1. YAZARLAR

  2. Ahmet Turan

  3. TORKU’ YA ALTIN MARKA ÖDÜLÜ
Ahmet Turan

Ahmet Turan

Yazarın Tüm Yazıları >

TORKU’ YA ALTIN MARKA ÖDÜLÜ

A+A-

Bugün yeni yılda ağırlıklı olarak üretim çağırısı yapan mesajları köşemize taşımak istedim.
Çünkü bizde önceki günkü yazımızda 2019 yılının üretim yılı olması çağrısı yapmıştık. Çağrımızdan daha detaylı bir üretim mesajı Pankobirlik Yönetim Kurulu Başkanı Recep Konuk tan geldi.
Bizde mesajın içeriğindeki üretim çağrısını paylaşmak için köşemize almak istedik. Ama önce, Türkiye’nin yerli ve milli üretim modeli Konya Şeker’in TORKU markasına Uluslararası Gıda Derneğinin Organize ettiği Gıda Zirvesinde ‘Altın Marka Ödülü’ verilmesini tebrik edelim.
Ardından ekonomi ağırlıklı konularla gündem oluşturan bir derginin yaptığı araştırmada Türkiye’nin yaşayan en büyük zihinleri olarak gösterilen 38 kişiden birisi Konya Şeker ve Pankobirlik Yönetim Kurulu Başkanı Recep Konuk olmuştur. Bu nedenle Recep Konuk başkanı da tebrik edelim.
Şimdi gelelim Recep başkanın 2019 yılı mesajına.
“Ülkemizin, milletimizin ve kurumlarımızın kaybedecek, boşa geçirecek zamanı yok, Konya Şeker olarak 2019’un kıymetinin idrakindeyiz. Türk çiftçisine 14 yılda 45 tesis ve bir marka kazandırdık. Çiftçiden aldığımız tarımsal ürün miktarını 1999’dan 2018’e 44 kat artırdık.
Zamanı süresi sabit dilimlere ayıran gün, ay, yıl gibi zaman kesitleri bize, bizlere hem bireysel, hem kurumsal, hem toplumsal açıdan o zaman dilimine başlarken önümüze hedef ve hedefler koymayı kolaylaştırıyor hem de geçmişin muhasebesini sağlıklı yapma imkânını tanıyor. 
2019 ise yapacaklarımızdır, henüz kullanmadığımız, harcamadığımız, tüketmediğimiz, iyi veya kötü değerlendirmek elimizde olan bir çektir, bugün ve gelecektir. ‘Zamanı öldürmek en pahalı harcamadır’ diyor Balzac. Bizim ülkemizin, bizim milletimizin ve bizim kurumlarımızın kaybedecek, boşa geçirilecek zamanının, yıllarının olmadığının, bizim ülkemizin, bizim milletimizin her günü ve her yılı ülkemizin ve milletimizin kazanç hanesine yazmak zorunda olduğumuzun en büyük ispatı 2018 ile birlikte yakın tarihimizde yer alan bazı yıllardır. Kazanımlarımıza göz dikenlerin neler yapabileceğini, milletimize husumet besleyenlerin ne kirli oyunlara kalkışabileceğini 2018’de yaşadık gördük. 
Dost bilip birlikte yürüdüklerimizin nasıl çelme atabileceğini 2016’da yaşadık, gördük. 
Daha güçlü, daha kudretli olmak için zamanla yarışmak, her yılı yapacaklarımızla taçlandırmak ve bir yıla birkaç yılı sığdırmak zorundayız. Zorundayız çünkü ülkemize ve milletimize karşı estirilen suni rüzgârlar, fırtınalar ne kadar güçlü olursa olsun dik durmamız, ayakta kalmamız zamanla yarışarak yapacaklarımızla kökü de gövdeyi de güçlendirmemize, yani hem sosyal dokumuzu hem de ekonomimizi güçlendirecek işleri önümüzdeki hiçbir yılı kaybetmeden acele ama sağlam yapmamıza bağlıdır.
Yeni yıl ile birlikte ülkemizi sert fırtınalar karşısında bile dik tutacak işleri yapacağımız, yapabileceğimiz içinde henüz bilemediğimiz belki de nice fırsat barındıran bir yıla adım atacağız. 
Henüz tüketilmemiş her yılın, her ayın ve her günün milletimizin geleceği açısından kıymetli olduğunu unutmayacağız. ‘Zamanın değerini, yapacak işi olan bilir’ diyor atalarımız. Bizim yapacak çok işimiz var ve önümüzdeki yıl ile birlikte tüm yılların ne kadar kıymetli olduğunu biliyoruz.
Ancak her toplumun, her milletin ortak umut ve beklentileri, zamana yayılmış ve gerçekleşmesini beklediği ortak hayalleri, ortak hedefleri vardır. Takvimlerdeki değişiklikler milletlere o ortak umut, hedef ve beklentiler konusunda bir yandan muhasebe yapma fırsatı verirken diğer yandan yeni bir yıl ile birlikte yapılacaklar konusunda hem planlama yapma, hem de irade tazeleme imkânı verir.  Milletimizin yeni yılla ve gelecekle ilgili ortak hayallerini hayata geçirerek, yeni yılla ilgili beklentilerin karşılık bulmasını sağlayarak milletimizin refahını yükseltmek, vatanımızı daha mamur ve ülkemizi daha güçlü, devletimizi daha itibarlı yaparak, milletimizin ortak hedeflerinin gerçekleştirilmesinde ülkemizin hanesine yeni yılı kazanç yıllarından biri olarak dahil etmek, kıymetli olan zamanı kıymetini bilerek değerlendirmek başta siyaset ve devlet olmak üzere mevkimiz, makamımız, görevimiz, işimiz ne olursa olsun hepimizin ortak mesuliyeti, geleceğe ve gelecek nesillere karşı ortak borcudur” 
Bu yıl inşallah hepimiz el ele vererek üretimde ülkemize çağ atlatmanın başarısını yakalarız.
Güçlü ekonominin güçlü üretimden geçtiğini her halde hepimiz idrak etmişizdir.
Kalın sağlıcakla.

Önceki ve Sonraki Yazılar