1. YAZARLAR

  2. Mehmet BİNA

  3. "TEBESSÜM SADAKADIR."
Mehmet BİNA

Mehmet BİNA

Yazarın Tüm Yazıları >

"TEBESSÜM SADAKADIR."

A+A-

Ebu’d-Derdâ -Radıyallâhu anh- konuşurken sıkıntılı bir anında bile olsa hep tebessümle konuşuyordu. Merak edip sordular:
“Niye hep tebessümle konuşuyorsun?”
Şu cevabı verdi:  “Çünkü ben Allah Rasûlü’nü hep tebessümlü gördüm.”
Tebessüm, muhabbetin ifadesidir. Bütün mahlûkata Hâlık’ın nazarıyla bakmanın ifadesidir. Efendimiz nazarında mahlûkata merhametin ufukları, yaş bir dala kadar uzanır. Efendimiz, yaş bir dalın bile koparılmasını istemiyor. Yavrularını emziren bir köpeğin rahatsız edilmemesini istiyor.
O, âlemlere rahmet olan Efendimiz, hayatta olmayanları dahi merhamet kanatları altına alıyordu. Nitekim vefatına yakın günlerde Baki ‘ Mezarlığı’na gitti, ölülere dua etti.
Ne kadar şamil bir merhamet! Orada sahabelere kısa bir sohbetten sonra; “–Kardeşlerimizi görmeyi çok isterdim. Onları ne kadar da özledim!” buyurdu.
Ashâb-ı kiram:
“–Biz Sen’in kardeşlerin değil miyiz Yâ Rasûlâllah?” dedi.
Efendimiz:
“–Sizler benim ashabımsınız, kardeşlerimiz ise henüz gelmemiş olanlardır.” buyurdu.
Bunun üzerine Ashâb-ı Kiram:
“–Ümmetinden henüz gelmemiş olanları nasıl tanıyacaksın ey Allah’ın Rasûlü?” dedi.
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:
“–Bir adamın alnı ve ayakları ak olan bir atı olduğunu düşünün. Adam bu atını, hepsi de simsiyah olan bir at sürüsü içinde tanıyamaz mı?” diye sordu.
Sahabe:
“–Evet, tanır ey Allah’ın Rasûlü!” dedi. Bunun üzerine Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:
“–İşte onlar da abdestten dolayı yüzleri nurlu, el ve ayakları parlak olarak geleceklerdir. Ben önceden gidip havuzumun başında ikram etmek için onları bekleyeceğim. Dikkat edin! Birtakım kimseler yabancı devenin sürüden kovulup uzaklaştırıldığı gibi benim havuzumdan kovulacaklar. Ben onlara; «Buraya gelin!» diye nida edeceğim. Bana:
«–Onlar Sen’den sonra hâllerini değiştirdiler, (Sen’in sünnetini takip etmeyip başka yollara saptılar.)» denilecek. Bunun üzerine ben de:
«–Uzak olsunlar, uzak olsunlar!» diyeceğim.” (Müslim, Tahâret 39, Fedâil 26)
Efendimiz daha sonra Mescid-i Nebevî’ye döndü. Sahabeyi topladı ve şöyle buyurdu;
“Ashabım! Kimin malını aldımsa işte malım, gelsin alsın. Kimin sırtına vurdumsa işte sırtım, gelsin vursun.”

Bu yazı toplam 221 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar