1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. Tiyatro Ve “Ayyar Hamza
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

Tiyatro Ve “Ayyar Hamza

A+A-
Ve bir hafta daha geride kaldı.
Bu hafta açılması gereken parantezlerin haddi hesabı yok. En çok konuşulan ise Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın deyimi ile açılan “Demokratikleşme” paketidir.
İşte soğuklar başladı. Sanırım bu kış uzun sürecek ve zor geçecek.
Adım adım yaklaşan yerel seçimler var.
Aday, adayları, partiler yoğun çalışma dönemindedirler.Ahilik haftası, Camiler haftası ve Amatör spor etkinlikleri haftası geride kalan etkinliklerden sadece bir kaçı.
Konya Devlet tiyatroları yeni dönem çalışmalarını 3 Ekim akşamı “Ayyar Hamza” ile sahnelerini seyirciye açtı.Tiyatro sanatının kural tanımazlığı da her parantezi çürütecek ve gelecek yıl başka parantezler açmak gerekecek mutlaka. Yine de bir tanesiyle başlayalım bari.
Namık Kemal diyor ki:
Tiyatro aşka benzer. İnsanı hazin hazin ağlatır. Ama verdiği acının gücünde bir başka tat bulunur. Tiyatro evrene benzer. İnsanı doya doya güldürür. Ama yansıttığı tuhaflıklar, gülerken ağlamak için istekler doğurur.
İşte bizde Konya Devlet Tiyatrosunun yeni dönemde sahneye koyduğu “Ayyar Hamza”yı bu duygular içinde ve beğeni ile izledik.
Önce bu tiyatro oyunundan bahsedelim. Oyunun yazarı Ali bey, Günümüze uyarlayan ise Yılmaz Öğüt. Işık tasarımcısı sevgili dostum Hakan Özdemir. Yönetmen ise Mustafa Gürkan,.
Tiyatronun görmeye değer, gerçekten bir sanat olan dekorunu ve kostümlerini Fatma Görgü, oyunun müziğini ise Kemal Güneç yapmış. Kendilerini kutluyorum.
Rol dağılımında ise muhterem ( Ahmet Çökmez), Zuhuri ( M.Asım Tuncay Aynur) Eda ( Nevra Sayar) Hamza ( Boğaçhan Sönmez) Sena (Kemal Çatmaz) Nimet ( Eren Özyalçın) Ziba( Gülesin Gelenbevi) Yaver ( Çağatay Çiftci)
Oyunun sahne amiri İsmet Kızılbağlı, Işık kumanda : Fatih Kök, Suflöz : Şerife Kızılbağlı, Kondüvit: Emre Taşgın idi.
ŞimdiTiyatroda en iyi ödül alkıştır klişesini geçiniz. En çok alkışlanan oyunun tutmadığı nice deneyimlerimiz var… Tuhaf ama gerçektir, herkes beğenir ama kimse gelmez bazen! Oyunun geneli yukarıda Namık Kemal’in sözünde yer bulduğudur.
Dün “Ayyar Hamza’lar” toplumumuzda vardı, bugün de var, yarın da olacaktır. Bunlardan ders alınması gerekir. Tabi ki bir Ayyar Hamza değil.,diğerleri içinde. Netice itibariyle yaşanabilir bir oyun sahnelenerek halkın algılamasına ve toplumdaki bazı kimselerin çarpık davranışlarını gözler önüne sermektedir.
Atatürk’e göre; “Sanat güzelliğin ifadesidir. Bu ifade sözle olursa şiir, nağme ile olursa musiki, resim ile olursa ressamlık, oyma ile olursa heykeltıraşlık, bina ile olursa mimarlık olur.”
Bende diyorum ki, oyun ile ders alınması için olursa buna da sanırım Tiyatro demek doğru olur.
Atatürk; “Bir millet sanattan ve sanatkârdan mahrumsa tam bir hayata malik olamaz.” “Bir millet sanata ehemmiyet vermedikçe büyük bir felakete mahkûmdur” diyerek sanatın önemini, millet hayatındaki rolünü açıklamıştır.
Ne tuhaftır, tarih zamanla seklini kaybeder, buna karşılık, efsane zamanla kuvvetlenir. Bunu en iyi tiyatro sahnesinde anlarız. Tiyatro bir çeşit asktır. Tıpkı aşkta olduğu gibi, birbirine karşıt olanların uyuşup anlaşmasıdır. Büyük oyuncu, aslında, metni hemen oracıkta ve sanki herkes için ayrı ayrı uyduruyormuş, yakıştırıyormuş duygusunu veren insan olduğuna göre, tiyatronun özelliği de bu çeşitten bir eriyip kaynaşma değil de nedir?TİYATRO tekil ile çoğulun, öznel ile nesnelin, bilinç ile bilinçaltının birbirleriyle derinden kaynaştığı önemli bir olaydır.Fikirlerin birbirilerine uzak ve yabancı kalması, dillerin ortaya çıkardığı duvarlar, nice anlaşmazlıkların kaynağı olmuş, bugün de olmaktadır. İste tiyatronun geniş imkanları, bu engelleri ortadan kaldırmaya çalışmaktadır.
Nice'nin bir sözü var. : "Dünyanın yüzünü değiştiren bütün fikirler hep güvercin kanadı altında gelir." Bugüne kadar belki de çoğu zaman sinirli olarak sırf hoşa gitsin diye kullanılan tiyatrodan, gençlik, bundan böyle parlak ve canlı faydalanacak, etli kemikli konuşmalar duyarak, kuru incelemenin yorgunlukları içinde asil kuvvetini kaybeden ve zayıflayan şaheserlerin gerçek değerini tadacaktır. Tiyatro en büyük eğitici unsurdur. Kulağa, göze, ruha ve beyne hitap eden tek eğiticidir. Okuması, yazması olmayan ve okuma özürlü milletler için bir tiyatro oyunu , ciltler dolusu kitap okumuş kadar etkili olabilir.
Yine Tiyatro ile birkaç söz ile yazımızı bitirelim:
Tiyatrosu olan bir ülkede kötülükler, çirkinlikler, yanlışlıklar sürüp gitmez. (William Hazlitt)
Tiyatro, sanatın tümü gibi bir okuldur. Eğitir, geliştirir insanı, dünyasının sınırlarını genişletir. (Sabahattin Kudret Aksal)
Tiyatro öteki sanatların üstünlüğü, sadece eğlence olarak kalmayıp, genel ahlakı temizleyip araştırılmıştır. (Recaizade Ekrem)
Tiyatrosuz bir toplum yeni doğmuş bir çocuk sayılır.
Tiyatro, adamı insan eden sanattır.
Tiyatro, toplum kültürünün aynasıdır.
Tiyatro, gönüller arasında bağ kurar.
Tiyatro, kalp perdesini açan bir sanattır.

 
Bu yazı toplam 193 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.