1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Süt piyasası serbest bırakılmalı
Süt piyasası serbest bırakılmalı

Süt piyasası serbest bırakılmalı

İntermak Genel Müdürü Hüsamettin Sönmez, süt piyasasında yaşanan gelişmeler ve sektördeki durumu değerlendirdi. Sönmez, Türkiye’de süt üretiminin, ülke ihtiyacından kat kat fazla olduğunu kaydetti. Sönmez, sektör sıkıntılarının çözümü için de “piyasa bira

A+A-
İntermak ve Imicryl gibi markaların Konya’da doğmasına aracılık etmiş, Türkiye ve dünya pazarında özellikle İntermak markasıyla Konya’nın adını ve ürünlerinin adını duyurmayı başarmış Hüsamettin Sönmez, Hakimiyet’e özel açıklamalarda bulundu. Sanayicinin sorunlarından, süt fiyatlarındaki dalgalanmalara kadar birçok konuyu değerlendiren Sönmez, süt piyasasındaki destek politikalarının tek taraflı olarak çiftçide yoğunlaşmasının en büyük sorun olduğunu kaydetti. Sönmez ayrıca Türkiye’deki süt üretiminin, ülke ihtiyacından kat kat fazla olduğunu vurgulayarak, “Süt üretimimiz çiftçinin desteklenmesiyle arttırıldı. Ancak aynı doğrultuda sanayici desteklenmediği için çiftçi ile süt ürünleri üreticileri arasında bir fiyat çakışması yaşanıyor. Destek politikaları iki taraflı yapılmalı ve piyasa biraz daha kendi haline bırakılmalı.”dedi.

Öncelikle sizi ve firmanızı tanıyabilir miyiz?
Hüsamettin Sönmez, Makine Mühendisiyim. 59 yaşındayım, İntermak’ın kurucusuyum, 26 yıldır bu marka adı altında işlerimi yürütüyorum. 1926 yılında kurulan İntermak firması, temel olarak gıda sektöründe çalışıyoruz. Hem gıda makinaları üretiyoruz, hem de gıda katkıları üretiyoruz. Makine konusunda da sütün taşınmasından paketlenmesine kadar olan her şeyi kurup anahtar teslim projeler yapıyoruz. Bu projeler yurt içinde de olabiliyor, yurt dışında da. Her türlü hizmeti sunmaya çalışıyoruz. Bunun yanında peynir mayası, bazı temizlik ürünleri ve bazı gıda katkıları ile bazı gıda kimyasallarının bazılarının üretimini, bazılarının da ticaretini yapıyoruz.

İntermak olarak kaç farklı üretim yapıyorsunuz?
3 ana faaliyet diyelim. Biri makine ve ekipmanları, gıda katkıları ve endüstriyel temizlik ürünleri.

Şuana kadar anahtar teslim kaç fabrika kurulumu yaptınız?
Bu konuda net bir rakam vermem doğru olmaz. Şimdiye kadar çok sayıda projeye imza attık. Ancak sadece fabrika kurulumu olarak değil, bu işi makine ekipmanlarının satışı ve yedek parça servisi olarak da görmek gerekiyor. Bu şekilde sayısız projenin içinde imzamız vardır diyebilirim.

Sektörünüzde Konya’ya düşen ağırlık nedir?
Bizim sektörümüz için Konya’nın ağırlığı az. Yurt dışına da çalıştığımı için, bunun bir de Türkiye geneli boyutu var. Bu çerçeveden bakıldığında Konya’ya kurulan tesis vs. olarak, gelen yoğunluk daha az oluyor. Yani sözünü ettiğimiz ağırlığın bir bölgeye çekildiğini görmek için, her yıl o bölgede en az 2-3 tane süt fabrikası kurulması gerekiyor. Tabii şu boyutu var, mevcut fabrikalara makine ekipmanı verdiğimiz çokça oluyor.

Bu işi Konya’da yapan kaç firma var? Sizce bu firmalar arasındaki konumunuz nedir?
Konya’da bu işi yapan en güçlü firma biziz. Bizden başka büyük çalışan bir arkadaşımız daha var. Ondan sonra büyük işletme olarak değil de küçük atölye tarzında bu işi yapan arkadaşlarımız var. Hatta bu işi Türkiye genelinde düşündüğümüzde de, bu tarzda tesisi kurabilen de çok fazla yok. Olan firmalar var, ancak bunların sayısı da 8-10’u geçmez.

Peki sektörünüzdeki rekabet ortamı nasıl? Türkiye piyasasında bu sektörde ezeli bir rekabet söz konusu mu?
Rekabet tabii her sektörde olduğu gibi bizde de var. Bu rekabette değişik segmentlerde oluyor. Yani komple firma ürünleri bazında değil, tek ekipmanlarda daha çok rekabet ortamı oluşuyor. Örneğin komple bir fabrika proje işlerinde böyle bir rekabet söz konusu olmuyor. Çünkü bunu herkes yapamıyor. Tabii bu işin ciddi bir teknik boyutu var. Hal böyle olunca büyük projelerde rakip sayısı azalıyor, rekabet ortamı da ortadan kalkıyor. Burada teknik ekipmanlarınız, teknik elemanlarınız ve firmanızın mali yapısı ön plana çıkıyor. Ne kadar güçlüyseniz rakip sayınız ve rekabet ortamınız o derece de azalıyor.

