1. HABERLER

  2. KÜLTÜR-SANAT

  3. TEYAD’da “Kudüs” Konuşuldu
TEYAD’da “Kudüs” Konuşuldu

TEYAD’da “Kudüs” Konuşuldu

Tüm Eğitim Yardımlaşma Araştırma Derneği (TEYAD)’nin Cuma sohbetlerinde Tarihçi Yazar Cengiz Acar  “Kudüs” konulu bir konferans verdi. 

A+A-

ACAR: “Kudüs’ün kurtuluşu bizim kurtuluşumuzdur, Kudüs’ün kurtuluşu insanlığın kurtuluşudur... Zulüm sürdürülemez, mazlumlar mutlaka muzaffer olacaklardır.”
TEYAD Yönetim Kurulu üyesi ve basın Yayın  halkla ilişkiler Sosyal Medya Komisyon başkanı Ömer Lütfi Ersöz’ün düzenlediği programa Karapınar eski Belediye Başkanı Mehmet muğayyitoğlu, Konya, Afyon ve Kars eski Tarım il Müdürü Doğan Çiftkat, Eski Aksaray il Müftüsü Mustafa Eroğlu, Konya eski il Genel Meclis Başkanı ve hâlen Meram, Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi Ali Selvi, TEYAD Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Oğuz, TEYAD üyelerinden Gazi Kara Pilot Albay Nihat Abayhan, Gazeteci Yazar, STK Temsilcileri ile Üniversite öğrencisi gençlerin katıldı.

FİLİSTİN SORUNU İNGİLİZ EMPERYALİZMİNİN PROJESİDİR
İngilizlerin Uzakdoğu’daki Hint yarımadasındaki sömürgelerine güvenlik sağlayabilmek, ulaşımı kolaylaştırabilmek, bu anlamdaki o coğrafya ile iletişimin sürekliliğini sağlayabilmek; kendi sanayisi ve gelişimi için olmazsa olmaz şartı olan Ortadoğu’nun zengin petrol kaynaklarına el koymak adına icat ettiği bir politika olduğunu söyleyen Tarihçi Yazar Cengiz Acar; “Siyonizm – Kudüs – Filistin problemi, Yahudîlerin aklının ürünü değil, bir İngiliz emperyalizminin ürünü ve projesidir. Onların sahiplenmesi ve onların ifadesiyle, onların projelendirip desteklemesi, sponsorluğuyla bugün böyle bir sorunla kucaklaşmış, böyle bir sorunla karşı karşıya kalmış durumdayız. Bugün Kudüste işlenen suçlar, yapılan işgaller, küresel sistemin siyonizmle olan nikâhının, işbirliğinin bir neticesidir. Kudüs bu anlamda küresel planların, projenin merkezi ve başkentidir. Bu nedenle Kudüs’ü kurtarmak, Kudüs’e sahip çıkmak, Kudüs’ü sahiplenmek, hepsinin planını bozacak özellik ve niteliktedir. Bugün bizim işe yaramaz diye düşündüğümüz, ne kadar imkânsızlıklar içerisinde mücadele ediliyor diye gördüğümüz, o sapan taşlarıyla, çakıl taşlarıyla mücadele eden Filistinli gençler, inanılmaz bir başarıya, 20.yy.’ın en büyük vatanseverlik ve mücadele örneğine imza atıyorlar. Onların direnci olmasaydı bugün Filistin meselesi çoktan bitmişti. Onların direnci omlmasaydı bugün Filistin sorunu diye bir sorun, emin olun, gündemde bile kalmayacaktı.”dedi.

