Mustafa ÖZYURT

Mustafa ÖZYURT

mustafa özyurt
Yazarın Tüm Yazıları >

Tesbih

A+A-
Hz. Muâviye’nin rivâyetine göre, birgün Peygamberimiz (a.s.v.) Sahabîlerden bir kısmının bir halka teşkil ederek oturduklarını gördü. Yanlarına vardı ve sordu: “Ne maksatla bir araya gelip burada oturdunuz?”

Onlar, “Bize İslâm gibi bir din bahşeden ve bu yolla bizi imtihana tâbi tutan Allah’ı zikretmek ve ona hamdetmek için oturduk” dediler. Peygamberimiz bir defa daha sorup, onlardan yeminli bir cevap
aldıktan sonra şöyle buyurdu:

“Sizi suçlamak için yemin ettirdiğimi sanmayın. Lâkin şu var ki; bana Cibril geldi, Aziz ve Celîl olan Allah’ın meleklerine karşı sizinle iftihar ettiğini haber verdi.”
Görüldüğü gibi, Peygamber Efendimiz, namazdan sonra olmasa da, herhangi bir vesileyle bir araya gelip zikir ve tesbihle meşgul olan mü’minleri bile medhetmiştir. Her ne kadar namaz tesbihatı Peygamberimizin (a.s.v.) zamanında cemaat halinde toplu olarak yapılmamış olsa dahi, daha sonraki müçtehid imamlar zamanından itibaren her namaz kılanın rahatlıkla yapabilmesi ve zikrin sevabından mahrum kalmaması için cemaat halinde yapılmasının daha faydalı olacağı esas olarak benimsenmiştir.
Cemaatle kılınan namazlardan sonra, cemaatin bulundukları yerden ayrılarak sünneti ve tesbihi mümkünse değişik yerlerde yapmaları müstehaptır. İbni Âbidin’de geçen bir rivayete göre, böyle yapmanın sünnet olduğu da söylenir. Farzlardan sonra saffı bozmak bütün beş vakit namazlar için bahis mevzuudur. Sabah ve ikindi namazı hakkında herhangi bir ayırım gözetilmemiştir. Farzdan sonra saffı bozmaktan maksat, namaza sonradan yetişenlerin hâlâ farz kılındığını sanmamaları içindir.

Farzdan sonra sünnetin değişik mahalde kılınması, cemaatle kılınan namazlarda da müstehaptır. Mahşerde, seccade ve yerin namaz kılana şehâdet edeceği rivâyet edilmektedir. Bunun için, ne kadar çok yere secde edilirse o kadar mahel insana hüsnü şehadet ederler. Çünkü öbür âlemde bütün varlıklar şuurludur ve Allah’ın dilemesiyle konuşurlar. Farzdan sonra sünneti ve duâyı değişik yerlerde tamamlamak müsait olmadığı takdirde, bulunulan yerde tamamlamanın caiz olacağını belirten görüşler de mevcuttur.
Bu tesbihlerin otuz üçerden doksan dokuz olması Esma-i Hüsna'ya (Allah'ın güzel doksan dokuz ismine) uygun düşmesi içindir. Namazlardan sonra yapılan bu tesbihlerin sonunda “La îlâhe îllallahu Vahdehu La Şerike Leh…..” denmekle tesbihlerin sayısı yüze çıkar ki Esma-i Hüsna'nın sayısı da bir rivayete göre yüzdür. Bir hadis-i şerifte: “Cennetin dereceleri yüzdür; Allah Teala o dereceleri mücahitler için hazırlamıştır.” buyrulduğundan gerek tesbihlerin ve gerekse Allah'ın isimlerinin yüz olması bu cennet derecelerine uygun düşmektedir diye bazı âlimler söylemişlerdir. (Zübdet’ül Buhari)
Cennete 33 yaşında girilmesinin hikmeti olgunluk yaşı olmasıdır.

Muâz bin Cebel’den (ra) rivâyete göre, Rasûlullah (a.s.v) şöyle buyurdu: Cennetlikler Cennete kılsız tüysüz sürmeli otuz veya otuz üç yaşlarında olarak gireceklerdir. (Müsned), Dipnotlar: Müslim, Müsâfirîn: 135- Tirmizî, Daavât: 25- Ebû Dâvud, Vitir; 24- Tirmizî, Daavât: 24- Neseî, Sehv:91-96.- Müslim, Zikir: 40- el-İmam Alâüddin el-Kâsânî. Bedâiü’s-Sanâi. (Beyrut: Dârü’l-Kitâbi’l-Arabî, 1402-1982), 1:160; İbni Âbidîn, 1:356.(Selam (devam edecek)
Bu yazı toplam 87 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.