1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. Taraf Olmak Ya Da Olmamak !..
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

Taraf Olmak Ya Da Olmamak !..

A+A-
Her insanın bir yönü, bir tarafı vardır.
Herkes etten- kemikten yaratılmıştır ve duyguları vardır.
Bana bazen sorarlar:
Ne taraftasın?
Ben tarafsızım derim.
Aslında tarafsız olmakta bir anlamda taraf olmak değil midir?
Açık ve net söylüyorum.
Doğru’dan, Hak ve halktan yana, ülke bütünlüğü, dinimizi savunma, Türk ve Müslüman adet ve törelerinden, Şanlı Bayrağımızın gönderde nazlı- nazlı sallanmasından yanayım.
Var mı bunun başka izahı.
Hiçbir zaman hatır için konuşmadım, hatır için yazmadım.
Bunun ötesinde Ya hukuktan, adaletten, özgürlükten, insan haklarından, demokrasiden yana taraf olmak.Ya da din istismarcısı, işbirlikçi, bozguncu, yalancı, talancı, dolandırıcılardan taraf olmak. Allah korusun…
Maalesef günümüzde bazıları hukuksuzluğu, adaletsizliği vatan evlatlarına uygun görenler çirkin kimliklerini gizlemeye devam ediyorlar.
Türkiye artık tam bir psikolojik örtülü işgal ortamındadır.
Etnik azınlıklar İslamcı kimlikleriyle; Irkı, dini, etnik, mezhep aidiyeti öne çıkartılarak, Türk Milleti’nin ortak dokusu parçalanmaya çalışıyorlar.
Kimisi Din‘i, kimisi etnik kimliği, kimisi mezhepçiliği, kimisi de çağdaşlığı istismar ediyor.
Bir milleti tek bir hedef doğrultusunda toplamak, vatan birliği ve gelişimi için çalıştırmasını sağlamak ancak ve ancak, vatan için mücadele vermiş kişi ve kuruluşlarla ilgili gerçekçi bilgileri ve vatan için verilen mücadeleleri en doğru şekilde anlatmaktan geçer.
Halk aydınlatılmalıdır. Bizler değişen ve gelişen düşünceye sahibiz. Dogmatiklerin, pragmatiklerin Türk’ün düşüncesinde yeri yoktur.Demokrasi içinde, hukuk devleti kurallarına göre hareket edilmelidir.Unutulmasın ki; Tarihleri biz yazdık, her yerde var olduk, varız, var olacağız.
Günümüzde gelişen olaylar karşısında küçük dilimizi yutuyoruz. Türkiye’nin çok önemli iç ve dış sorunları varken, etrafımız ateş çemberi iken, ortaya bir laf atıyoruz. Halk günlerce aylarca bununla ilgileniyor. Sorunlar unutuluyor. Seçim yaklaştı ve işte gündem:
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın başlattığı "kızlı erkekli ev paylaşan üniversiteli gençlere müdahale" konusunda tartışma, hukukçulara kaydı. Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, "Anayasa hükümete gençleri koruma görevi veriyor" diyerek, Anayasa'nın 58. maddesini gerekçe gösterdi. 58. madde hükümete gençleri, kumardan, suçtan ve başka kötü alışkanlıklardan koruma görevi veriyor. Ancak Türkiye'de üniversiteye başlama yaşı 17 ila 18 arasında. Türkiye'de yeni sistemde çocuklar ilkokula 6 yaşında başlıyor, liseyi bitirene kadar toplam 12 yıl okuyorlar. Böylece yaşları 18'e ulaşıyor. Dolayısıyla, tartışma konusu olan üniversiteli gençlerin çok büyük çoğunluğunun yaşı 18 ya da üzeri. Peki, Anayasa'da Bekir Bozdağ'ın atıfta bulunduğu maddedeki "genç", Türk hukuk sistemine göre kimi işaret ediyor?
18 yaşını geçmiş kişilerin, kadın ya da erkek, aynı evde bulunmaları konusunda kanun gereği ailelerin bile müdahale hakkı bulunmuyor. 18 yaşını geçmiş bireylerin temel hak ve özgürlükleri, Anayasa ile koruma altına alınmış durumda. Kişinin özel hayatı ve konut dokunulmazlığı "Anayasa'daki temel haklar" arasında bulunuyor.
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'na ve daha sonra değişen kanunlara göre komşular, ancak gürültü gibi, evde hayvan beslemek gibi konularda, şikâyetçi olabiliyorlar. Ancak şikâyet çerçevesinde tek yapabildikleri de, Sulh Hukuk Mahkemesi'ne "gürültüyü giderme, ya da apartman dairesinin, evin tahliyesi" için dava açmak. Bunun dışında, polisin görev ve yetkilerini düzenleyen hiçbir kanun, 18 yaşını geçmiş kişilerin bir arada bulunduğu özel mülkiyetlere, komşu şikâyetiyle müdahale hakkı vermiyor. Kadın ya da erkek, 18 yaşını geçmiş kişilerin bir arada bulunduğu evlere müdahale, ne aile, ne de komşuların şikâyet ile gerçekleşemez. Polis ancak, evde bulunanlardan birinin "zorla alıkonulduğu" şikâyeti yapması halinde eve müdahalede bulunabilir. Anayasa'da devlete gençleri kötü alışkanlıklardan koruma görevi verilirken, bundan kasıt uyuşturucu, ağır derecede alkol bağımlılığı, kumar gibi evrensel hukukun da öngördüğü alışkanlıklardır. Yoksa bir genç ya da değil, bir erkek ve kadının aynı çatı altında kalması 'kötü alışkanlık' maddesine sokulamaz. Kız, erkek yemekhanelerde de bir araya geliyorlar. Kol kola, diz dize oturuyorlar. O zaman yemekhaneleri de, toplu taşım araçlarını da ayıralım.
Kız erkek aynı evde kalmaları, fuhuş, suçuna girer mi? Çıkartılan yasalara göre asla girmez. Çünkü fuhuş, para karşılığı bir erkekle bir kadının birlikte olmasıdır. Bir erkek, cebren ve şiddetle bir kadınla birlikte oluyorsa bu da suçtur. Yoksa bir kadın ya da erkeğin, kendi hür iradesiyle birlikte olması suç değildir.
Ama gündem yaratanlar toplumun çok büyük bölümünün yapısını, düşüncesini bildiği için böylesi fikirler ortaya atarak, ortalığı bulandırıyor, havayı dumana boğuyor. Kurt dumanlı havayı sever.

 
Bu yazı toplam 132 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.