1. YAZARLAR

  2. Mustafa ÖZYURT

  3. Takvanın Mecraları
Mustafa ÖZYURT

Mustafa ÖZYURT

mustafa özyurt
Yazarın Tüm Yazıları >

Takvanın Mecraları

A+A-
Allah’ın dostluğuna ve sevgisine takva sahipleri erişmişlerdir. İmanın kuvvetlendirilmesi ve nefsin kötülüklerden arınması ile kemale erenler takva sahipleri, Allah’ın kendilerine ihsan ettiklerini, onlar da insanlara ihsan etmek suretiyle yansıtan yüce zatlardır.

İnsanın iman edip şirkten korunması mahiyetinde olan ilk mertebe kişinin kendi nefsi ve vicdanı arasında olan bir takvadır. İkincisi, insanın kendisiyle diğer insanlar arasındaki hususlarla ilgili olan takvadır. Üçüncüsü de, insanın kendi ile Allah arasındaki takvası ve imanıdır. Hadimi k.s. takvanın mecralarını şöyle izah etmektedir:
Bu takvanın üçüncü kısmıdır. Yani takvanın ceryan edeceği uzuvlardır. Bilki takva, ancak münkiratdan ictinapla (kötülüklerden kaçınmakla) mümkündür. Delilleri, delili zanni olsun delili kat’i olsun münkirattan kaçınmak lazımdır. Menhiyyatdan kaçınmak (yasaklanan) ve marufatın itasıyla yani güzel ve iyiliklerle emretmek ve emir olunanları ifa ile elde edilir.
Takvanın cereyan ettiği azalar: 1. Kalb: Kalb nüfh ( yüce) olunmuş ruhaniyeti latifedir. Sadrın boşluğunda sol tarafında ida olunmuş, cismi armut gibi, insandan bir cismanidir.
2. Kulak: Kulak deliğinin çukuruna döşenmiş sinirlere konmuş bir kuvvettir. Onunla ses işitilir. Hava ile visal (ulaşım) yolu ile sesin keyfiyetinin kulak deliğine gelmesi ile olan bir kuvvettir. 3. Göz. 4. Lisan. 5. El. 6. Batın.7. ferc (avret mahalli) ve 8. ayaktır.

Bu azalarla takva hâsıl olur. Veya bunlar kaybettirir. Fani âlemden bakı âleme yürüyen, şu faniyattan (geçici şeylerden yani geçici dünyadan) o baki âleme sülük eden kimseye yakışan; Her azasını her
türlü masıyetten muhafaza etmektir. Hatta onun için öyle bir meleke (alışkanlık kazanmak) keyfiyet olmalı ki, kalbe tesir edici ve masıyeti beyyin’den (apaçık isyanlardan )zorluk olmadan kaçınabilmeli.
O meleke (alışkanlık) onu müttekıler yoluna çeker. Salihler derecesine yükseltir. O takdirde Allah Teâlâ’nın dostları zümresinden olur. Onlar için kıyamet günü korku ve hüzün yoktur.
Eğer sen dersen ki, Sadatı sufiye dediler ki: Elbette, burada evvela ilim lazımdır. Saniyen ahkâmın ameli ilimle olur. Salisen, emrin ahkâmı istikametle olmalıdır. Bu üçü cem olduğu zaman bazısı bazısına yardım eder. Yani birbirlerine yardım ederler. Ve şu üç umurdan salih bir veled doğar. Oda onun neticesi, kalbin semeresi demektir. Şu velede Takva diye isim verilir. Takva ancak yukarıda bahs edilen şu üç şeye dayanmakla hâsıl olur.
Musannıfın kelamında mefhum (anlaşılması gereken), cümle masıyetten uzuvların mutlak kaçınıcı olmasıdır. (b.s.423)
Ben derim ki: Sen, hakkıyle akıl erdirenlerin, tekaddüm eden ( evvelce geçen) şeylere akıl ettiğin zaman, sen bazı şeylerin husülünü mutabıkan yani aklen meydana gelmesini uygun, bazısı tezammunen ( müştemil olduğu şeyin altındaki manayı) ve bazısı iltizamen ( zaruri olarak kabul etmek icap ettiğini, susmasını ve nerede neyin kabul edileceğini bilirsin. Takva ilim amel ve istikametin oluşumunun neticesidir. Sen kitabı ilahiyi, zamanla lüzumuna göre ilme rağbet eder, bazen amele rağbet eder, bazen de istikamete rağbet eder görürsün.
Ayeti celilelerde Hud s.a. 113)de: “Habibim, emr olunduğun gibi istikamet üzere ol. Muhakkak ol kimseler Rabbimiz Allah’tır dediler sonra istikamet üzere oldular”. İkinci ayet(Taha s.a. 114)de: ”Habibim deki, Ya Rabbi ilmimi ziyadeleştir. Ve ol kimseler ki, kendilerine dereceler noktasından ilim verildi”.
Üçüncü ayeti celilede ise Kehf s.a. 30 da. ”Muhakkak ol kimseler ki onlar iman ettiler ve ameli salih işlediler” buyurulmaktadır.
Beş kısmı beyan için 9 sınıfdan elbette lazımdır. Birincisi kalbden sadır olan münkirat. Ve ona terettüp eden afetler, belalar. Sen bil ki, kalbin salahı (düzelmesi) her şeyden ehemmiyetlidir. O bir Meliktir ki, beden kalemin de bulunan cümle azalar onun emrine inkıyad (çizgisinden gider) ve itaat ederler.
Çünkü o, tasarruf ve hükmün penceresidir. Azalar ona tabidir ve hizmetçidir. Bundan dolayı Rasülullah s.a.v Efendimiz: “Ağah olun. Cesedde bir parça vardır, o, salah olursa bütün beden salah olur. O bozulursa bütün beden fesada uğrar. Ağah olun! O kalbdir” buyurmuştur.(Devam edecek)
 
Bu yazı toplam 120 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.