1. YAZARLAR

  2. Mehmet Kaçar

  3. ‘SÜTÜMÜ HELAL ETMEM’ NE KADAR DOĞRU?
Mehmet Kaçar

Mehmet Kaçar

Yazarın Tüm Yazıları >

‘SÜTÜMÜ HELAL ETMEM’ NE KADAR DOĞRU?

A+A-

Özellikle gençlerin duya duya adeta kulaklarının sağır olduğu bir sözdür bu; “sütümü helal etmem!” Acaba hemen hemen her anne neden bu sözü evladına der ki? Emir ve/veya annelerin isteklerine karşı çocuklarından karşılık veya direnç gördüklerinde; beklemedikleri bir muhalefet ile karşılaştıklarında. Orta yerde hiç bir şey yokken bu sözler anneler tarafından söylenmeyeceğine göre, önce sözü edilen emir ve isteklere bir göz atmakta fayda var.
Kur’an, anne-baba hakkını çok önemsemiş; onu Allah’a itaatin hemen ardından zikretmiş ve demiş ki: “ Rabbin şunları kesin olarak buyurdu:” O’ndan başkasına kulluk etmeyin, anne-babaya da ihsanda bulunun iyilikle, güzellikle muamelede bulunun...”(İsra,23). Bu ayette bir şey dikkatinizi çekmiştir sanırım; itaat Allah’a, ihsan anne-babaya. Anne-babaya itaat değil. Neden? Çünkü anne-baba da beşerdir, yanılabilir. Anne-babanın emir ve istekleri Allah’ın muradı ile uyum sağlayamayabilir, hatta O’nun muradına aykırı şeyleri emredebilir; çocuklarına verecekleri emirlerle, izhar edecekleri arzularla günaha, hataya, yanlışa sürükleyebilir.
Bu durumu Kur’an çok açık bir şekilde anlatır. Der ki; “Biz insana, yapacağı en hayırlı iş olarak, annesine ve babasına iyi davranmasını bildirdik. Ama bununla beraber, onlar senden, hakkında bilgin olmayan bir şeyi, Bana şirk koşmasını isterlerse, itaat etme! Hepinizin dönüşü Bana’dır ve ben de yapageldiğiniz şeyleri bir bir bildirip karşılığını vereceğim.”(Ankebut, 8) Lokman Suresi’nde de: “Şirki emretmeleri durumunda onlara itaat etme” dedikten sonra farklı bir fezleke ile sonlandırır: “Fakat dünya da onlarla iyi geçin.”( Lokman, 15).
Yukarıda meallerini verdiğimiz üç ayet mealini de bir bütün olarak düşündüğümüz de anladığımız şudur; itaat ile ihsan birbirinden farklı şeylerdir. Anne-babanın emir ve istekleri Allah’a isyanın söz konusu olmadığı durumlarda dikkate alınmalıdır. Israrcı olmaları durumunda itaat edilemez ama onlarla da iyi geçinme kapıları her daim açık bırakılır. 
Pekâlâ, Allah’a isyan yok, açıkça harama, günaha teşvik veya emir yok ama istedikleri şey çocuğun iradesi, isteği, arzusu ile çatışırsa. Zaten işin gelip dayandığı nokta burası. O zaman müşahhas örnekler üzerinden konumuzu açıklamayı sürdürelim; “ Bu kızla veya o dul kadınla evlenmeyeceksin; karını(eşini) boşa; şununla konuşmayacaksın; yoksa...” Evet yoksa ne olur?”.. İşte o zaman o meşhur söz geliyor;”sütümü sana helal etmem”.
Neredeyse anne-babalar çocukların büyüdüklerini, hem Allah hem de halk nezdinde müstakil, bağımsız, kendi kararlarını kendi verebilecek ve bedeline de katlanacak yetişkin bir kişi olduğunu kabullenmiyorlar. Yani bizim burada demek istediğimiz şey şu, anne-baba çocuğum da dese, artık o bir çocuk değil. Örneğin vermeye çalıştığımız hadiselerde almış olduğu ailevi terbiyeye göre anne-baba görüşünü nazara alır, rızalarını gözetir, ama bu demek değildir ki, evlenen yada boşanan anne-babadır. Anne-baba, kanaatlerini, sesli düşüncelerini, delilleri ile izhar eder ve sonucu çocuğuna bırakır. Çocuğun yaptığı tercihi beğenmeme durumunda “sütümü helal etmem” deme bir anlam içermez. Bu tam da bir istismar olur. O yaşlarda iken çocuğa süt verme ( yani çocuğu emzirme- süt annesi bulma vb.) anne-babanın çocuğuna karşı yapmakla yükümlü olduğu görevidir. Başka bir tabirle çocuğun anne-babası üzerindeki en doğal olan bir hakkıdır. Hatta bunun tersini dahi söylemek mümkündür; haksız gerekçelerle çocuğuna süt emzirmeyen, bakım ve görünümünü hakkıyla yapamayan anne-baba üzerinde çocuğun hakkı vardır.
Yalnız bu, demek değildir ki, anne-babanın çocuk üzerinde ki hakkı yoktur. Tabiki de vardır. “İhsanla muamele edin”, “öf bile demeyin” ve benzeri ayetlerin işaret ettiği temel konu da zaten burasıdır. Diyelim ki anne-baba bakıma muhtaç bir hale geldi ve çocuk görevini yapmıyor. İşte burada anne-babanın hakkını helal etmem deme hakkı vardır; yoksa süt emzirdiğinden dolayı değil. İki şeyi birbirine karıştırmamakta çok ciddi fayda vardır. yanlış yorumlara konu edilen dini inanç, emir ve tavsiyeler ya da dini hissiyata yaslanıp onları kendi arzularımız istikametinde istismar etmemeli. Çocuklarımızın da artık özgür, müstakil yetişkinler olduğunun yani büyüdüklerinin farkında olmalı.Meşru çizgideki kararlarına saygı duymalı, yanlışlıklarında usulüne uygun uyarı ile yetinilmelidir.
Fi Emanillah!...

Bu yazı toplam 1045 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.