1. YAZARLAR

  2. Fizyoterapist Ümmühan YAĞMURKAYA

  3. TENİS YOK, TENİSÇİ DİRSEĞİ VAR
Fizyoterapist Ümmühan YAĞMURKAYA

Fizyoterapist Ümmühan YAĞMURKAYA

Yazarın Tüm Yazıları >

TENİS YOK, TENİSÇİ DİRSEĞİ VAR

A+A-

Ülkemizde tenisle ilgilenen kişi sayısı çok az olsa da tenisçi dirseği olan hastalarımız pek çoktur. Tıbbi olarak lateral epikondilit denilen bu rahatsızlık, tekrarlayan zorlanmalara bağlı olarak bu bölgedeki kas-kemik bileşkesinde ortaya çıkan küçük yırtıklar ve buranın dejenerasyonu ile oluşur. Kaslarımız aşırı yüklenmeden çok etkilendiği için 2 saatten fazla zorlayıcı el bileği hareketleri yapan tüm meslek gruplarında tenisçi dirseği görülebilir. Özellikle boyacılar, tesisatçılar, marangozlar ve hatta yoğun ev işi yapan ev hanımlarında da tenisçi dirseği sık olarak ortaya çıkar. El bileğini geriye doğru çeken kasların ortak başlangıç noktası dirseğin dış tarafındaki kemik çıkıntıdır ve bu çıkıntı üzerinde ve ön kola doğru yayılan ağrı bu rahatsızlığın en önemli bulgusudur. Özellikle el bileğini dirence karşı geriye doğru kaldırmakla ağrı artar. (Ağrı, ağır bir obje kaldırılırken dirsekte hissedilip bileğe doğru uzanır.) Ağrı önceleri düşük şiddettedir, zorlayıcı aktiviteler devam ederse haftalar aylar içinde giderek fazlalaşır. İlerlemiş durumlarda el sıkışmak veya kapı tokmağını çevirmek bile çok ağrılı olabilir. Ağrı ile birlikte kol kaslarında güçsüzlük olabilir. Gündelik hayatta eller ve dirsek sık sık kullanıldığından oluşan zedelenmenin iyileşmesi zordur ve tekrarlama olasılığı yüksektir.

Teşhisinin konulabilmesi için hastalığın hikayesi, oluş şekli ve varsa spor alışkanlıkları değerlendirilir. Kendine has testleri vardır ve teşhisi desteklemek adına röntgen grafilerinden destek alınabilir.

Ağrılar yeni başlamış ise; ilaç, buz ve istirahat tedavisi oldukça başarılıdır. Eğer bu yöntemler ile tedavi sağlanamaz ise özel dirseklik kullanımı ve Fizik Tedavi uygulamaları veya enjeksiyon yöntemlerinden birisi ve birkaçı birlikte kullanılabilir. Tedavi süresince fizyoterapistin önerdiği egzersizler düzenli olarak uygulanmalıdır. En az 6-8 ay süren tedavi sonrasında hastaların sadece  %5-10 u bu tedavi yöntemlerinden fayda görmediği için ameliyat edilmektedir.

Haftaya “İÇİYOR MUYUZ?” başlıklı yazı ile aynı gün ve aynı köşede görüşmek dileğiyle...

SAĞLICAKLA KALIN...

Bu yazı toplam 465 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.