1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Tekno-Gençlik Gerçeği
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Tekno-Gençlik Gerçeği

A+A-
Geçen haftanın haber konularından biri gazeteci Pelin Batu’nun saçmalıkları oldu. Bugünkü yazımda sol ya da birilerinin anlayacağı şekilde laik kesimin teknolojiye bakış açısını değerlendirmekte yarar gördüğümü ifade etmeliyim.

Fikirler âleminde kendi düşüncesine göre kafasında ki gerçek bildikleri düşünceleri aktarmanın da bir üslubu olmalıdır. Maalesef birçok kez etrafımızda yer alan çok sayıda kalabalıkların kendi doğrularını dayatma uğrunu hiç düşünmeksizin karşısındakinin bilgilerini dinlemeden tartmadan bildiği yanlışlarda ısrar etmenin inada ulaştığı bir nokta vardır. O noktadan sonra tartışmanın ve konuyu ileri götürmenin anlamsız hatta gereksiz olduğunu düşünüyorum. Etrafımızda çok sayıda ulema türedi. Allah’ın dini adına da her konuda ahkâm kesenlerin kendi acziyetleri ve dinin kurallarına göre yaşam sürme doğrultusunda ki samimiyet testinden sınıfta kaldıklarını görmekteyiz. Özelikle günümüzde ki insanların geçmişte yaşamış insanlarımızın aksine Elfaz-ı Küfür noktasında ne kadar vurdumduymaz olduğunu ve hesabını vereceğini bilmediğini görmek bırakın saçmalık olması, korkunç bir hatadır. Günümüzün sorunu budur. Eli altında ki internette ki milyonlarca bilgiye anında ulaşabilme sebebiyle kendini olduğundan fazla gören bir zümre hâsıl oldu. Daha kötüsü bu zümreler bilgisizliğinin farkında olmadan etraflarında daha büyük bilgisizler ordusu kenetlemeye başladılar. Gerçek âlemin vurguları karşısında ezilen ve hakkın huzurunda vereceği hesabın dehşeti noktasında kendini avutmaya çabalayan kendini tanımlayamamış, etrafıyla bağı kalmamış zavallı devekuşlarının misali bir yeni oluşuma temas ettiğimi söylemeliyim. Havada çeşitli fikirlerin uçuştuğu bu zamanımızda çoluk ve çocuklarımızı bu tür tehditlerden mümkün mertebe uzaklaştırmak her ebeveyn üzerine vazifedir. Günümüz gençlerine dikkatinizi çekmek istiyorum. Olan biten gerçekler karşısında vurdumduymazdırlar. Kimse kimseyi anlamaya çalışmaz… Etrafımızda, siyasi arenada, dini konularda aynı şeylere çok kere şahit oluruz. Günümüzün en büyük hatalarından birisi fikri olup ta onu tevil ve tefsir edebilecek kapasiteye sahip olamayan böylesi gençlerimizin çaresizlik anlarında inadında ısrar etmeleri ve en büyük hata olan küfür veya hakarete varan, haddi aşan sözlere başvurmalarıdır. Böylesi tartışmalarda asıl önemli olan kişilerin kendi doğrularına sınırsız odaklanmalarından ötürü karşı tarafın ne dediğini anlama gerçeğinden ayrı kalmalarıdır. Herkes, insanların anlamaya çalışmadığından dem vururken, kendilerinin de aynı hataya düştüklerinin farkında olamazlar. İşte buna taassup diyoruz. Günümüz gençliğini vuran bomba taassup hastalığıdır. Bencilliğin tavan yaptığı noktada siz istediğiniz kadar kendinizi ifade etmeye çalışsanız da karşınızda ki beyni sulanmış ve doğruları görmekten oldukça uzak nesillere düşüncelerinizi aktaramazsınız. Üniversitelere niçin önem veriyoruz? İşte bu fikir çatışmalarının en yaygın yaşandığı merkezlerdir. Buralarda kendisine dost tuttuğu insanların gerçek düşünce yapısını algılayamadan aralarında yaşamaya başlayan bazı gençlerimizi farkında olmadan kendilerini kaptırdıkları yanlış fikir ve düşüncelerin kucağına oturdukları andan itibaren algılamada ki kabiliyetleri zayıflıyor. Hipnotize olmuş bir ortamdan sahaya çıkan gençlerimizin bundan sonrası için geri dönüş süreci oldukça zor oluyor.
Dikkatimi celbeden bir hususa, dikkat çekmek isterim. İnsanı hayrete düşüren çeşitli konuşmalar kulağımıza gelir.
Çok önemli bir sözcüktür. “Kişi bilmediğinin düşmanıdır.” ifadesi karşısında bugünkü gençliğimizin halin, sorgulamak ve onları ilme, irfana yönlendirecek ataklar yapmamız gerektiğini bilmeliyiz. Bananecilik gibi lüksümüzün olmadığı ortadadır. Çünkü inandığı değerlerin ne olduğunu tam olarak bilmeyen insan, neyi savunup neye düşmanlık ettiğinin bilincinde olamaz. Söylenen sözün nereye gittiğini düşünmeden, karşı olduğu şeyle savunduğunu söylediği şeyler arasında çelişkiye düşer. Hz. Ali (r.a.)’in bu sözü aslında günümüzün hastalıklarına en önemli teşhistir. İnsan inandığı değerin, ya ne olduğunu bilmiyordur ya da neye karşı olduğunun farkında değildir. Günümüzün en korkunç tespitini ifade etmek istiyorum. Bugün gençlerimizin neye iman ettiği noktasında tabi tutulacakları sınavdan gönül rahatlığıyla başarı elde ederek çıkacaklarından emin miyiz? Ben değilim. Geçtiğimiz hafta bir çay bahçesinde otururken yanımda ki arkadaşıma yan masada oturan ve oldukça yüksek sesle konuşan gençler arasında ki konuşmasına kulak vermesini söyledim. Yanlış anlamayın. O kadar yüksek sesle konuşabildiklerine göre konunun pekte gizli olmadığı ortadaydı. Kulak misafiri olduğumuz gençlerin gündeminde ki en önemli konu IPhone’nin yeni çıkardığı ya da çıkaracağı yeni model bir telefonun eklenmiş birkaç sıradan yeni özellikleri ve fiyatı idi. Ellerinde zaten milyarlarca liralık telefon olduğu halde yeni çıkacak modeller hakkında bu kadar derin tartışmalarından çıkardığım sonuç; yeni modeli de hemen temin edecekleri düşüncem oldu. Çocuklarımızı tamamen maddeye odaklandırdık. Hayatlarının en önemli detayı haline getirdik. Geçmiş yıllarda ki olgun gençliğini bu hale getirilmesinde ebeveynler olarak bizimde sorumluluklarımız oldukça fazlaydı. Kitlelere aşılanan “Çocuğum diğerleri karşısında ezilmesin” anlayışı sonunda gittiğimiz saçma yol işte bugünkü gençliğin temel mayasını oluşturdu. Dünya gerçeklerinden bihaber yetişen bu gençliğin hesabını vermekte oldukça zorlanacağız.
Allah encamımızı hayreylesin.
 
Bu yazı toplam 145 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.