1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. TRUM-P-AN SHOW
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

TRUM-P-AN SHOW

A+A-

Hiç kuşkusuz son günlerde ABD Başkanı Donald Trump’ın pervasız çıkışları gündemde önemli yer işgal ediyor. Oldubittiye getirerek ilan etmeye çalıştığı Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma çıkışı genel görünüm itibariyle elinde patlamış gibi görünüyor. Müslümanlar olarak bizlerin bu tür durumlarda uyanık ve dikkatli olmak zorundayız. 
Milletlere yansıtılan, görünüş itibarıyla ABD Başkanı Trump’un siyasi cahilliğine atfen kırdığı pot havası yaratılmasıdır. Oyunun geri planında gerçekten aynı durum söz konusu mu? İşte üzerine odaklanmamız ve sonuca ulaştırmak zorunda olduğumuz gerçek budur. İslam ümmetini idare edenler ve İslam halkları gelişmelere halen olduğu şekliyle bakmayı alışkanlık haline getirmiş olduğundan sadece zahiren yansıyanlara göre tavır alıyor, tepki koyuyoruz.
Gerçekten öyle mi?
Bu noktada, aklıma Amerikalı aktör Jim Carrey’in Truman Show isimli filmi geldi. 
Amerika, bizi kendi kurguladığı senaryo ile meşgul ederken, geri planda asıl odaklandığı Siyonizm’in amacına hizmet eden kirli oyunlarını mı uygulamaya sokuyor? Bu noktada azami dikkatli olmalı ve geçmişte yaşananlardan ders çıkarmalıyız. 
Peki, nedir bu filmde geçen? 
Truman, kendini sıradan bir adam zannetmektedir. Hâlbuki onun düşündüğü sıradanlığın tam aksine dünyanın izlediği bir reality shownun baş aktörüdür. Tüm dünya onun ilk adımından evliliğine babasını kaybedişinden ilk aşkına her şeyi bilmektedir. Şovun ilgi görmesinin sebebi ise Truman’ın hayatı ne kadar kamera ve aktörlerle çevrili olursa olsun rol yapmamasıdır. Doğumundan itibaren binlerce kameranın konumlandırıldığı dev bir film setinde süregelen yaşamının kurgu olduğundan kendinin bile haberi yok. Amerikan film sektörünün merkezi niteliğinde ki Hollywood’un orta yerinde dizayn edilen dev film setinde küçük bir dünya yaratılmış. O dünya içerisine denek olarak konulan Jim Carrey’in başrolünü oynadığı kişi, üzerinden kurgulanan oyundan bihaber yaşam sürüyor. Ama o yaşamı sadece o film seti içerisinde geçiyor. Düşünün!  uzaydan bile görünen bir setin içinde ne olduğunu bilmeden yaşam süren bir insan… O yapmacık bir aktör veya özel efektlerle sürekli heyecan yaratmaya çalışan biri değil, gerçek hayatını yaşayan bir insandır. Hayalleri olan, gezmek keşfetmek isteyen sıradan insan isteklerine odaklı biridir. 
Her şeyin mükemmel olduğu dünyaya doğan bir bebek, iyi kalpli ve düzeni bozmayan bir insan Truman.  Kurgulanan yaşamı boyunca hemen her gün aynı şeyleri yapan yani bir sigortacı olarak işine gidip gelen, aynı radyo kanalını dinleyen, karısı ile aynı şeyleri konuşan birisi. Kullanabildiği tüm araç ve gereçlerde kendisini gerçeklerden bihaber tutacak olduğu için dönen oyunun farkına varamayacak. Bir reality showun bu kadar ünlü olmasının asıl sebebi de bu aslında; insanların onun hayatına duydukları özentinin yansımasıdır. Filmin seyrinin değiştiği nokta; Truman hayatında ki bazı tekrarları ve tekdüzeliği fark etmesiyle ortaya çıkıyor. Niçin karısı onunla sürekli bir şey tanıtıyormuş gibi konuşuyor? Neden tanımadığı insanlar ona ismi ile hitap ediyor? Bir şeylerin yanlış olduğunu fark eder ve ne olduğunu sorgulamaya başlar. İnsanoğlunun en önemli hasletlerinden olan merak gereği alışılageldik rutinden çıkar ve dilediği gibi hareket etmeye başlar. Bu duruma rağmen çevresine konumlandırılmış insanlar halen kendi istekleri doğrultusunda Truman’ı yönlendirmeye çalıştığı için dikkat çekmektedir. 
Şimdi gelelim; bu filmi yazıma konu edinip varmaya çalıştığım noktaya. 
Truman Show’da ki dikkat çekici olan, denek olarak kullanılan Truman’ın aynı günümüzde yaşayarak şahit olduğumuz gibi yaşantısının diğer insanlar tarafından dilendiği şekilde yönlendirilmeye çalışılmasıdır. İnsanların kendilerine ait bir hayatları yerine birileri tarafından dilendiği yöne çekilen ve o birilerinin istekleri doğrultusunda yaşamaya mecbur bırakılmalarıdır. Bu öylesine girift bir duruma işaret ediyor ki, bugünümüzde standart yaşam süren insanoğlunun yaşadığı hayatı kendi özgürlük prensipleri doğrultusunda yaşadığı inancına mahkûm ediliyor. İnsan, yaşamının aslında birileri tarafından yönlendirildiğine değil özgürlüğü çerçevesince dilediği gibi bir yaşam sürdüğünü zannediyor. Ama işin gerçeği yaşadığı hayat, aslında birileri tarafından dilendiği gibi dizayn ediliyor. 
Kapitalizm gerçeğinin koyduğu çerçeve içerisine mahkûm edilmiş belirli standartların dışına çıkmayan ve birilerinin ortaya koyduğu direktifler uyarınca süregelen bir yaşam. Oyun o kadar ustaca dizayn edilmiş ki yaşamak zorunda olduğu hayatı kendisine özgürlük olarak aktarılmış. 
İşte filmin asıl konusu bu! Kontrolün sizde olmadığını bilmemek ve direktiflerle yönlendirilen bir birey olduğunun farkında olmama.  Ne seçim yapacağını önceden bilen insanlarla dolu bir yaşam sürmek. Günümüz dünyasında biz de aynı şekilde yaşıyoruz. Seçimler yapmamız gerekiyor. Acaba doğru seçimi yapıyor muyuz?
Aslında Truman Show filmini temel alarak kapıldığımız kurgu yaşamlarımızın dışına çıkarak kendi dünyamızı oluşturabiliriz. Yaşadığımız hayatı pekâlâ sorgulayabiliriz. Bunun içinde bize lazım olan seçimlerimiz hakkında bize biraz daha cesur olmamızdır. Olayların gerçekliğini sorgulamamız gerekiyor. 
Bu filmi niçin örnek olarak aldığımı ifade edebildim sanırım. 
Değerli okurlarım bugünler biz Müslümanlar için seçim yapma zamanıdır. Ortada kurgulanan oyunların geri planında yatan temel etkenlerin ne olduğunu anlamak, algılamak ve ona göre kendi yaşam standardımızı ortaya koymamız lazım. 
Amerika Birleşik Devletleri’nin insan denklemini çözmesi sonucunda ortaya koyduğu tüm kurgusal çabaların aslında bizi çekip çevirmek amacıyla olduğunu ve aklını kullananların kazandığı bir dünya gerçeğiyle baş başa olduğumuzu görmek zorundayız.

Bu yazı toplam 480 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.