1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

  3. Suriyeli Mültecileri Vatandaş Yapmak
Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Mustafa Uzunpostalcı
Yazarın Tüm Yazıları >

Suriyeli Mültecileri Vatandaş Yapmak

A+A-
Günümüzde Müslümanları saran pek çok problem art arda gelmektedir. Bu problemlerden biri de etrafımızda gelişen savaşlar ve içimizde çıkan anarşik olaylardır. Aslında bunların günübirlik çıktığını zannetmek ve böyle değerlendirmek en büyük hata ve yanlışlardan biri olur.
Çünkü Birinci Dünya Savaşından sonra Müslüman Ülkeler için çizilen sınırlara baktığımızda ve bu sınırların içerisinde bırakılan topraklarda yerleşik halkın inançlarını değerlendirdiğimizde nasıl ve nereye ulaşmak istendiğini görmemiz mümkündür.
Her şeyden önce halkı Müslüman olan bu devletleri yönetmek üzere seçilen yöneticilerin halkın inancından farklı inanca sahip kişi veya kişiler olarak belirlenmesi bu durumun nereye varacağının bir belirtisi idi. Neticede bu da istendiği noktaya ulaştı.
Şunu anlatmak istiyorum: Güneyimizde yer alan ve Osmanlı İmparatorluğundan koparılıp müstakil devletler hâline getirilen Irak halkının çoğunluğu Şii Müslümanlardan oluşmasına rağmen devletin başına getirilenler Sünni Müslüman idiler. Suriye halkının ekserisi Sünni Müslümanlardan oluştuğu hâlde de bu devletin başına da Nusayri inançlı yöneticiler getirildi. Yani yönetenler ile yönetilenler farklı inançlara sahip kimselerdi. Böyle bir devletten huzurlu bir yönetim beklenebilir mi?
Bunu ancak buralarda ilerde huzursuzluk çıkmasını isteyenler düzenleyebilir ve gerçekleştirebilirdi ve öyle de oldu.
Hele yakın geçmişte Avrupa’da bulunan ve içlerinde, çoğunluğu teşkil etse veya etmese bile, Müslümanların da bulunduğu devletleri parçalayarak ve eğer Müslümanlar çoğunlukta iseler, onları soykırıma tabi tutarak ve mutlaka ne kadar geç olursa olsun ilerde asla bir araya gelme imkânı olmayacak şekilde ayırarak kurdurdukları devletlere bakmamız yeterli idi.
Sonunda hem bu devletler ve hem de Mısır’dan Tunus’a kadar olan Müslüman devletler için öngörülen yeni düzen, Hırıstiyan ve Yahudi milletlerden oluşan devletler tarafından gerçekleştirildi. Tabii kendi hakkının bulunduğunu ileri sürerek bunlarla işbirliği yapan Rusya’yı da unutmamamız gerekir. Unutulmaması gereken bir husus da şudur: Yapılan iş burada bitmiş ve sonlandırılmış değildir.
Aslında bu dönüşümü gerçekleştiren devletlerin hedefi hiç şüphesiz Türkiye’dir. Çünkü Türkiye’nin topraklarından bir kısmı Yahudiler için dinlerince kendilerine vaat edilmiş topraklardır. Onlar bu topraklara ulaşmak için can atmaktadırlar.
Hıristiyan olan Devletler ise, Türkiye’nin diğer Müslüman Ülkelere örnek ve önder olmasından endişe etmektedirler. Onun için her türlü tedbiri almaları da onlar açısından zorunludur.
Biz savaşa girmedik ama bize iltica eden Suriyeli kardeşlerimizin ihtiyaçlarını karşılamak ve onları her hâl ü kârda misafir etmek için gerekeni yapmak da bize düştü. Onlara göre bu da bizim için maddi yönden bir kayıp demekti. Fakat biz bunu asla bu yönüyle düşünmedik ve bu konuda doğru hareket ettik.
Ancak bugünlerde Sayın Cumhurbaşkanımızın bu sığınmacıları vatandaşlığa kabul edebileceğimiz ifade edildi. Bence bu konu iyi düşünülmeli. Çünkü Üç milyona yakın bir nüfus bize iltica etti. Bir o kadarının da zayi olduğunu veya diğer ülkelere iltica ettiklerini düşünecek olursak Suriye’yi ve topraklarını vaat edilen topraklara sarkmak isteyen Yahudilere karşı kim koruyacak? Bence Suriye’nin geleceği ve dolayısıyla bizim geleceğimiz açısından bu konu önemlidir. Hem de önceliklidir.
Bu sebeple de onları kendi memleketlerinde ikamete gönderip maddi destek sağlamak daha akıllıca olur.
 
Bu yazı toplam 103 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.