1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. TEHDİT SEVİYESİ DÜŞÜYOR MU, YÜKSELİYOR MU?-2
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

TEHDİT SEVİYESİ DÜŞÜYOR MU, YÜKSELİYOR MU?-2

A+A-

Bildiğiniz üzere Irak’ın kuzeyinde, Mesut Barzani’nin referandum girişimi ile Suriye’nin kuzeyinde PKK ile uzantısı PYD’nin harita çalışması tek bir projedir. PKK ile Barzani’nin birbirinin zıddı olduğu söylentisi, ABD’nin “PKK ayrı PYD ayrı” söylemi kadar gülünçtür, oyalayıcıdır. Barzani’de PKK’dan farksızdır. Bize gösterilen yüz bölgede oluşacak gerginlik ya da algılara karşı oluşması muhtemel tepkiler için bu oyuncaklarından bir diğerini meydana sürerek gazımızı alma çabasıdır.

Son zamanlarda ki İran’dan Akdeniz’e kadar uzanan ABD destekli terör odaklarının, Irak ve Suriye’nin kuzeyini kontrol altına alan bölgesel kontrol amaçlı çirkin bir tezgâhın ön adım sesleridir. PKK, DEAŞ, Barzani aynı projenin gizli ortaklarıdır. Nitekim geçen hafta ABD’nin tırlar dolusu gönderdiği silah yardımlarının bölgede ki çirkin oyunun kuklaları olan bu terör şebekelerinin elinde olduğuna dair tespit ortaya çıkmıştır.

Üzülerek ifade etmek gerekirse Müslüman coğrafyanın merkezi işgal edilmektedir.

Bu işgalde akıllara zarar manevra ve taktiklerle aklımızı karıştıran başta Amerika olmak üzere benzerleri öncelikle en hafif tabirle gazımızı alıp, gevşettikten sonra kirli senaryolarını devreye sokmaktadırlar ya da sokacaklardır. Bunu başarırken de o bölgenin en hassas yerel sorunları ile yaşayan halklarının zaaf noktalarından hareket ederek etkisizleştirmekteler. Akabinde de ortaya çıkan küçük çatışma ya da sürtüşmeler emperyalistler için bir bahane olmakta ve tüm olanaklarını o halkın sindirilmesine dönük sinsi planlarını devreye sokmaktadırlar.

Ardından da gelsin bombalar uçsun füzeler, tırssın halklar… 

Unutmayın, oyunun ana seti Suriye’dir ve karşımızda 900 km gibi dev bir cephe var. Bu cephe ABD tırlarının taşıdığı askeri araç ve teçhizatla aylardır donatıldı. 

Sadece 900 km ile kalsa neyse! Devamı da var. Bu hudut, İran sınırından başlayıp Akdeniz’e kadar uzanan ABD, İngiliz ve İsrail projesidir. Tüm çabalar bu planın başarıya ulaşmasına odaklıdır. ABD’nin aylardır tırlarla bölgeye taşıdığı mühimmatın teslim edildiği terör örgütleri, zamanla kendilerine vaat edilenleri elde etme uğruna ABD’nin talimatını beklemektedirler. Başarıya ulaştıkları anda bölgede biz dâhil hiçbir ülke emniyette olmayacak, bölgenin en güçlü kalabilmiş ülkeleri için de parçalama, bölme senaryoları uygulanmaya başlanacak. Bu kirli plan tamamlandığında en büyük cephe, Türkiye’ye karşı açılarak 900 km’lik ABD tarafından teçhiz edilmiş devasa bir terör ittifakı harekete geçirilecektir.

Acı gerçek bu! Bu plan tamamlandığı an itibariyle, İran’dan Akdeniz’e kadar tamamen yabancı kuvvetlerce korunan ve desteklenen bir coğrafyaya mahkûm olacağız. Asıl tehlikeli olan bu yapılanla Türkiye ile İslam dünyası arasında ki son bağda kopmuş olacaktır. Dahası ise Türkiye’nin güney sınırlarına kalın duvarlar örülmek suretiyle, ülkemiz Anadolu’ya hapsedilecektir. Buradan da ortaya çıkan sonuca baktığımız zaman, İslam dünyasının lokomotifi olabilecek pozisyonda ki vatanımız hapsedildiği çember içerisinde hareket kabiliyetinden yoksun bırakılacaktır. Bu da bölgenin baş belası İsrail belasının Arz-ı Mev’ud ismiyle maruf kahpe planlarının uygulanmasında önemli bir eşiği daha geçmiş olacaklar.

Bunların amaçları emperyalizmin çirkin oyunlarının farkında olan Türkiye’yi olduğu alana kilitleme ve İslam dünyası ile bağı koparıldıktan sonra diğer oyuncaklaştırdıkları Müslüman halkların yaşadığı toplumları kontrol altına alarak onları köleleştirmektir.

Bu durumda etrafı tamamen zırhlı duvarlarla kapatılan Türkiye’ye karşı mücadeleleri daha kolay olacak ve Türk toplumunu pasifize etme planlarına yoğunlaşacaklar.

Bu planları sonrasında 15 Temmuz kirli darbe planlarıyla alt edemedikleri ülkemize karşı açtıkları yeni cephede başarıya ulaşma çabasına odaklandılar.

Günümüz savaşlarının en etkili ve kolay başarıya ulaşanı algıya dayalı taktiksel uygulamalarla insanları pasifize etmek ve onları rehavete sürüklemektir. Özellikle bunca imanlı gencimize rağmen azımsanmayacak sayıda da aklı oyun oynaşta gençlerimizin varlığı bir realite olup, sayıları da maalesef hiç azımsanmayacak orandadır. İster kabul edelim ya da etmeyelim işte bu gençler fikren değil ama mantıken o çevrelerin kirli oyunlarına feda edeceğimiz ciddi oranda bir sayıyı temsil eder.

Unutmayalım! Ülkemizde karşı karşıya olduğumuz tehdit, bir Kürt meselesi değildir. Haçlı Savaşları döneminde, Birinci Dünya Savaşı sonrası olduğu gibi, bölgenin yeniden dizaynı, güçlü ülkelerin küçültülmesi, haritaların yeniden çizilmesi ve bölgenin küçük şehir devletlerine dönüştürülüp denetim altına alınmasıdır. Bu bir Hollywood filmi değil gerçeğin ta kendisidir. ABD ile Avrupa’nın geri perdede ki nizami istilasıdır. Küçültülmek istenen ülkeler arasında Türkiye de vardır ve projenin esas noktası burasıdır.

Değerli dostlarım ve kardeşlerim, Bu istilanın bölgedeki ortakları hepimizin ortak düşmanıdır. Bölgedeki çeşitli rejimler gerekçe gösterilerek, huzursuzluk ve anlaşmazlıklar öne sürülerek, yerel sorunlardan hareket edilmek suretiyle bu büyük projeyi bize yutturmaları siyasi tarihin en büyük hatalarından biri olacak, ağır faturaları yakın tarihte önümüze konulacaktır.

Kendimizi gelişmeler karşısında auta atamayız. Milletçe uyanık olmalı ve oynanan oyunun farkında olmalıyız. Bizi algıyla vurmaya çalışanlara karşı neden bu zamana kadar algıya dayalı özlü çalışma yöntemimiz olmadı? Her şeyi reel siyasetle ortaya koymanın bedelini ödemek zorunda mıyız?

Aman dikkat! Bizimde oynanan oyun ve kumpaslar karşısında anbean tetikte olmamız gerekir.

 

 

Bu yazı toplam 291 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.