Peki yurt dışı piyasasındaki rekabet şartları nasıl?
Yurt içi piyasada biraz önce saydığım etkenlerde yeterli seviyeye geldikten sonra, iç pazarda rekabet ortamından canınız yanmıyor. Bu sizin gelişmişliğinizi ortaya çıkarıyor. Bu adımdan sonra yurt dışı piyasası işin içine giriyor. Sizinle beraber Hindistan, İtalya ve Çin gibi büyük ülkeler ve firmaları karşınıza çıkıyor. Ancak bu bizim için büyük bir engel değil, güçlü yapımız itibariyle büyük ülkelerin büyük firmaları ile dünya pazarında her türlü rekabete girebiliyoruz.

Siyasette ve gündemde yaşanan gelişmeler sektörünüzü nasıl etkiliyor? Genel itibariyle sektörünüz kırılgan bir yapıya mı sahip?
Hayır. Sektörümüz genel itibariyle böylesine çıt kırıldım bir yapıda değil. İşin siyasi tarafı bizim sektörü çok fazla etkilemiyor. Ancak doğal olarak ekonomik gelişmeler işlerimizi doğrudan etkiliyor. Mesela süt üretiminin çok fazla olması ya da perakendecilerin alım gücündeki düşmeler, daha da indirgersek yağış durumuna bağlı yem fiyatlarının değişmesi gibi etkenler bizim sektörümüze olumlu ya da olumsuz etkiler oluşturabiliyor. Burada süt ve süt ürünleri temel gıda ihtiyaçları arasında olduğu için, çarkın bir şekilde dönmesi gerekiyor. Sütün alternatifi ya da ikame ürünü olmuyor.

Türkiye’de yıllardır yaşanan süt fiyatlarında bir dalgalanma ve buna bağlı gelen yoğun tepkiler var. Üretici fiyatların düşüklüğünden, sanayici de süt fiyatının yüksek olduğundan şikayetçi. Bu neden kaynaklanıyor, bu sorun nasıl aşılabilir?
Bu aslında ülkemizde süt desteklemelerinin plansız yönetilmesinden kaynaklanıyor. Mesela geçmiş dönemlerde 10 milyon tonun altında olan süt üretimi şuan yıllık 18-19 milyon ton civarında. Ancak tüketim buna bağlı olarak aynı düzeyde artmadı. Bu duruma etkili olan; hükümet politikalarının süt üretimini, çiftçiyi destekler nitelikte olması ve verilen teşviklerin cazip gelmesi oldu. Ancak aynı doğrultuda bu işi endüstriyel olarak yapan firmalar desteklenmedi. Üretim arttı, sütü hammadde olarak düşünürsek hammadde geliyor ama işleyecek insanlara yardım yok. Buna ek olarak üretim artınca sanayici arkadaşlarımız haklı olarak süt fiyatlarını aşağı çekmek istediler. Bu sefer çiftçi üretim maliyetlerimiz fazla diye karşı çıktı. Yıllardır yaşanan sorunun temel sebebi bu. Şuan yıllık süt üretimimiz ülke ihtiyacından kat kat fazla, Türkiye içinde süt ve süt ürünlerini tüketmeye vatandaşlarımız teşvik edilmeli ve destekler tek taraflı yapılmamalı. Bu şekilde sorunun bir çözüme kavuşabileceğine inanıyorum.

Peki süt fiyatındaki dalgalanmalar nasıl önlenebilir?
Burada Avrupa’da uygulanan sistem devreye sokulabilir. Orada devletler, süt üretiminin fazla olduğu zamanlarda üreticiye teşvik ve destekler sağlayarak süt fiyatının aşağı çekilmesini önlüyor. Çiftçi zarar etmiyor. Aynı şekilde süt üretimi azaldığı zamanda da sektörü kendi haline bırakıyor. Bu şekilde hem iki tarafında hem zarar etmesinin önüne geçiliyor, hem süt fiyatındaki dalgalanma ortadan kayboluyor.

Peki Hüsamettin Bey, son olarak sektörünüzde ve genel olarak sanayicilerde yaşanan sorunlar nelerdir?
Sektörümüz içerisindeki sorunlara biraz önce saydığımız desteklerin plansızlığını ve süt fiyatlarının adil şekilde sabitlenemediğini sayabiliriz. Bunun çözümü için süt piyasasının biraz kendi seyrine bırakılması gerekiyor. Buna verilebilecek en güzel örnek bana göre; Türkiye’de neredeyse hiçbir sektörde ürün fiyatını devlet belirlemezken, süt piyasasında fiyatı devletin belirlemesi ve taban fiyatın altında süt alan üreticinin desteklerden mahrum kalması adil bir ortam oluşmasının önüne geçiyor. Piyasa biraz daha kendi haline bırakılabilir diye düşünüyorum.

Genel olarak sanayiciler olarak bizlerin sorunlarına değinecek olursak; üzerimizde çok büyük yükler var diyebilirim. Bunun başında vergi yükümlülükleri geliyor. Sanayiciler her attığı adıma vergi ödüyor diyebilirim. Tamam vergi mutlaka ödeyelim ödüyoruz da ancak bu yük boyutundan biraz daha hafifletilerek, sanayici de memnun edecek hale getirilebilir. Bunun yanında teknik eleman sorunu ve mesleki eğitim veren okullara verilen önemin azalması da ayrıca bir sorun. Örneğin biz teknik bir iş yapıyoruz. Teknik liseden mezun işe kafası yatkın adamları değil de vasıfsız elemanları buralarda yetiştirmek bizleri oldukça zora sokuyor. Teknik lise okumuş ya da meslek yüksek okulu okumuş insanlar yönlendirilsin. Kalifiye personelle işlerimizi yürütebilelim istiyoruz. Bu sorunu çözebilirsek bana göre çok büyük görünen sorunların birçoğunu da çözmüş olacağız.

Hüsamettin Bey, verdiğiniz değerli bilgileriniz ve hoş sohbetiniz için teşekkür ediyor, çalışmalarınızda başarılar diliyorum.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.