1. YAZARLAR

  2. Lütfi AYHAN

  3. Taksim’de Demokrat Tahrir’de Darbeci
Lütfi AYHAN

Lütfi AYHAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Taksim’de Demokrat Tahrir’de Darbeci

A+A-
Son yaşadıklarımız bir daha gösterdi ki Batı ve Batıcılar hala iki yüzlüler, hala kendine demokratlar, hala çıkarları için tüm prensiplerinden her an vazgeçebilirler. “Can çıkar huy çıkmaz” ”huylu huyundan vazgeçmez” diye atalarımız yine haklı çıktılar. İnsan bazen “acaba mı?” diyor ama nafile!
Mısır’da iktidarda henüz bir yılını tamamlamayan, bürokrasiye söz geçiremeyen, yerleşik düzeninin medyası tarafından sürekli aşağılanan ve aleyhinde her türlü olumsuz propaganda yapılan, içte ve dışta ekonomiyi elinde bulunduranlar tarafından köşeye sıkıştırılan, asker ve polis tarafından mütemadiyen altı oyulan Mursi, ABD başta olmak üzere tüm “demokratlar” ile İslam ve insan karşıtı güçlerin (AB, RUSYA, ÇİN…) yardımı ile alaşağı edildi. Türkiye de ve dünyada güya demokrat olan bir çok batıcı, bu ihaneti ya alkışladı ya da görmemezlikten geldi. Onlara göre Mursi “baskıcı” ve “özgürlük düşmanı” idi. Alçak bir darbe sonucu iktidarı ele geçirenler kimin baskıcı, kimin zorba olduğunu daha ilk günde ispatladılar.İktidarı alır almaz ilk işleri Mursi yanlısı yayın yapan gazete televizyon ve radyoları kapatmak oldu. Kendileri Mursi döneminde özgürlük! için rahat rahat gösteri yaptıkları halde bu alçak darbeye karşı nümayiş yapan halktan yüze yakın insanı (bir kısmı namazda olmak üzere) öldürdüler. Tahrirde demokrat olanlar Adeviye de anında faşistleştiler.
Türkiye’de de durum aynı. 27 Mayıstan önce özgürlük ve demokrasi isteyenler darbeden sonra en büyük faşist oldular ve halkın seçtiği insanları bile asmaktan çekinmediler. Şimdi tarihler yazıyor ki Menderesin asılmasında en büyük rolü o günün ABD si oynamış. Aynı durum 12 Eylülde, 28 Şubatta bir kez daha yaşandı. Batı ve Batıcılar, komünist ve sosyalistler Türkiye’de ve dünyada yaşanan bu zulümler karşısında hiç bir şey yapmadılar ve bundan sonrada yapmayacaklar. Yeter ki zulüm kendilerine yapılmasın. Bu nedenden dolayı biz Müslümanlar ve gerçekten ihanet içinde olmayan her masum vatandaş, uğranılan zulümlere karşı batıdan ve onların fikri ile yetişmiş yerli ortaklarından medet umarak en büyük yanlışı yapıyoruz.
Bu gün de Taksimde, Gezi parkında ve Türkiye'nin bazı il ve ilçelerinde eylem yapıp hürriyet! Özgürlük! İsteyip baskılara karşı soylu! Bir direniş gösterenler maazallah iktidara bir gelseler baskı nasıl olurmuş, insanların yaşam biçimine nasıl müdahale edilirmiş gösterirler. Çünkü onların düşünce yapılarının temelinde de Batı ( batının çocukları olan sol, sosyalist, komünist, kapitalist) ve batıcılık vardır. Daha muhalefette iken, henüz ellerinde iktidar gücü yok iken yüzlerce aracı, yakıp yıkanlar, işyerlerini tahrip edenler, kaldırımları sökenler, ekmeklerinden olan esnaflardan kendilerine tepki gösterenlerin dükkânlarını vurup kıranlar, sokakları kurdukları barikatlarla trafiğe kapatıp halkı bizar edenlerin iktidara gelince neler yapabileceklerini siz tahayyül edin. Hayalinize yardımcı olmak için bir tüyo vereyim: Mao’nun Çin’de yaptıklarını hatırlayın. Lenin’in Rusya’da, Polpot’un Vietnam’da, PKK nın Güneydoğuda yaptıklarını düşünün yeter. Suriye’de gözümüzün önünde yaşananları görün manzara tam netleşir: Yüz bini geçen ölü sayısı, yurdunu terk etmek zorunda kalan Milyonlarca göçmen, harap olmuş bir ülke…
İnsanlığa batıdan ve batıcılardan bir fayda gelmeyeceğini 1. Ve 2. Dünya savaşlarında dökülen milyonlarca(40 milyona yakın insan öldü) insanın kanı bize göstermişti aslında. Batının çocukları olan kapitalizm, faşizm, komünizm, sosyalizm insanlığa gözyaşından başka ne verdi ki! Bu sebepten dolayı Mısırda olanlara şaşmamak gerek. Tahrirde demokrasi katledilirken katillere her türlü yardımı sağlayan demokrat, özgürlükçü, insan haklarına saygılı batı ve onların yardımı ile iktidara gelenler Mısırda ne yaptıysa, maazallah taksimdekiler de başarılı olsa Türkiye de de aynısını yaparlar.Bu nedenlerden dolayı sağcı solcu, alevi sunni, Türk Kürt tüm vatandaşlarımızın Milli şairimiz Akif’in yıllar önce haykırdığı şu mısraları asla unutmamamız gerektiğini düşünüyorum:
“Tükürün Ehl-i Salîb'in o hayasız yüzüne!
Tükürün onların aslâ güvenilmez sözüne!” 
Bu yazı toplam 44 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.