TEVRAT’A GÖRE YAHUDÎLERİ TÜRKLER SİLİP SÜPÜRECEK
Yahudîlerin moralini bozan, duygu ve düşünce dünyalarını tahrip eden sebeplerin sadece Filistinlilerin direnişi ve İsrail’in göç politikalarının başarısızlığı  olmadığına vurgu yapan Acar; “İsrail Devleti’nin göç politikalarının başarısız olmasının en önemli sebebi Filistin halkının toprakları için verdikleri muhteşem direniş mücadelesidir. Filistin halkının ülke topraklarının savunulması konusunda gösterdikleri kararlılık İsrail Devleti’ni şiddete yöneltiyor. Çünkü Filistinlileri yaşadıkları topraklardan sürgün ettiremediği sürece buralarda kendi halkına ait yeni yerleşimler oluşturması da mümkün gözükmüyor. Yeni yerleşimler oluşturamadığı sürece de başka ülkeler de yaşayan Yahudileri İsrail’e göç etmeleri konusunda ikna etmesi mümkün gözükmüyor. Özellikle  bizzat Tevrat’ta yer alan bazı ifadeler de Yahudi halkın kendi geleceklerine dair endişeler taşımasına yol açacak nitelikte: Tevrat’ın Yeremya bölümünde, ‘Yehuda’da (Telaviv) bildirin ve Yeruşelim’de (Kudüs) işittirin ve deyin; Memlekette boru çalın; yüksek sesle bağırın. Ve deyin: Toplanın da duvarlı şehirlere girelim. Siyona doğru bayrak kaldırın; kaçıp sığının, durmayın; çünkü ben Şimalden (Kuzeyden) üzerinize büyük bela ve kırgın (katliam) getireceğim. İşte aslan sık ormanından çıktı. Ve «milletleri helak eden’ (cengâver) yola düştü; şehirlerin harap olsun ve onlarda oturan kalmasın diye senin diyarını viran etmek için yerinden çıktı…’  denilmektedir.”dedi.             

FİLİSTİNLİLER BİZİM SINIRLARIMIZI KORUYORLAR
1917 yılında Mısır üzerinden başlattığı taarruz hareketiyle Filistin topraklarını ve Kudüs’ü ele geçirmeyi başaran İngiliz General Allenby’ın ilk iş olarak Selahaddin Eyyubi’nin türbesine gidip küstahça mezarın üzerindeki sandukayı tekmeleyerek, “Kalk Selahaddin biz Haçlılar yine geldik.” Dediğini hatırlatan Acar; “En az İngiliz General Allenby kadar bizim nesillerimizin de bir tarih şuuru olması gerekiyor. Bu anlamda tarihçilerin, başta kendim olmak üzere, sorumluluğumuz çok ağır. Selahaddinlerle, Alpaslanlarla, Sultan Fatihlerle gençlerimizi yeniden tanıştırmak zorundayız. Ruh ve duygu dünyalarını bütünleştirmek zorundayız. Kahramanlığı geçmişte kalkış, yaşanmış değil, geleceğin dünyasını inşa eden bizim ruh eşimiz olarak görmeyi başarmak zorundayız. Her bir Filistinli bizim Millî Müacadelemizde, eline silahını kapmış, cepheye doğru koşan, mevzilerde mücadele eden bir İstiklâl Harbi askerimizden hiçbir farkı yoktur. Bugün her bir Filistinli cebinde çakıl taşlarıyla Davut Aleyhisselam rolü oynarken emin olun ki, bizim sınırlarımızı koruyorlar. Onların olmadığı bir dünyada bizim Siyonizmle, Yahudîlerle, küresel emperyallerle yüzleşmemiz bu kadar kolay olmaz. Dolayısıyla bugünden onlara sahip çıkmak onlarla saflarımızı sıklaştırmak zorundayız. Kudüs’ün kurtuluşu bizim kurtuluşumuzdur, Kudüs’ün kurtuluşu insanlığın kurtuluşudur... Zulüm sürdürülemez, mazlumlar mutlaka muzaffer olacaklardır.”dedi.     

FİLİSTİNLİLER TOPRAKLARINI SATMADI
Günümüzde tüm insanlığı pençelerinin arasına alan küresel zalimlerin Kudüs’te kaybettikleri anda artık dünyanın hiçbir yerinde kazanma şanslarının olmayacağını;  çünkü Kudüs’ün, onların gelecek yüzyılları kontrol etmek adına yaptıkları planın ana merkezi ve Haçlılarla Siyonistlerin ortak aklının ürettiği harekâtın ana santrali olduğunu ifade eden Tarihçi Acar; “Yahudiler Filistin topraklarını yüksek fiyatlarla satın aldıklarını iddia ediyorlar; Eğer Filistinliler topraklarını yüksek meblağlarda satmış olsalardı bu gün söz konusu coğrafyada veya dünyanın başka yerlerinde toprak gelirleriyle iyi imkânlara sahip olan pek çok Filistinlinin var olması gerekmez miydi? Onların satış dedikleri durum aslında İsrail Devletinin marifetiyle kamufle edilmiş büyük bir hırsızlığın adıdır. İsrail Devleti önce değişik usul ve tekniklerle Filistinlileri arazilerini terk etmeye zorladı. Sonra da terk edilmiş boş araziler için kanun çıkararak milyonlarca dönüm araziyi sahipsiz, terk edilmiş olarak tanımlayıp kamulaştırdı. Sonunda da bu toprakları yurt dışından göç ettirdikleri Yahudilere ya bedava ya da çok komik göstermelik ücretlerle dağıttılar. Nihayetinde de utanmadan bu toprakları Filistinlilerden satın aldıklarını iddia ettiler. Bugünde artık söz konusu toprakların gerçek sahibi olan Filistinli mültecilerin yurtlarına geri dönmelerini engellemeye çalışıyorlar. Çünkü geri dönerlerse topraklarının gasp edildiği ortaya çıkacak ve İsrail dünya önünde zor durumda kalacak.”dedi. 

