı; bu yaptıkları ne kadar da kötü idi; onlardan işledikleri kötülükleri önlemek için gayret etmiyorlardı; bu yaptıkları ne kadar da kötü idi; onlardan çoğunun inkâr edenlerle dostluk ettiklerini görürsün, nefislerinin onlar için önceden hazırladıkları şey ne kötüdür; durum şu ki, Allah onlara gazap etmiştir ve onlar azap içinde kalıcıdırlar...
Peygamberimiz(s.a.v) şöyle buyurdular: “Asla siz böyle olmayacaksınız... Allah’a yemin ederim ki ya iyiyi emredecek, kötüyü engelleyecek, yola getireceksiniz yahut da Allah gönülleri bir birinize katacak(hepiniz kötülerin ahlakı ile ahlâklanacaksınız) sonra da onları lanetlediği gibi sizi de lanetleyecektir.”(Ebû Davud-Tirmizi)
Burada tekrar üzerine basarak söylemek gerekirse İslam ülkelerinin bütün hal ve şekillerinde bu sağlam din temeli üzerine oturtulmalıdır. Bu temel onları nerede olursa olsunlar kopmaz bağlarla bağlamakta bütünleştirmektedir. Herkes çok iyi biliyor ki İslam’ın ebedi mesajı yücelerden gelen mesajların sonuncusudur ve bu mesajı kıyamete kadar her zaman ve her yerin şartlarına uygun bulunmaktadır. İnsanlığın muhtaç bulunduğu bütün çözümler onda, kıyamete kadar beşeriyetin maruz kalacağı, karşılaşacağı bütün sorunların cevabı da yine ondadır. Eğer bugün insanların muhtaç bulunduğu bu çözümün bilinip tanınmasında bir kusur varsa o kusur, son asırlarda parçalanma ve gerileme sebepleri ile kuşatılmış bulunan Müslümanların kendilerine aittir. Onlar hala gaflet uykusuna dalmış cehalet içerisinde kalmış gerçeğin ta kendisi olan Allah’ın kitabından uzaklaşmış olma durumları korunmaktadır.
Hangi seviye de ve sahada olursa olsun eğer Müslümanlar kardeş olup ortak bir işe kalkışma ve İslami bir yakınlaşma ve yardımlaşma davasında samimi iseler bunun kesin olarak sağlam bir temele oturması gerekir; bu temel ise yegane ve son din olan ve yücelerden gelen İslam dininin ta kendisidir...
İşin hareket noktası, itici ve temeli İslam dini olmadıkça ona “İslami, İslam’a ait” demekte zaten caiz değildir. Çünkü bir işe ve teşebbüse bu büyük sıfatı yakıştırır, sonra da ona aykırı davranırsak Allah’ın kâfirlerden daha şiddetli bir şekilde tehdit ettiği münafıklar safına katılmış oluruz.
“Şüphesiz münafıklar, cehennemin en alt katındadırlar ve onlara asla yardımcı bulunmaz(Nisa: 4/145).
İslam kardeşliği ve ekonomik birliğin zeminde İslam ekonomisi ve İslam’ın yardımlaşma kültürü ve kardeşlik temelli anlayışı vardır. İslam ekonomisinde ise, madde ile ruhu, yer ile göğü, yaratıcı ve onun teminatı ile kulları ve bunların görevlerini, teori ve hükümlerini bu geniş yelpazede birbirine bağlamakta ve birlikte değerlendirmektedir. Hâlbuki diğer izm ve görüşler ekonomik sistemler, din, insan, ahlak ve değerleri bir yana bırakmaktadırlar.
İslam ülkeleri emperyalizmin sömürge ve boyunduruğu altında inledikleri için İslam kardeşliğini ve ekonomisini bugün uygulamaktan çok uzaktadırlar. Bundan önemlisi, islam ülkeleri bir kültür ve protestan ahlakı istilası altında yok olmuş vaziyettedirler. Bu kültür ve medeniyetlerin savaşı İslami öğretim, miras ve kültürünün kökünü kazımış, dinin taleplerine ters düşen bütün boyutları ile eğitim ve öğretim programlarına hâkim olmuşlardır. Allah’ın kurdukları müstesna bütün İslam ulusları ve cemaatleri bugün okul ile cami, gök ile yer, toplum ile Allah’ın kitabı arasında tam bir kopmanın ve ayrılmanın sıkıntısını yaşamaktadırlar.
İşte bu iki zıt arasındaki boşluğu doldurmak ise tüm Müslümanlara yani bizlere düşmektedir. Bunun temeli de kardeşlik ve yardımlaşma ve tek vücut olmaktan geçmektedir. Bu aşamada her Müslüman diğer Müslüman kardeşine azami derece de yadı etmek mecburiyetindedir.
Fi Emanillah!..
 

Bu yazı toplam 567 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.