1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. TRUMP BİR PROJE Mİ?
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

TRUMP BİR PROJE Mİ?

A+A-

Amerika’nın yeni başkanı hakkında akılları kurcalayan çok şeyler var. Dünyayı çekip çeviren dünyanın iliklerine işleyen bu emperyalizm temsilcisinin yaptıklarının altında bir takım dümenler dönüyor.

Bayram öncesi çıkarılan ve halen devam eden Katar kriziyle acaba neyi kurguluyorlar? Hedefledikleri yeni plan nedir?

İsrail devletinin sınırlarını genişletecek ve bölgede kontrolü elinde tutacak olan Siyonist bir devlet oluşumu için atılan ilk adımlar mı?

Bununla alakalı biraz internet araştırması yaptım. O kadar çok detaya ulaştım ki bunlardan edindiğim bilgileri sizlerle paylaşmak istedim. Teslim Töre’ye ait bir yazıdan alıntılarla bu konuyu size aktarayım.

ABD emperyalizmine karşı (halkına değil) ömür boyu mücadele etmiş birisi olarak, her insanın hasmının en ince detaylarına kadar incelediği, hakkında öğrenmesi gereken her şeyi öğrenmeye çalıştığı, reflekslerini ölçüp biçtiği gibi ben de insanlık düşmanı olarak gördüğüm ABD emperyalizminin her şeyini öğrenmeye, reflekslerini algılamaya çok önem verdim. Tepeden tırnağa bütün yöneticilerinin seçimle geldiği ABD demokrasisi mevcut burjuva demokrasileri ve geçmiş demokrasilerin içinde halk demokrasisine en yakın olan demokrasidir. Lenin’in ABD demokrasisi için: Kaldırın sermayenin egemenliğini, “gerçek sosyalizmdir“ belirlemesine çok katılmıştım. Fakat sıra kendisine gelince Sovyetler bile tahammül etmedi, Leningrad ayaklanmasından sonra yapılan plenum toplantısında Sovyetleri bitiren önergeyi vererek demokrasiye ne kadar tahammülsüz olduğunu gösterdi. Bu ders çıkartılması ayrı bir tartışma konusu, o nedenle geçiyorum.

ABD demokrasisi gerçek bir demokrasidir. Çünkü ABD demokrasisi Amerikan Halkının kurtuluş savaşı verirken, mücadelenin içerisinde halkın kurduğu, devrimci bir demokrasidir. Ama karşıtların birliği yasası gibi demokrasinin karşıtı olan ABD’nin ulus ötesi acımasız, ahlaksız sermayesi de ABD demokrasisi kadar, hatta ondan daha fazla, anti-demokrat ve insanlık dışı bir sermayedir. ABD demokrasisi var, ama ABD’de egemen olan demokrasi değil, sermayenin ceberut diktatörlüğüdür. Rosenbergler olayında da görüldüğü ABD sermayesi, onun derin devleti karşısında: ne ABD demokrasisi, ne de ABD adaleti işe yaramıştır. ABD sermayesi ve onun derin devleti: bütün dünyanın gözü önünde adalet mekanizması ve demokrasiyi bir kâğıt parçası gibi ufalayıp çöpe atarak, Rosenbergleri elektrikli sandalyeye oturtmuştur. ABD tekelci sermayesi ve onun derin devleti ABD demokrasisi ve adaletine rağmen Makkartizm’i dilediği kadar yaşatmıştır. Dolayısıyla demokrasi ABD’nin mağduru, tekelci sermayenin gerici ceberut diktatörlüğü mağlubu olmuştur. Bu denklem bozulmadı, devam ediyor. Bir demokratik halk devrimine kadar da bu denklem devam edecektir.

Trump, seçimi kazanacak hiçbir profil sergilememesine, ahım şahım bir kampanya yürütmemiş olmasına rağmen seçimi kazandı. Ne ideolojik, ne teorik, ne perspektif, ne de politik bir derinliği var. Başka bir anlatımla bırakın derinliği, apolitik bir görüntü sergiliyordu. Her konuşmasında gaf yapan, sonra birilerinin müdahalesi ile düzeltilen bir kuklayı andırıyordu. Bütün seçim boyunca görüntüde Trump, fakat arka planda iş yapan başkaları var gibi bir imaj doğuyordu. Trump’ı izlerken önceleri çevremdekilere: Bu çok basit bir adam, ABD sistemi bununla çok oynar, yorumu yaptım. Ama mevcut dünya konjonktüründeki gelişmelere, bu gelişmeler karşısında ABD’nin düşmüş olduğu konuma ve ABD’nin gücünün büyüklüğüne, ABD derin devletinin bu konumu kabul edemeyeceğine, ABD’deki partilerin hiç birisinin bu durumun üstesinden gelecek programa sahip olmadığına bakınca, Trump’ın derin devletin bir projesi olabileceği sonucuna vardım. ABD onlarca yıldır dünyayı yöneten büyük bir emperyalist güç. Rusya tabir uygunsa: daha dün emperyalist oldu. ABD’yi Ortadoğu’da bütün müttefikleri ile birlikte zorda bıraktı. ABD’yi Karadeniz'de Rus güçleri tarafından “taciz edilen” konuma soktu. Akdeniz bir askeri güç bakımından NATO ya da ABD denizi konumunda iken, şimdi neredeyse bir Rus etkisine girdi. NATO’nun Rusya’yı kuşatmasını, Rusya’nın NATO’yu kuşatmasına dönüştürme süreci yaşanıyor.

Rusya sorunu da çok önemli. Rusya emperyalist dünyaya yeni girdi. Ekonomik bazda fazla bir gücü yoktur. Ama askeri ve diplomatik alanda ABD ve NATO’yu çok sıkıştırdı. Gelinen nokta ya savaş ya da yeniden paylaşım noktasıdır. Ne NATO’nun ne de ABD’nin Rusya ile savaşı göze alma diye bir niyet ve gücü yoktur. O nedenle tek seçenek paylaşım konusunda anlaşmaktır. Anlaşmanın ABD’nin çıkarına olacağı kesin. ABD’nin ulus ötesi tekellerinin tümü sanayisini dünyanın her tarafına taşıyabilecek güç ve yetenektedir. Rusya’nın ABD tekellerinin fevkinde tek bir tekeli bile yoktur. Çağımız işgal, istila çağı değil. Çağımız sanayi taşıma ile ülkelerin iç olgusu haline gelme çağıdır. Şu durumda Rusya Suriye'de askeri, diplomatik, politik olarak en üst sırada. Fakat ekonomik alt yapı olarak hiçbir ağırlığı yoktur. ABD’nin Suriye’ye taşıma harekâtı ile girme konumu oluşsa, kısa sürede Suriye’nin bir iç olgusu konumuna gelir. Bütün bunları ABD derin devleti çok iyi biliyor. O nedenle de Rusya ile ilişkilerini bu zeminde düzenleme yoluna gidebilirler. Trump bu planın bir projesi olabilir.

Tekrar okuyun. Sayın Töre’nin tespitleri yanlış mı sizce?

Bu yazı toplam 321 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.