1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. TOK VEKİLLERİMİZE EŞSİZ BİR ÖRNEK - II
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

TOK VEKİLLERİMİZE EŞSİZ BİR ÖRNEK - II

A+A-

Bir önceki yazımda başladığım kıssamıza kaldığım yerden devam ediyorum. 
...Halife önde, bitik, suçlu, kırılmış, pişman. Ben arkasında, perişan, çadırdan ayrıldık. Sabaha karşı biraz başlamıştı aydınlık.
Köyün köpekleri ejderha gibi saldırıyor. Bırakmıyor bizi yoldan, fakat kim aldırıyor, Medine’nin dalarak eğri büğrü sokaklarına; Dönüp dönüp hele geldik yiyecek ambarına.
Halife girdi açıp, bende girdim emriyle, Aradı her yeri, bir mum yakıp aceleyle, Şu tek çuval unu gördüm ya, Haydi yükle bana. Bu testi yağ doludur, elverir o yük de sana.
Çuval halifede, yağ bende, çıktık ambardan. Kilitleyip geri döndük deminki yollardan mesafe, baktım, uzun, yük yaman, Ömer yaralı, dedim ki. Ben götüreyim. Verir misin çuvalı.
Hayır, yorulsa değil, ölse yardım etme sakın. Vebali kendine aittir ibni Hattab’ın. Kadın ne söyledi, Abbas, işitmedin mi demin. Yarın Allah’ın huzurunda, kimseler, Ömer’in.
Zararına ortak olmaz, bugünlük olsa bile, evet, halifeliği yüklenmemeydi vaktiyle.
Dicle kenarında bir kurt aşırsa bir koyunu, gelir de Allah’ın adaleti sorar Ömer’den onu. Bir ihtiyar kadın kimsesiz kalır, Ömer sorumlu, Yetim acıların gözyaşında boğulur. Ömer sorumlu.
Yetim acılarının gözyaşında boğulur, Ömer sorumlu, Yoksulların yavruları ilgisizlikten yıkılsa, Ömer kalır yine altında, hiç değil kimse, Yeryüzünde zulümle bir damla kan dökünce biri.
O damla bir koca girdap olur boğar Ömer’i, kırılan, beddua eden her kalpte Ömer’in adı duyulmakta. Mateme bürünmüş her yerden Ömer kovulmakta.
Ömer halife iken başka kim sorumlu tutulur?
Ömer ne yapsın Allah’ım, insan çok zalim ve cahildir.
Ömer’den isteniyor beklenen Muhammed’den…
Ömer, Ömer nasıl aldın bu yükü sırtına sen?
Sen almasan acaba kim gelip de senden iyi, idare edecek içine düştüğün bu mücadeleyi? Evet, adaleti mutlak adalet gibi düşünürsen eğer.
Ömer değil ya ne olsan bırak ki hepsi boşa gider, insan, adaleti mutlak olarak düşünürse, ümidini mahküm görür her zaman ümitsizliğe. Sen ey Ömer, ne melek, ne bir zalim halifesin…
Fakat elinde ne var? Mazlum yaratılmış insan. Görür gökyüzündeki burçların bütün yıldızları, Karanlık içinde, yük altında inleyen Ömer’i, Allah’ın huzuruna çıkarken bu una bulanmış yüzünle.
Değil yeryüzünü, şahit tut gökyüzünü bile, Uzak mı yol? Daha çok var mı? Ancak üç beş adım, gücü kalmamış artık zavallının…
Baktım: olanca azmini zorlayıp, nefes nefese; sokuldu çadıra, indirdi arkasından unu; Bırak da testiyi yerleştirin kenara şunu. Hemen çakılları çömlekten indirip attı; uzandı testiye, yağ koydu, sonra un kattı. Oturmak istedi, fakat belaya bak ki; Ocak hemen sönüp gidecek.
Teyze, yok mu hiç yakacak? Kadın getirdi beş on parça yaş diken Ömer’e; Ömer de yakmak için büsbütün serildi yere. Ocak tüter, Ömer üfler ateşli nefesiyle; Yeri, darmadağınık beyaz sakalıyla, Huşu içinde secde eder gibi devamlı süpürür; İçinde ruhu yanar, yüzünde ter köpürür, bakışlarının çevresinde yığın yığın duman döner; Sanki yıldızın nur iplikleri önünden bulut geçiyor gibidir.
Ocak tutuştu, yemek pişti, var mı teyze kabın? Getir de indirelim… Var büyükçe bir kap, alın. Yemek sıcaktı, fakat kim durup da bekleyecek, Ömer çocuklara bir bir yedirdi üfleyerek. Kesildi çadırda matem, başladı canlı bir sevinç, Çocuklar oynaşıyorlar, kadında da bir neşe ve sevinç.
Ömer bu âlemi gördükçe kendinden geçmekteydi… Dedim sabah oluyor kalkalım… Evet, haydi. Yarın halifelik dairesine gel teyze, öğleyin beni bul;
Halifeye söyleriz elbette bir hayır umulur, Yüzü gülmüştü teyzenin baktık, Biz de çıktık veda edip artık. Hiç görünmeksizin gelip gecene, doğru indik Halife’nin evine. Şimdi nerdeyse gün doğar, kalıver, diye, koyvermiyordu,  çünkü Ömer, Az sonra sabahın gürültüsü (görmüştü)
Uyuyan şehir tamamen uyandı. Öğle geçmişti, çıktı geldi kadın. Galiba, teyze, uykusuz kaldın, işte bağlanmak üzeredir nafakan, Alacaksın her ay gelip buradan. Şimdi affeyledin değil mi beni?
Böyle gösterdi (Ömer) adaletini.
Evet, şimdi yöneticilere soruyorum. Kendinizi uygun gördüğünüz bir yere koyar mısınız? Kimsenin önünde mecliste size takdim edilen mönü listesi yok. Bu ülkede tok kadar açlıktan kuru ekmek ve soğan yiyenler halen var. Onu da bulamayanlar halen var.
Herşeyden önemlisi hesap var hesap!

Bu yazı toplam 895 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.