1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. Terörle Mücadele
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

Terörle Mücadele

A+A-
Türkiye terörden çok çekti ve çekmeye devam ediyor. Asker, polis, öğretmen derken artık büyükşehirlerimizde ve Türkiye sathında hangi ad adı altında olursa olsun can alıyor, mal alıyor, masum insanların canları gidiyor.Anaların, babaların, eşlerin ciğerine hançer saplanıyor ve mini mini yavrularımız öksüz- yetim kalıyor.
Türkiye yaklaşık 40 yıldır terör belasıyla uğraşıyor. Yönte değiştiriliyor olmuyor. Barış deniyor olmuyor, Zeytin dalı uzatılıyor dal kırılıyor. Bülent Arınç’ın dediği gibi el uzatılıyor, yumrukla mukabele ediliyor. O zaman bu işin başka bir yöntemi olmalıdır. 2012’de Çözüm Süreci’ni başlatacağını duyurduğunda, bunun gerekli ancak pek çok sakıncalı yönü olduğunu hem dost sohbetlerinde, hemde yazdığım yazılarımda ve yapılan toplantılarda belirtmiş, hatta bir kısım insanlardan tepki alırken, bir kısım insanlardan Dedeman oteldeki bir toplantıda alkış almıştım.
Aslında yapılan iş iyi niyetli idi. “Analar ağlamasın” dendi.
“Siyaset yapılacaksa mecliste yapılsın” dendi.
Varılan her nokta, sonu hüsran oldu. İstismar edildi.
Çözüm Süreci birçok yanlış varsayım ve görmezden gelme ile devam etti.
Her aşamasında eksiklerini belirtip, o eksikler tamamlanarak yola devam edilmesini, aksi taktirde sürecin felaketle sonuçlanacağını söyledim, yazdım vs.
Birimiz çıktık
“Türkiye’de Kürt sorunu yok” dedik.
Birimiz çıktık,
“Türkiye’de kürt sorunu ben çözeceğim” dedik.
Birimiz Hanya, birimiz Konya dedik.
Sonuç ortada …
7 Haziran genel seçimlerinden birkaç ay önce Türkiye, terör ve Kürt Sorunu politikalarında adeta 180 derece değişti. Türkiye, 3 yıl boyunca ne yaptıysa istismar edildi. Yaşananları ifrat ve tefrit kelimeleri iyi özetliyor. ‘İfrat’, sözlüklerde “söz ve fiillerde ileri gitmek” olarak tanımlanır. ‘Tefrit’ ise gevşek ve ihmalkâr davranmak, gereğini yapmakta çok geri ve yavaş kalmak demektir. Her iki aşırı ucun ortasında ise itidâl, yani dengeli ve sağlıklı davranmak vardır.
Özellikle Suruç Saldırısı’ndan sonra Erdoğan-Davutoğlu Yönetimi PKK’ya karşı topyekûn saldırı emrini verdi. Yeni stratejiye göre PKK’ya karşı hiçbir yumuşaklık gösterilmeyecek, tüm PKK militanları öldürülecek, sağ kalanlara hapsedilip en ağır cezalara çarptırılacaktı. Bu doğrultuda Kandil Dağı’ndaki PKK üssü başta olmak üzere Kuzey Irak’taki PKK kampları savaş uçaklarıyla vuruldu; içeride de PKK’nın birkaç yıldır yığınak yaptığı mağara ve diğer merkezler yok edilmeye çalışıldı.
Bu süreçte gördük ki PKK Çözüm Süreci’ni iyi değerlendirmiş, kendinden olan vatan hainleri ile birlikte yığınak yapmış Türkiye’nin dört bir yerine bubi tuzağı gibi patlayıcılar yerleştirmiş. Barış uğruna buna göz yumulmuş.
Devlet bütün bu iyi niyete rağmen terör örgütü silah bırakmayınca, onların anladığı dilden konuşmaya başlamıştır.
Güneydoğu’da Lice, Cizre ve Silvan gibi örneklere baktığımızda bu ilçelerde kelimenin tam anlamıyla ‘şehir savaşları’ yaşandığını, örgütün şehirleri çatışma cephesi haline getirdiğini görebiliyoruz. PKK şaşırtmıyor. PKK, tek kelimeyle ‘kör terör’ uyguluyor. Hastaneyi, sağlık ocağını, okulu, işyerini bombalayan, canlı bombalarla meydanlarda patlatma yaparak masum insanları insanları katleden PKK şaşırtmazken, adeta insanlığı yok etmeye çalışıyor. Buna güçleri yetmeyecektir.











 
Bu yazı toplam 63 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.