1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. TARIM VE TÜRKİYE
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

TARIM VE TÜRKİYE

A+A-

Türkiye’de 14 Mayıs  Çiftçiler Günü olarak kutlandı. Ankara’da  çiftçiler toplandı.  Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı  Şemsi Bayraktar ve bazı çiftçi kuruluşlarının yöneticileri burada konuştular. Bu yazıyı  15-16 Mayıs tarihinde yazmam gerekirdi.Ancak sizlerde takdir edersiniz ki, Türkiye’de gündem öylesine hızlı değişiyor ki, yetişemiyoruz ve bu yüzden 14 Mayıs sonrası yazmam gereken yazıya sıra bugün geldi.

Bende köylü çocuğuyum,

Benim rahmetli babam da kendi çapında çiftçi idi.  Kökenimizin çiftçi olması  köylü ve çiftçinin sorunlarından bizi kopartmadı. Her zamanda köylü olmakla iftihar ettim.

Şimdi 1950-60 lı yıllara dönmek istiyorum. O yıllarda çiftçilik çok zordu. Bir çok kimse öküzle  eker, orakla biçerdi.Ancak yine de mutlu idi.

O yıllarda dünyada yaklaşık 180 ülke vardı. Bu ülkeler içinde  Türkiye tarım ürünleri ithalatı yapmayan 5-6 ülkeden birisiydi. Kendi ekinimizle, kendi tohumumuzla çiftçilik yapılmaktaydı.

O yıllarda zaman zaman tartışma konusu olurdu.

Türkiye tarımla mı kalkınacak, sanayi ile mi?

Zamanın hükümeti ve  Başbakanı olan  merhum Süleyman Demirel “ Tarımı ihmal etmeden, sanayi hiçe saymadan kalkınacağız.” derdi.

Kimse kusura bakmasın,şimdi o günler aranıyor gibi geliyor bana…

Genel Başkan Şemsi Bayraktar ile çeşitli defalar görüşüp, haber yaptım. TV programlarına çıktım.  “Son görüşmemde ise aynen şu sözü etti:
“ Derdimiz çok ama, dam alçak, değnek kalkmaz!”

Bunun ne anlama geldiğini ben biliyorum ama, varın siz düşünün. Geçmişte AP, tarım ve sanayi arasında takdir edilmesi gereken bir denge kurmuştur. Bu başarıda partinin kalkınma anlayışı ve DPT'nin büyük ağırlığı vardır. Tarım politikası doğrudan çiftçinin desteklenmesini amaç edinmiştir DP'nin 27 Mayıs askeri darbesiyle devrilmesinden sonra askeri yönetimin Türkiye'ye getirdiği DPT ve MGK iki önemli kurumdur. DPT'nin hazırladığı I. Kalkınma Planı Türkiye'yi tarım toplumu olarak ele almıştır. Böylece tarım kesiminde kooperatifçilik öne çıkmış, destek görmüş ve kooperatif birliklerinin kurulmasına büyük önem verilmiştir.

Tariş, Antbirlik, Fiskobirlik, Çukobirlik, Yerfıstık Birliği vb. böylece çiftçiyi güçlendiren, onu ekonominin dalgalanmalarına ezdirmeyen kurumlar olmuştur. Ancak zamanla buralar siyasilerin cirit alanı olmuş ve buralar adeta terörist yuvası haline getirilmiştir.Merhum  Demirel bu birliklere büyük önem vermiş, birlikler çiftçiyi destekleme politikalarının güçlü bir aracı olmasına karşın, dejenerasyona uğramıştır.Gerçek şu ki,

Üretim yapması, çiftçiye destek vermesi ve istihdam yaratılması için kurulan kuruluşlar amacından çıkıp, grev yapan, boykot yapan, çalışmadan para kazanılan yerlerden olmuş ve amacından saptırılmıştır. Bundan dolayı gelen hükümetler belki de haklı olarak buraları temizlemiş, küçültmüştür ama olan çiftçiye, Türk tarımına olmuştur.

14 Mayıs’ta ise Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu  son 15-20 yıldır tarıma aksamaları açıklamıştır. Bu raporda çiftçiler: "Üretmek istiyoruz zarar ediyoruz. Bu yüzden üretemiyoruz. Ürettiklerimizin satışından elde ettiğimiz gelir, maliyeti bile karşılayamıyor. Çiftçi borç batağı içinde yüzmektedir” demektedir.

Resmi istatistiklere baktığımız zaman durum çok daha  korkunçtur. Tarım alanları , 2002'de 26 milyon 579 bin hektar iken, 2016'da 23 milyon 900 bin hektara indi. 3 milyon hektar arazide çiftçi üretim yapmaktan vazgeçti.Çayır ve meralar 2002'de 14 milyon 617 bin hektar iken, 2016'da 14 milyon hektara geriledi.

Köylerin ortak mal varlıkları olan otlak, mera ve tarlaları satılmaya başlandı. Aynı zamanda Büyük Şehir Yasasıyla çiftçilerin üretim hakları ellerinden alınıyor. 2004-2016 yıllarını kapsayan süreçte tarıma sağlanan destek sadece 3,7 kat artarken, bankaların verdiği nakdi kredi miktarı 13,5 kat artmıştır. Çiftçilerin takibe düşen kredi miktarı ise 9 katına çıkmıştır.

Nüfusumuz 45 milyon iken hayvan sayısı 83 milyondu. Kişi başına yaklaşık 2 hayvan düşüyordu. Şimdi nüfusumuz 80 milyona dayandı ancak hayvan sayısı 50 milyon civarında.Et ve süt fiyatlarının önüne geçilemiyor.Çiğ süt fiyatları 2014'ten bu yana artırılmadı. Yem fiyatları ise her yıl sürekli yükseldi.

Çiftçinin kullandığı akaryakıt, gübre ve ilaç fiyatlarının fiyatı ağızları uçuklatıyor ve yükselişini sürdürüyor.Çiftçi tohumuyla çiftçidir.

 Buğday üretim alanı 2002'den 2016'ya 1,5 milyon hektar daraldı. Türkiye bugün buğday ithal ediyor. 2002'de 492 binin üzerinde aile şeker pancarı ekiyordu. 2016'da 106 bin aile ancak pancar ekebildiği görülmektedir.2002'de 7 milyon 210 bin 770 dekar arazide pamuk ekiyorduk, 2016'da 4 milyon 800 bin dekara düştüğü resmi kayıtlardadır. Tütün üreticisi 10 kat azaldı.

Umarım ki, yeni dönemde  Türk çiftçisinin bu durumu göz önüne alınır ve yakında başlayacak olan hasat dönemi ile çiftçiye yeterli destek verilerek, kötü gidişe son verilir.

Bu yazı toplam 267 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.