1. YAZARLAR

  2. Ahmet Yıldız

  3. Tabakta bulunanlardan!
Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız
Yazarın Tüm Yazıları >

Tabakta bulunanlardan!

A+A-
Bir insan ne düşünüyor, gönlünden ne geçiriyorsa, bunu hareket ve sözleriyle belli eder; açığa vurur.
Devamlı kafasında ve gönlünde taşıdıklarının gündemde kalmasını ister.
Eski Ocak ve Meram MHP İlçe Başkanlarından Harun Meral Konya’da ortak dostumuzun cenazesinde görüştüm.”AHDE VEFA TURAN BİRLİĞİ adı altın dernek kurduğunu söyledi. Tebrik ettim. Hala koşturuyor olması sevindirici.
”Neden AHDE VEFA -TURAN İsimli bir sivil toplum kuruluşu kurmak ve geliştirmek gayretindeyiz?
Kalabalıklaşan şehir hayatının getirdiği yoğunluk esnasında farkında olmadan kalabalıklar içinde yanlızlaşan ve kendi kabuğuna çekilen fert " insan" faktörünü yeniden milli ve kültürel sosyal ilişkiler ortamına çekebilmektir ilk gayemiz.
Çatışma ve öteleme kurgusu üzerine temellendirilen Türk siyasi geleneğine yeni bir boyut kazandırarak, insanımızın politik tercihlerinin üstünde bir milli ülkü,bir milli mefkure etrafında herkesi mutabık hale getirmek amacıyla varlık ortaya koyarak hem Türkiye de, hemde Turan Coğrafyasında ortak paydalarda yani asgari müştereklerde birleşen şuurlu kitleler oluşturabilmektir orta vadede ki maksadımız.
Türk Dünyası ve Ülkemiz gerçeklerini, yanlışları ve doğruları "Her şey Türk'e göre, Türk için ve Türk tarafından" ilkesine dayanarak ortaya koymaya, yanlışları bu yanlıştır diyerek, doğruları da bu doğrudur diye işaretleyerek izhar etmeye devam edeceğiz.””
Neden yazısından bir parça aldım ve sizlerle paylaşayım istedim.
………………….
Vaktiyle bir derviş nefisle mücadelenin sonuna gelmiş, bundan sonra her tür süsten ve gösterişten arınacaktır sadece yamalı bir hırka giymekle bu iş olmayacaktır.
Hayatındaki her tür süsten de arınacaktır, onun için saç, sakal ve bıyıktan da arınması gerekmektedir.
Soluğu berberin koltuğunda alır.
---“Vur usturayı berber efendi” der.
Aynada kendini izlemektedir, başının sağ tarafı tamamen kazındığı sırada kapı açılır, içeri yağız bir kabadayı girer.
Koltukta oturan dervişin tıraş edilmiş kafasının sağ tarafına bir şaplak yapıştırır
---“ Kalk bakalım, kabak babalık, kalk ta bir tıraş olayım” der.
Dervişlik bu, sövene dilsiz, vurana elsiz olmak gerek, kaideyi bozmaz, ses çıkarmaz, usulca kalkar. Berber mahcup, fakat korkmuştur ses çıkaramaz.
Kabadayı koltuğa oturur, tıraş başlar ancak küstahlığına devam etmekte, sürekli laf atmakta “kabak aşağı, kabak yukarı” dervişle dalga geçmektedir.
Nihayet tıraş biter, kabadayı dükkândan çıkar, tam o esnada geminden boşalan at arabası yokuştan aşağı hızla üstüne gelmektedir.
Kabadayı şaşkın bir an kalır, arabanın ortasındaki demirin karnına saplanmasıyla oracıkta ölür, yığılır kalır.
Çığlığın, bağrışmanın sesine kapı önüne çıkan derviş ve berber yerde yatan kabadayıya bakarken, berber dervişe döner
--- “Biraz fazla olmadı mı? Erenler”
Derviş mahzun bakarken, düşünceli bir ifadeyle
--- “Vallahi gücenmemiştim, ona hakkımı da helal etmiştim. Gel gör ki bu kabağın bir sahibi var. O gücenmiş olmalı!”
Hikâye böyle, ama hayat da böyle!
Enseye, kafaya vurup vurup dalga geçen sahte kabadayıların, kabağında bir sahibi olduğunu, bu sahibin en affetmeyeceği şeyin, kibir ve kul hakkı yemek olduğunu unutmaya başlayanlar, koltuklarına, makamlarına, rantlarına yapışanlar bunu bir şekilde ödedikleri zaman anlayacaklar!
Can giderken vefasız Cananın gelmesi artık kıymet ifade etmeyecektir.
 
Bu yazı toplam 50 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.