KUDÜS DAVASI MAZLUM MİLLETLERİN BAĞIMSIZLIK MÜCADELESİDİR
Kudüs davasının  son 150 yıldır büyük bir atalet içerisine girmiş olan Müslümanların, zalimlerin pençesinde inim inim inleyen bir dünyayı kendi değerleri, temel ilke ve prensipleri çerçevesinde yeniden inşa etme süreci olduğuna vurgu yapan Tarihçi Yazar Cengiz Acar özetle şöyle söyledi: “Kudüs davası İslam ümmetinin yeniden iman ettiği inanç esasları çerçevesinde adalet ve merhamete dayalı bir dünya düzeninin inşasına dair dinamik bir pozisyon alma sürecidir. Kudüs davası Filistinli kardeşlerimizin şahsında dünyada hakları yenilen, kan ve gözyaşları akıtılan, insan onuru çiğnenen tüm mazlum milletlere karşı yapılan zalimliklere dur demektir. Kudüs davası emperyallerin kurguladığı ekonomik sistemde her gün daha çok işgale uğrayan akıl ve ruh dünyamızın istilasına cesaretle dur diyebilmektir. Kudüs davası kutsalını, ahiretini kaybetmiş, Allah’ın vahyine peygamberlerin sünnetine yabancılaştırılmış, insana ve maddeye köleleştirilmiş insanlık âleminin gönül dünyasını ulvi değerlerle tanıştırmak demektir.  Öncelikle her birimiz fert fert, en yakınımızdan başlayarak çatışma dilini bırakmak zorundayız. Küfrün ve zulmün bu kadar şeditleştiği bir dünyada hiçbir Müslümanın diğer Müslüman kardeşine kaşını dahi çatma hakkı yoktur.

YAŞADIKLARIMIZ  ZÂFİYETLERİMİZİN SONUCUDUR
Yaşadığımız travmaların hiç birinin düşmanın gücünden değil kendi zafiyetlerimizden kaynaklandığını iyi bilmek zorundayız. Bu nedenle ilk ve en büyük mücadeleyi kendi saplantılarımızdan, alışkanlıklarımızdan, haz ve zevklerimize ilişkin beklentilerimizden başlatmak zorundayız.  Unutmayın Resulü Ekrem (sav) tüm mücadelelerinden önce kendi iç barışını, toplumda da emin bir kişilik yapılanmasını inşa etmişti. Bu bağlamda kendimize emek vermek, özen göstermek tüm zamanların en muhteşem ahlak markası Efendimiz (sav)’in ahlakıyla ahlaklanmaya azmetmek zorundayız.  Kudüs meselesi her gün ekranlarımızdan bize yansımasına karşın ne yazık ki bu gün hala yeterince ve doğru anlaşılabilmiş değil. Bunun en önemli sebebi de küresel Siyonist emperyallerin insanımızın düşünce ve duygu dünyasına inşa ettiği surlardan kaynaklanıyor. Küresel Siyonist emperyallerin derin uykulara sevk ettiği insanımızı en yakınımızdan başlayarak uyandırmak, uyarmak ve harekete geçirmek zorundayız.  

MOSSAD 72 İSLÂM CEMAATİNİ DESTEKLİYOR
Wekeleaks belgelerine göre Mossad 72 İslam cemaatini destekliyor. 
Asla unutmayalım Allah kendi davasının derdini omuzlayanların şahsi dertlerini üzerinden alır. Allah’ın davasını kendine dert etmeyenler sakın dertsiz bir yaşam süreceklerini zannetmesinler. Onlar ne dünyaları ne de ahiretleri için zerre kadar fayda üretmeyen bir sürü derde müptela olmak zorunda kacaklardır. Bu nedenle her Müslüman Kudüs’e yüreğini açmak ve onun ıstırabına ortak olmak, onunla dertlenmeyi başarmak zorundadır.”
Program sonunda konuşmacı Tarihçi Yazar Cengiz Acar’a  günün anısına hediyesini  Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi Ali Selvi takdim etti.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.