1. YAZARLAR

  2. E. Reha KORKMAZ

  3. Tehlikenin Farkında Mısınız?
E. Reha KORKMAZ

E. Reha KORKMAZ

E. Reha KORKMAZ
Yazarın Tüm Yazıları >

Tehlikenin Farkında Mısınız?

A+A-
Ülkemizde 30 yılı aşkın süredir onbinlerce insanımızı şehit eden PKK'nın, TBMM'deki temsilcisi HDP'lilerin tutuklanması bir anda tüm dünyanın dikkatini çekti. Türk Milleti, CHP'lilerin ve Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun bilindik tavırlarını hayretler içerisinde izlemeye devam ediyor. HDP'lilere sahip çıkmak için ilk önce diktatörlük masalları anlatan, “-Çılgınlara, akılbaliğ olmayanlara, bilgisi olmayanlara, tarihini bilmeyenlere, basiretli davranmayanlara, ön yargılarını öne koyup, onun dışındaki tüm düşüncelere set çekenlere ülkeler teslim edilemez” diyerek nifak tohumlarını tazeleyen Kılıçdaroğlu konuşmasının sonunda bombayı patlatıyor: “-Seçimle gelenin seçimle gitmesi gerçeğini unutmayın.” Tutuklanan HDP'li milletvekillerin seçimle geldiğini ve seçimle gitmesi gerektiğini söyleyerek şehit ailelerinin canını bir kez daha yakıyor. Seçimle gelenin seçimle gitmesi konusu elbette doğru bir ifadedir. Burada üzücü olan durum Kılıçdaroğlu'nun aleni bir şekilde terör örgütünün siyasi uzantısından yana taraf olmasıdır. Ayrıca %52 oy alarak Cumhurbaşkanı olan bir isme de “Koltuğu bıraksın” tarzında söylemlerde bulunması Kılıçdaroğlu’nun “-Seçimle gelenin seçimle gitmesi gerçeğini unutmayın” sözündeki samimiyetsizliğin dışavurumu olarak karşımıza çıkıyor.

27 Mayıs 1960 ihtilali sonrası Cumhurbaşkanı olan Cemal Gürsel'in yıllar sonra ortaya çıkan mektubu, Kılıçdaroğlu'nun bu sözlerinin ardındaki samimiyetsizliğinin bir başka göstergesidir. Gürsel mektubunda aynen şu ifadelere yer vermektedir: “İnönü ve CHP'den gelen baskılara sesimi çıkartamadım. İnönü, Menderes'in mutlak surette idam edilmesi için mahkeme heyeti ve Milli Birlik Komitesi'ne telkinde bulunuyordu. Haber gönderiyordu. Büyük bir haksızlık yapıldı kanısını hala taşımaktayım. Bu içimde büyük bir yaradır. İdam üzerinden demokrasinin kurulamayacağını bu toplum mutlak bir gün anlayacaktır" Gürsel mektubunu "Üzgünüm Menderes" diyerek bitiriyor.

12 Eylül 1980 darbesinin ardından CHP'nin kapatılması ile yerine kurulan SHP, 1991 genel seçimlerinde o dönem terör örgütünün siyasi kanadı olan HEP ile ittifak yaptı. 21 HEP milletvekili o dönemin CHP'si tarafından meclise girdi. Doğu Perinçek'in o dönemle ilgili söylemi ilginçtir: "O zamanki adıyla SHP yani hepimizin bildiği CHP, PKK ile direkt görüşerek ittifak yaptı. İttifakı HEP üzerinden yaptılar ama herkes bilir ki HEP, PKK'dır. Burada birbirimizi aldatmayalım. SHP de CHP'dir. İttifak görüşmeleri CHP ve PKK arasında yürütüldü.”

Aradan 24 yıl geçti. 2015 yılında gerçekleşen 7 Haziran seçimlerinde CHP'liler “CHP'li her aileden 1 kişi HDP'ye oy vermeli” sloganı ile HDP'yi meclise soktular. CHP'lilerin, terör örgütünün siyasi ayağı olan HDP ile ilişkisi bunlarla da sınırlı değil. CHP'lilerin 2016 yılında resmi kayıtlara göre terör örgütü üyesi 81 teröristi ziyaret etmesi, CHP milletvekili Aytuğ Atıcı'nın, güvenlik güçlerimize bombalı saldırı yapan teröristler için “Babalarını şehit ederseniz eli bomba tutar” ifadelerini kullanması, CHP Ankara Milletvekili Şenal Saruhan'ın, PKK'lı teröristlere "eylemci" tanımlaması yapması ve gazetecilerin ısrarlı sorularına karşılık “terörist” diyememesi, CHP İzmir Milletvekili Hülya Güven'in, Suriye'deki olayları değerlendirirken “Bizde nasıl PKK sorunu varsa, onlarda da muhakkak bazı sorunlar olacaktır. Mesela bizde PKK sorunu var. Askerlerimiz şehit oluyor. Her iki taraftan da şehitlerimiz oluyor” diyerek PKK'nın leşlerini “Şehit” olarak nitelendirmesi, CHP Ankara Milletvekili Murat Emir'in, Cizre'de öldürülen teröristler için “Terörist de olsa en azından yargılanma hakkı vardı” demesi, CHP İstanbul Milletvekili ve 'Rezidans kraliçesi' Gamze Akkuş İlgezdi'nin, PYD'ye katılıp Kobani'de öldürülen teröristin cenazesinde boy göstererek gözyaşları dökmesi, teröristbaşı Öcalan posterleriyle protesto gösterilerinin yapıldığı eylemde CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın yer alması, PKK tarafından kaçırılan CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün'ün serbest kaldıktan sonra kendisini kaçıran PKK'lı teröristleri övmesi ve buna benzer onlarca örnek. Görünen o ki, CHP terör örgütünün siyasi ayağı ile irtibatını hiç koparmamış.

Kılıçdaroğlu'nun, kapatılan PKK yanlısı yayın organı ile ilgili "Medyanın özgürlüğünü sonuna kadar korumamız lazım. İMC TV'yi kapatıyorsunuz. Niçin? Mahkeme kararı mı var?” diyerek terör örgütü PKK'nın sözcülüğünü yapan kanalların kapatılmasına karşı olduğunu duyurması da herhalde “tüy dikmek” şeklinde yorumlanabilir.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Nisan ayında yapılan grup toplantısında “-CHP'yi terör örgütleriyle irtibatlandıranlar alçaktır, şerefsizdir” ifadelerini kullanmıştı. İşin doğrusunu isterseniz yukarıdaki örneklerin ışığında CHP'yi terör örgütü ile bizler değil, bizzat kendi milletvekilleri irtibatlandırıyor.

Son olarak CHP'nin geçtiğimiz haftasonu Merkez Yürütme Kurulu ve Parti Meclisi'ni olağanüstü topladı. Olağanüstü toplantıdaki tek gündem maddesi, bazı HDP milletvekilleriyle Cumhuriyet Gazetesi yazar ve yöneticilerinin tutuklanmasıydı. Bugüne kadar ülkenin kritik süreçlerinde olağanüstü toplanmayan CHP'lilerin HDP'liler için olağanüstü toplanması oldukça ilginç değil mi?
Bizim beklentimiz CHP’nin içinden aklıselim insanların çıkarak “-Durun kardeşim! Sizin aklınız başınızda mı? Terör örgütü ile kol kola nereye gidiyorsunuz?” demeleridir.
Ülkemiz PKK terörünü kazımak için enerji harcarken bir de bu türler için enerji harcamak zorunda kalıyor.
Bu yazı toplam 203 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.