1. YAZARLAR

  2. Dilek Bülbül

  3. Taşra’dan Saray’a: Ebu Said Muhammed el-Hâdimî (1)
Dilek Bülbül

Dilek Bülbül

Yazarın Tüm Yazıları >

Taşra’dan Saray’a: Ebu Said Muhammed el-Hâdimî (1)

A+A-

Kâmil O’dur ki koya her yere bir eser

  Eseri olmayanın yerinde yeller eser” diyerek bu söze yakışır bir ömür süren Hâdimî Hazretleri İslâm hukuku ve ahlakı konusunda birçok eser yazmıştır. 63 eseri arasında Tarikat-ı Muhammediye, Besmele Şerhi, Nakşibendi Risalesi, Mecmüat’ür Risale en çok bilinenlerdir. Mecami’ul-Hakayık eseri ise Mecelle’nin küllî kaidelerine kaynak olmuştur. Ayrıca; bir divanı dolduracak kadar şiir yazmış olduğu da bilinmektedir.

            Bir Derviş torunu ve bir Hadimli olarak Hadim’e ismini veren, burayı 18.yüzyılın önemli bir ilim merkezi haline getiren Ebu Said Muhammed el-Hâdimî’yi şüphesiz ki anlatmamak olmazdı. Dedeleri Buhara’dan ilmi ve fazileti yaymak için göç eden ailenin bölgeye yerleşmeleri 1400’lü yıllarda olmuştur. Önce Bolay’a daha sonra Hadim’e yerleşen aile Konya’nın en köklü ailelerinden biri olarak kabul edilir. Ailede el-Hâdimî nisbesiyle tanınan ilk kişi olan babası Karahacı Mustafa Efendi birçok âlim yetiştirmesi sebebiyle “Fahru’r-Rum” yani; “Anadolu’nun medar-ı iftiharı” namı ile anılırdı ve zamanın ünlü Nakşibendî şeyhinin Anadolu’daki halifelerinden de birisiydi.

            Âlim, mutasavvıf ve hukukçu bir kişiliğe sahip olan Hâdimî, 1701 yılında Hadim’de doğmuştur. İlk eğitimini 5 yaşındayken o dönemin ünlü âlimi olan babası Kara Hacı Mustafa Efendi’den almıştır. Babasının Hadim’deki medresesinde ilk olarak Kur’an eğitimi alan Hâdimî 10 yaşında Kur’an-ı Kerim’i ezberlemiştir. Bunun yanı sıra tasavvuf eğitimi alan Ebu Said Arapça ve Farsça’yı da hızlı bir şekilde öğrenmiştir. Tahsilini ilerletmesi için babası tarafından Konya Karatay Medresesi’ne gönderilmiş ve burada 5 yıl aralıksız ders aldıktan sonra hocası İbrahim Efendi’den icazetini alarak Hadim’e geri dönmüştür.

Karatay Medresesi’nde eğitim aldığı süre zarfında çalışkanlığı ve zekâsıyla hocası İbrahim Efendi’nin dikkatini çeken Ebu Said Muhammed’i bir gün hocası yanına çağırır ve şöyle der: “Oğlum Said Muhammed, medresede beş yıla yakın bir zaman tahsil gördün ve benden alacağını aldın. Artık benim sana verecek bir şeyim olmadığı gibi, Konya’da da sana ders verecek bir hoca yoktur. Şimdi senin yapacağın bir şey var. Konya’yı terk edip İstanbul’a gitmek. Orada müderris Kazabadî Ahmet Efendi’yi bul ve imtihanını ver. Seni benden sonra ancak o talebe olarak kabul edebilir”. Hocası İbrahim Efendi’nin tavsiyesi üzerine İstanbul’a giderek dönemin Şeyhülislam’ı Kazâbadî Ahmet Efendi’den 8 yıl ders almıştır. Buradaki eğitimi sırasında mümkün olduğunca kütüphanelerden de faydalanmış, babasının vefatıyla memleketine dönmeye karar vermiştir. 14 yıl ailesinden ve memleketinden uzak kalan Hâdimî 32 yaşında dört katır yükü kitapla Hadim'e dönmüştür. Hadim'e geri döndükten sonra Hadim’de babasının kurduğu medresede görevine başlamıştır. Burada Arapça, Farsça, fıkıh, tefsir, kelam, hadis ve edebiyat gibi dersler vermekle kalmamış; Anadolu’nun birçok yerinden gelen sayısız ismi de yetiştirmiştir.

                                                                                                Haftaya Devam Edecek.

 

Bu yazı toplam 1916 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar