1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. TEHDİT SEVİYESİ DÜŞÜYOR MU, YÜKSELİYOR MU?-1
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

TEHDİT SEVİYESİ DÜŞÜYOR MU, YÜKSELİYOR MU?-1

A+A-

Değerli okur kardeşlerim, uzun zamandır yazılarımda İslam toplumu üzerinde kurgulanan çirkin oyunlarla zalimlerin ulaşmaya çalıştıkları hedefe dikkatinizi çekmeye çalışıyorum. Bizim Müslümanlar olarak içine düştüğümüz en bariz hata, küçük bir başarı karşısında yelkenleri suya indirmek oluyor. Hakikatte üzerimizde oynanan bir oyunun parçası haline getirildiğimizden haberimiz dahi olmuyor. Küçük bir mutlulukla uzun zaman boyunca yetinmeye çalışıyoruz. Elde edilen başarı karşısında çabucak gevşiyoruz. Aslında o başarının dahi oynanan kumpasın bir parçası olduğunu anlayamıyoruz. Şekle ve görünene göre hareket eden bu yapımız İslam toplumları olarak yapımızda kronikleştiği için bunu çok iyi tahlil eden küfür toplumları devamında bünyemize zerk edeceği zehri kademe kademe ve bize şirin görünerek ya da göstererek gerçekleştiriyor. Algımızda yanılgılar üzere çirkin planlarını tatbik eden Amerika, oyunu olabildiğince profesyonelliğe dayalı tarz ve çabalarla oynamaya çalıştığı için, gözleri önüne perde çekilen İslam toplumlarının mazlum vatandaşları iyi niyetinin kurbanı oluyor. Bu da maalesef zamanla oldukça pahalıya patlayan bir realiteye dönüştüğünde tamamen geç kalmış oluyoruz. Bu konuda Yeni Şafak gazetesi yazarlarından İbrahim Karagül’ün oldukça dikkat çekici tespitlerini okudum. Olayın perde arkasını mümkün mertebe bağımsız bir gözle süzgeçten geçiren Sayın Karagül’ün tespitlerine sonuna kadar katılıyor ve buradan bazı bölümlerine dikkat çekmek istiyorum.

Karagül yazısında; “Aylardır bir büyük tehlikeden söz ediyorum. Her geçen gün Türkiye’ye daha da yaklaşan bir tehdit, ülkemizin geleceğini mahvedecek bir gelişme hakkında kendimce uyarılar yapmaya çalışıyorum. 15 Temmuz’u yaşamış bir millet olarak bir teyakkuz çağrısı yapıyorum. Çünkü biliyorum ki, 15 Temmuz bitmedi, müdahale dönemi kapanmadı, Türkiye’ye yönelik çokuluslu saldırı yeni bir formatla karşımıza çıkmaya hazırlanıyor.

Kamuoyu operasyonlarına maruz kalmadan, onların etkisinden sıyrılarak güneyimizdeki gerçeği açık ve net olarak görmek zorundayız. Çünkü Türkiye için önümüzdeki yıllarda en büyük tehdit Güney’den gelecektir ve bu, ülkemizin gelecek hesaplarını sıfırlama gücüne sahip olacaktır. Yani, tehlike sandığımızdan çok büyüktür ve sandığımızdan çok daha yakındır! Türkiye kuşatılmakta, çevrelenmekte, güney kapıları tamamen kapatılmaktadır.”

Yukarıda değindiğim detay tamda buna işaret ediyor. Bizim 15 Temmuz başarısı sevincimiz olanca hızıyla sürerken bir yandan da dönüp dolaşan dümenlerin tam anlamıyla farkında mıyız?

Yakalanan bu başarıyla mutlu olup avunmaya devam mı edeceğiz. Yoksa Siyonizm’in ve kapitalizmin kurduğu bu tuzağa karşı ne derece hazırlıklıyız?

15 Temmuz kirli darbe girişiminin ardından bugüne kadar çeşitli toplantılarda, sosyal paylaşım sitelerinde ki paylaşımlarla bugüne kadar geldik. İşte bundan sonrası daha büyük önem arz ediyor.

Dikkatlerimizi farklı noktalara çekerek enerjimizi zayıflatan bu kirli güçler dikkat ederseniz son zamanlarda yüce dinimiz üzerine kurgulanan çok sayıda iftira içerikli paylaşımlarla insanımızın zihninde dine karşı bir uzaklık yaratma çabalarına girişti. Hemen her gün televizyon kanallarında ya da gazetelerde dini temsil ettiği ileri sürülen grup ve cemaatlerin başı çektiği haberleri takip ediyoruz. Bütün bu algı çabalarının temelinde İslam toplumlarını kendi dinlerine karşı soğutma gayesi yatıyor.

İşte her buldukları fırsata halkın algılarıyla oynamayı alışkanlık haline getiren çevrelerin türlü kumpaslarıyla karşı karşıyayız. Bu oyunu bozmak için biz Müslümanlara büyük görev düşüyor. Birbirimizin hatalarıyla, yanlışlarıyla, günahlarıyla uğraşmaktan etrafımızda kurgulanan çirkin oyunlara dur diyebilmenin yolu da budur.

Maalesef ki etrafımda uzun zamandır tanıdığım, kendilerini ağabey gibi önder gibi gördüğüm bazı kimselerin hatalarının bugüne kadar kesintisiz süregelmesi karşısında ikilemde kaldık. Zamanla anladık ki kendilerini İslam’ın gerçek temsilcisiymiş gibi gören bu zavallıların hatalarına karşı uyanık Müslümanlar olarak kendimizi teçhiz etmeliyiz.

Peki, ne yapmalıyız?

Her şeyden etrafımızı örümcek ağı gibi saran sahte dün temsilcilerinden ve şaklabanlardan derhal uzaklaşmalıyız. Onlar kendilerini doğru, diğerlerini hatalı, müşrik, münafık, kâfir olarak görmeye devam ededursunlar. Biz İslam’ın özünü kavramış Allah’ın dinine en güzel hizmeti verebilecek gerçek müminlerle yola düşerek İslam düşmanlarının tuzaklarına karşı en son, en teknik ve en çağdaş yöntemlerle kendimizi hazırladıktan sonra etrafımızı bilinçlendirmeliyiz.  

Bugünden, hemen, derhal, hamaset ve duygusallıktan kurtulup gerçekçi adımlar atmayı ihmal edersek, üzerimize kurgulanan krizlerin üstesinden gelemeyebiliriz. Zira şu anda güneyimizden, doğumuzdan, batımızdan, kuzeyimizden gelecek saldırılarla eş zamanlı olarak Türkiye içinde devasa siyasi ve toplumsal karışıklıklar planlanmaktadır. 15 Temmuz ön yoklaması sonrasında elde ettikleri ek bulgularla tespit ettikleri zafiyetlerimize karşı daha ağır bir travma Türkiye’nin önüne konulacaktır. Bu yeni oyunu da zannımca 2019’dan önce servis edeceklerdir.

Gelecek yazımda konuya devam edelim.

Bu yazı toplam 330 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.