1. YAZARLAR

  2. Mehmet Kaçar

  3. TOPLUMUN DEĞİŞTİRDİĞİ YARGILARI
Mehmet Kaçar

Mehmet Kaçar

Yazarın Tüm Yazıları >

TOPLUMUN DEĞİŞTİRDİĞİ YARGILARI

A+A-

Toplumumuz, teknolojik gelişme ile beraber, dairesi içerisine girdiği ruh halini artık kontrol edilemez mecralara sürüklediğini de görmekteyiz. Öyle bir karamsar hale geldik ki, neredeyse tüm dünyayı yakıp yıkasımız geliyor. Ne hallere geldik böyle biz? Şükrü, kanaati, kafi demeyi, sabrı unutturdular bize. Hislerimiz, düşüncelerimiz, davranışlarımız o kadar değişip dejenere hale geldi ki, kendi canlılığımızı, hatta dünyaya gelişimizi dahi sorgular hale geldik. 
Oysa insan oğlunun ta Hz. Adem’den günümüze kadar insanlık kendini kontrol altına alabilmesi için inandıkları dini inançlar, insanların hülyaları ile eşitlenen duyguları ile inançlar, insanların menfaat ve kendi egolarının tavan yaptırma aracı olarak kullanılmaya başlanmıştır. İşte bu değişim insan oğlunu kötü düşünceden koruyan baskın gücün artık değişerek bu özelliğini kaybetmesine yol açmıştır.
Böylelikle inancın sahiplendirici kudretinden yoksun kalmış oldu insanlık. Toplumsal davranışımız (ahlakımız veya sosyalitemiz) değişti. Toplumu toplum yapan ve toplum olma özelliği taşıyan komşuluk, akrabalık(sılayı rahim), arkadaşlık ilişkileri değişti. Güven ortamı tamamen güvensizlik yada şüpheli bir durum arz eder oldu.Kötü gününde yanında kimseleri bulamayanlar çoğaldıkça çoğaldı. İnsan düştüğünde bir el uzatan dost, kardeş ve arkadaş bulunamaz, hatta düşene tekme atanların sayısının artığını görür olduk.
Yüksek ama(gökdelen), insan sıcaklığından mahrum ve sevgisi betona yenilmiş, buz dolabı gibi binalarda(sözde akıllı evler) modern hapis hayatı yaşar hale geldik. Binaların ve maddiyatın ve lüksiyatın esiri olduk. Yardım elini uzatacak veya uzatacağımız salih kişileri bulamaz hale geldik. Asansörde dahi selam vermekten veyahut almaktan çekinir olduk. İnanın bu toplumsal değişimler, sonraki jenerasyonlara robot tipi, ruhu ve hisleri olmayan insanların yaşam biçimi olarak aktarılacaktır.
Yiyeceklerimiz değişti, ağız tatlarımız farklılaştı, yiyeceklerin içerisindeki maddeler, mineraller, vitaminler değişti, hormonladık yani anlayacağınız. Aklımız da yiyecekler gibi hormonladık. Her öğünde tükettiğimiz ekmeğin ham maddesi buğday ekiminden hasadına kadar onlarca kez kimyasal maddelerle, sözde ilaçlanarak zehir deposu haline getirildi. Çünkü bu ilaçlar genlerimize kadar işliyorlar ve biz ağır ağır zehirleniyoruz da farkına bile varmıyoruz. Beynimiz de işte böyle zehirlenerek fikirlerimiz kirlenmektedir. Mısır, mercimek, arpa, susam ve diğerleri bu tehlike aynen geçerli. Zaten tarım hammaddelerinin hemen hemen hepsi (hiprit tohum) ya İsrail veya Avrupa menşeyli.
Hayallerimiz değişti. Eskiden bşr ayakkabı, bir elbise bir de mutlu bir yaşam hayali kurardık. Şimdi küks villalar, lüks telefonlar, lüks arabalar, zengin arkadaşlar, makamlar, mevkiler daha neler neler. Bunlardan biri eksik oldu mu mutsuz bir hayat yaşıyoruz. Bunlar çok büyük bir dert gibi anlatılıyor. Yaşamak değil lüks yaşamak asıl olan. Bundan taviz verildiğinde yaşam katlanılmaz dertlerle sıkıcı hale geliyor sanki.
Kültürler değişti. Gelenek ve göreneklerimiz değişti. Oluşturulmak istenen tek kültür toplumun birer ferdi olarak sadece robot gibi çalışmak. Farklı renkleri tek renge çevirmek isteyenlere de değirmenden su taşır hale geldik. Anadolu kültürü dış kaynaklı normlara yenik düşüyor ve seyirci olmakla yetinilmiyor bilakis en az onlar kadar değiştirebilmek için var gücümüzle çaba harcıyoruz. Yazık, hem de çok yazık...
Yaşam tarzlarımız, normalleştirilen marjinal ilişkiler. Huzur evlerimiz de huzur arayan yaşlılar. Onlara bayramdan bayrama çay içmeye giden evlatlar. Değişen onca hayatlar... Geçmişe, bu güne ve yarına dair her şeyimiz değişti... Bu kadar değişimin yaşandığı bir dünyada normal bir hayat tarzı sürmenin imkansızlığı tabi ki açıktır. İşte bu yüzdendir ki savaşlar, katliamlar, anaların bedduaları, çocuk katilleri hiç eksik olmuyor. Normal yaşanmayan bir hayat, normal olmayan bir varlığa dönüşür ve dolayısı ile anormal bir yaşam döngüsü ortaya çıkar. Ruh halleri, bakış açıları, düşünceler, sonunda bazılarının canlı türleri de değişti.
İnsanlıktan çıkmış cesetleriyle insan libasın da iğrenç canlı türleri gelişti. Değişe değişe değişmeyen hiç bir şey kalmayacak gibi. Ne demişler, değişmeyen tek gerçek ise yine değişimdir.

Bu yazı toplam 872 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.