1. HABERLER

  2. KONYA

  3. Ticarete adanmış bir ömür
Ticarete adanmış bir ömür

Ticarete adanmış bir ömür

1935 yılında Hadim’in Yukarı Mernek mahallesinde doğan İhsan Özdemir, 15 yaşında başladığı ticaret hayatına ilerleyen yaşına rağmen devam ediyor.

A+A-

Ticarete babasının yanında katırlarla bakır alım satımı ile başlayan İhsan Özdemir, 82 yıllık tecrübesi ile Hadim’de saygın bir yere sahip. İhsan Özdemir yaşamı boyunca çeşitli alanlarda ticaretle uğraşarak tabiri caizse ömrünü ticarete adamış müstesna bir isim. Doğup büyüdüğü Yukarı Mernek mahallesinde 1942’de açılan ilkokula 12 yaşında kayıt yaptırır. Çalışkanlığı ve pratik zekası sayesinde 3 yıl içinde ilkokuldan mezun olur. 15 yaşında babasının yanında katırlarla köy köy gezerek bakır ticaretine başlar. 30 ay askerlik vazifesinin ardından tekrar bakır ticaretine devam eden Özdemir 4 yıl sonra canlı hayvan tacirliğine başlar. 2 yıl içinde 120 canlı hayvan alıp sattığını ifade ederek, “1966’da Hadim ilçe merkezinde bir dükkan ve ev aldım. Bu vesileyle Hadim’e yerleştim. 1966 yılından 2000 yılına kadar bu dükkanda ticaret yaptım. Çocuklarım okulu bitirdikten sonra dükkanı onlara teslim ettim. Ben de kamyonla köy pazarlarına çıkarak beyaz eşya, halı, kilim satışı yaptım.” dedi.

KİMSEDE PARA YOKTU

1940-1950’li yıllarda ülkede yoksulluğun hakim olduğunu anlatan Özdemir, “1962 yılına kadar kimsede para pul yoktu. 1962 yılından itibaren vatandaşlarımız Almanya’ya çalışmaya gitmeye başladı. 1968-70 yılları arasında izine gelen gurbetçilerimiz sayesinde piyasa bir nebze nefes aldı. 1970’ten sonra emekli olanlarla biraz daha canlılık kazandı. Yani Türkiye kupkuruydu. Ovada yağmur yağarsa buğday biterse para olacak diye beklerdik. Bu sıkıntılar içinde çalışıyorduk. Çocuklar yetişip ben de kamyonla pazarlara çıkınca biraz nefes aldık. Rahmetli Turgut Özal iktidara gelince KDV’yi çıkardı ve memurun maaşını biraz yükseltti. Bu da piyasaya olumlu şekilde yansıdı. Almanya’da çalışan gurbetçilerimizin gelmesi, emekli sayısının artması işlerimizi hareketlendirdi. Bugün ise çalışmak isteyene muazzam imkanlar var. Eskiden Hadim’de 3-5 tane cip, 3-5 BMC kamyon vardı. Konya’dan Hadim’e 3 buçuk saatte geliyorduk. Virajlı, dar ve toprak yolları kullanıyorduk. Herkesin ayağında lastik ayakkabı vardı. Şimdilerde ise yollarımız dağ yolumu ova yolumu belli değil. Çift şeritli asfalt geniş yollara sahibiz. 1 buçuk saatte Hadim’e geliyoruz. Hadim çarşısına bakın herkesin altında modern arabalar var. Araba park edecek yer yok. Her yanımız gölet ve barajlarla doldu. Eskiden boşa akıp giden sularımızdan şimdi herkes faydalanıyor. Düne göre Türkiye ‘Yeni’ Türkiye oldu. Allah Türkiyemizi bozmasın. Bozup yıkacağız diye uğraşıyorlar. Hükümetimiz, devletimiz, askerimiz çok güçlü. Türk askeri gözünü budaktan sakınmayan bir asker. Cepheye girdiği zaman ölümü düşünmez. Allah da hainlere fırsat vermesin.”diye konuştu.

İLKELERDEN TAVİZ YOK

Esnaflıkta azim, sabır ve sebatlı olmanın yanı sıra doğruluk ve dürüstlüğün de çok önemli olduğunu vurgulayan Özdemir, “Yaptığım iş bir nevi hizmetti. Hem Hadim piyasasında bulunamayan eşyaları getirip satıyordum hem de daha ucuz veriyordum. Bu şekilde piyasada yer edinmeye başladım. Kaçak işlerle de hiç işim olmadı. Yaptığım her işi kayıt altına aldım. Vergimi tam ödedim. Ticaretimi, tuttuğum defterim var. Sürekli bu defteri tararım. Borcunu unutanlara hatırlatırım. Bazen fazla para gönderenler oluyordu onların da paralarını iade ederim. Hadim’in tüm köy pazarlarına kamyonumla gider satış yapardım. Kadın, kız, çoluk, çocuk, genç, ihtiyar bana güvenirdi. Çünkü ben ticaretimde doğruluğu ve dürüstlüğü hiç bırakmadım. Mesela çocuk elinde büyük parayla gelirse kabul etmezdim. Küçük yaştaki bir çocuğun alacağı şeyler bellidir. Kalem, defter, şeker gibi şeyler alır. Ama getirdiği para büyük. Kalem 10 kuruş, getirdiği para 100 lira. Parayı nerden bulduğunu soruyorum babam verdi diyor ama irdeleyince yalanı ortaya çıkıyor. Çocuğun parasını almıyorum, geri gönderiyorum. Ama bazıları çocuğun elinden parayı almak için her şeyi yapıyor. Bizim ticaret sistemimiz bu değil. Çocuklara zararlı şeyler satmam. O dönemde jilet, kibrit gibi şeyler çok satılırdı. Ama ben çocuklara bu gibi maddeleri hiç satmadım. Hatta bir defasında şimdiki Hadim Belediye Başkanı Ahmet Hadimioğlu o zamanlar ilkokul öğrencisiydi. Babası rahmetli Mehmet Hadimioğlu da belediye başkanı. Öğretmen derste kullanmak üzere Ahmet Hadimioğlu’nu jilet almaya göndermiş. Baktım 1 tane jilet istiyor. Babası yada öğretmeni istese bir paket alır. Ahmet’i babasının yanına gönderip babasından –ki o zaman belediye başkanı- yazılı imzalı kağıt istedim. Jileti öylelikle verdim.”ifadelerini kullandı.

TİCARETTE YORULMAK OLMAZ

İhsan Özdemir, sözlerini şöyle tamamladı: “Sattığım ürünü önce kendim tanıyıp sonra müşterilerime anlatırdım. O zamanlar teknoloji şimdiki kadar gelişmiş değildi. Radyolar bile yeni yeni moda olmaya başlıyordu. 1960’lardan sonra transistörlü ve stereo radyolar çıktı. Şimdi müşteriye stereo radyoyu nasıl tarif edersin? En kolay anlatımını saz bir yanda söz bir yanda diyerek tarif ederdim. O zamanlar çok pahalıydı. 5 bin liraya ev alındığı bir dönemde 2 bin liraya radyo satıyorduk.

Yorulma bilmezdim. Yarı aç yarı tok çalışıyordum. Alış veriş varsa, hareket varsa yorulma olmaz. Ama müşteri gelmezse o zaman yorulursun işte.”/Mehmet ÇOBAN

Etiketler :
Ticarete adanmış bir ömür

Ticarete adanmış bir ömür

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.