1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Ahmet KAĞAN KARABULUT

  3. “Toparlanın, Gitmiyoruz…”
Prof. Dr. Ahmet KAĞAN KARABULUT

Prof. Dr. Ahmet KAĞAN KARABULUT

Prof. dr. ahmet kağan karabulut
Yazarın Tüm Yazıları >

“Toparlanın, Gitmiyoruz…”

A+A-
Rabbimizin rızasını kazanmak için yola çıkılan her bir sefer aslında adı konulmamış bir zaferdir. Bu gerçekten hareketle, 7 Haziran seçimlerinde ortaya çıkan tabloya bakarak her ne kadar milletimiz, memleketimiz ve ümmetin mazlumları adına hüzünlensek de bu asla bir yenilgi ve hezimet değildir.  Aziz Milletimizin %40 ından fazlasının 1. parti olarak tercih ettiklerine emaneti bir kez daha teslim etmek istediğini ifade ettiği bir netice ve aynı zamanda bir sabır imtihanıdır.
Modern (!) batının tüm küresel soytarılarının, tescilli İslam düşmanlarının, tüm zalimlerin aynı safta yer aldıkları bu mücadelede, yerli tüm figüranlarını da tek bir cephede toplayarak üstümüze sürdükleri bir seçim geçirdik. Öncelikle bunu hatırdan çıkarmamak gerekiyor. Nitekim sonuçlara sevinenler İsrail’le, Neocon’larla, aynı safta sevinç çığlıkları, zafer naraları atmaktalar. Üzülenler ise mazlum milletler, ümmetin biçareleri, ümidini bize bağlamış, gözlerini ülkemizden ayırmadan, gece gündüz bu dava başarılı olsun diye gözyaşları içerisinde dua edenler…
Mevcut tabloya bakarak öncelikle şuna şükretmek gerekiyor. Hamdolsun ki doğru yerdeyiz, yüreği ile Allah arasında perde olmayan o mazlumlarla aynı yerde, aynı safta buluşmuşuz.
Rabbime, yolu dualarla, azimle, gayretle, sabırla ve çileyle, "dava şuuruyla" döşenen, hamuru aşkla ve sevdayla yoğrulan bu muhteşem seferde yer almayı nasip ettiğinden dolayı yarattıklarının adediyle şükrediyorum. "Müslümanlıkla yoğrulan bu yurdu, Müslümansız bırakma Allah'ım" diye niyaz eden YİĞİT KUMANDANIN duasına hep bir ağızdan, tek yürek hâlinde “AMİN” diyen milyonların hissiyatıyla, hamd edilmeye en layık olana hamd ediyorum.

En başta, kutlu bir dava uğrunda liderlerinin çağrısına koşarak, coşarak cevap vererek meydanları dolduranlara, 

Evlerinde, odalarında çoğu zaman sessiz ve derinden, gözlerindeki yaşlarla yanakları, seccadeleri ıslanarak dua eden, hastasıyla, yaşlısıyla, engellisiyle, düşkünüyle, muzdaribiyle, günahsız sabileriyle "yüreği naif ve Rabbe en açık, en yakınlar" dan başlamak üzere tüm dua edenlere,

Ülkemize sığınmış ya da halen Suriye'de bombalar altındayken dahi Cumhurbaşkanımıza, Başbakanımıza ve Ülkemize dua eden mazlumlara, ve dünyanın her bir yanında "İbrahim'i yakacak ateşi söndürmeye küçücük ağzıyla su taşıyan, "TARAFIM BELLİ OLSUN" diyen karınca misali gözyaşlarıyla Rabbimize yalvaran kardeşlerimize,
İkbal ve istikbal endişesi taşımadan, canla başla gece gündüz çalışan, "duruşum yarın başıma dert olur mu" diye en ufak bir tereddüt yaşamadan, kenarda köşede kalmadan, yüreğini, emeğini, her şeyini yedi gün, yirmi dört saat ortaya koyan; tüm dava erlerimize,

Her türlü çirkefliğin, iftiranın havada uçuştuğu, kayıt ve kural dışı, mukaddesatı olmayan bir siyasetle her koldan saldırıldığı o meş'um günlerde, liderlerinin etrafında kenetlenen, asla ihanet etmeyen, satmayan, satılmayan, satın alınamayan, tehdit ve şantajlarla susturulamayan, daha ilk günden itibaren, 7 Şubat'tan, Gezi'den, 17-25 Aralık'tan, 6-8 Ekim’den itibaren ayağı ve gönlü hiç kaymadan, sürçmeden, sendelemeden dimdik durabilen, sessiz kalmayan, haksızlıklara ve fitnelere karşı susmayan, Hz. Ömer'cesine (ra) "bu apaçık bir iftiradır" diye ekranlarda, radyolarda, meydanlarda haykırabilen ve tarafını belli etmekten çekinmeyen, hamuşan suskunluğuna bürünmeyen, hak olduğuna inandıkları davaya ve dava adamlarına sahip çıkan, paralel tehdit ve şantajlara aldırmadan, ekranlardan ve gazetelerindeki köşelerinden, manşetlerinden, sosyal medya unsurları üzerinden destek veren yazar ve düşünürlere, fikir emektarları ve çilekeşlerine,

Ve son olarak "binbir başlı kartalı taşımaya" adanmış, ömrü bunun mücadelesiyle geçmiş, zalimlerin karşısında mazlumların gür sesi, haykırışı olmuş, asrın Salahaddin'ine, yüreklerimizin bir ve beraber attığı, aynı yolda yürümekten iftihar ettiğimiz, Sayın Cumhurbaşkanımıza ve tüm adanmışlığıyla onun sadık yol arkadaşı Sayın Başbakanımız'a yürekten teşekkür ediyorum. 
Seçim sonuçları üzerine oldukça fazla yorumlar ve eleştiriler zaten içimizde yapılmaktadır ve yapılması da zaruridir. Bu yazıda bunlara değinmeyeceğim. Her yerde yazılıp çiziliyor zaten. Çok ciddi bir muhasebenin yapılması ve “nerelerde hata yaptık” sorusunun sorulup aynı hataların tekrarlanmaması lazım. Yeter ki birliğimizi ve beraberliğimizi bozmayalım ve bizi birbirimize düşmüş bir halde görmek isteyenleri sevindirmeyelim. Başımıza geleni ilahi bir uyarı ve imtihan olarak algılayacak imana da, bundan dersler çıkaracak basiret ve ferasete de sahibiz hamdolsun.
Şunu asla unutmamak gerekiyor, bizim için gidilecek, sevilecek, uğrunda can verilecek başka bir ülke, başka bir Türkiye yok. BİZLER, buradayız, toparlanıyoruz ve hiçbir yere gitmiyoruz. Ülkemizin geleceğine sahip çıkacak olanlar da, bu hassasiyet ve niteliklere haiz nesiller yetiştirecek olanlar da, ümmetin sızılarını yüreğinde hissederek Hak ve Adalet temelli yeni bir medeniyeti insanlığa sunabilecek olanlar da ancak BİZLERİZ…

"ÜZÜLMEYİN, GEVŞEMEYİN, İNANIYORSANIZ ELBETTE ÜSTÜNSÜNÜZ", 

YETER Kİ İNANALIM, YETER Kİ İNANDIKLARIMIZI YAŞAYALIM, YETER Kİ HAKTAN VE ADALETTEN AYRILMAYALIM, Bİ İNAYETİLLAH HER MÜMKİNE NAMZEDİZ...
Baki selam ve muhabbetlerimle…
Bu yazı toplam 85 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.