1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. TRUMP NE YAPMAYA ÇALIŞIYOR?
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

TRUMP NE YAPMAYA ÇALIŞIYOR?

A+A-

Geçtiğimiz çarşamba gecesi ABD Başkanı Trump, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıdıklarını açıkladı. Hemen ardından da Amerika Büyükelçiliği’nin Tel Aviv’den Kudüs’e taşınması talimatını verdi. Belli ki aceleleri var.
Değil mi?
Nasıl olsa bölgede istikrarlı bir İslam ülkesi bırakmadılar. Hepsi kendi iç ve dış sorunlarıyla boğuşurken aradan bu işi çıkarmak lazımdı. Planları aslında istedikleri gibi işlemedi. Hesapta Türkiye’nin de karıştırılması ve paralelciler kanalıyla vatan toprağımızın peşkeş çekilmesi, hemen akabinde de bölgede diledikleri gibi at oynatma senaryoları tutmadı. Ama Trump’un Ortadoğu seyahatinde ziyaret ederek kulaklarını çektiği Suudi Arabistan, Mısır, BAE, Kuveyt gibi bazı devlet liderlerinin verdiği destekle bu cesareti kazanmış oldular.
Aslında hesapta Türkiye’nin de darmadağın edilerek kendi sorunlarıyla boğuşuyor olması da vardı. Ama tüm ısrarlı çabalarına rağmen bunda muvaffak olamadılar. Bu oyunu erken çözen Türk hükümeti Amerika tarafından yaratılmaya çalışılan planın hemen hemen tümünü çözdüğü için Rusya ve İran gibi iki bölgesel güçle ortak hareket zemini yaratınca Amerika’nın dost görünümüyle Türkiye’yi sindiremeyeceği ve ülkemizin kendi politikalarıyla oyunlarını bozacağı mesajını aldılar.
Sözün özü; yol üzerinde ki işaret levhalarını değiştirdiler. Türkiyesiz bir Ortadoğu planı tutmayınca Türkiyeli bir plan safhasına geçerek bölgede halkı Müslüman ama yöneticileri satılık olan İslam ülkelerini kontrol altına almaya yönelik yola uygun bir hareket metodu geliştirdiler.
Bundan sonrası açıkçası tam bir muamma…
Sonuçta bölgede göründüğü kadarıyla en sert ve net tepkiyi yine bizim ülkemiz veriyor. Diğer İslam ülkelerinin tavrına baktığınızda değişen bir şey yok. Onlarda ses çıkarıyorlar ama cılız kalıyor.
Asıl üstünde durulması gereken olay bence bu değil.
Siyonist destekçisi Amerika’nın bu aşamadan sonra takip edeceği yeni yolun ne olacağı ve ileride İslam âleminin başına nasıl bir çorap örmeyi planladığıdır. Bunu çözmemiz lazım.
Çözmediğimiz takdirde yine diplomatik tepkilerin havada uçuştuğu, meydanlarda gönüllü kuruluşlar tarafından düzenlenen protesto mitinglerinde atılan sloganlarla insanımızın gazı alınacak. Ama emperyalist güçler planlarına kaldıkları yerden devam edecekler.
Aslında bir teselsül halinde devam edegelen bu süreç bizlere yabancı gelmiyor. Arap baharı adını verdikleri kurguyla başlatılan bölgesel güç dengelerinde ki oynamaların yeni şekline büründürülmesi, Amerika ve İsrail tarafından kontrol edilen bölge halkları ve bölgesel zenginlik kaynaklarını istedikleri gibi yönetme planları hedefledikleri doğrultuda oldukça usta davranabiliyorlar.
Bu pis oyunu bugüne kadar en net şekliyle Türkiye ve Katar çözebildi. Diğerleri aynı oyunun birer nesnesi olmaya devam ederek kendi koltuklarını ve egolarını şişirmede ustaca maşalık yaparak yollarına devam ediyorlar.
Bu yapılanlara birde Amerikan tarafından baktığımızda farklı bir senaryo ortaya çıkıyor.
Trump bildiğiniz gibi Amerikan başkanlığına geçtiğinden beridir politik bir takım krizler ortaya çıkardığı için sarsılan otoritesini düzeltme uğruna rüştünü ispat peşinde koşuyor. Bildiğiniz gibi planın bir parçası olarak ABD elçiliğinin Kudüs’e taşınma kararı 1995 yılında alınmış olsa da 22 yıl boyunca Amerika’ya başkanlık yapanlar bu konuda adım atmaya cesaret edememişler ve her defasında askıda kalmıştı. İşte Bay Trump göreve geçtiğinden beri somut icraat yapamadığı için siyasi gözlemciler ve medya tarafından sıkça eleştirildi. Bunda da kendisini etkin gösterebilecek en net siyaset tavrının Kudüs’ü başkent olarak tanımak olduğuna kanaat getirmiş olabilir.
Bu taktik Trump’un desteğini zayıf gördüğü cumhuriyetçi seçmene bir mesaj niteliği taşıdığı gibi de yorumlanabilir. Verdiği mesajla bu tabanı güçlendirmek ve netice itibarıyla tabanı güçlü bir lider olma özlemi taşıyor olabilir.
Bana uzak bir ihtimal gibi gelse de barışa ulaşma amacı güdülüyor olabilir. Bu durumda Trump, uzun yıllar boyunca bölgesel istikrarsızlığın kaynağı olan İsrail- Filistin sorununda çözüm üreten lider olabilmek için bir çabaya girişmiş olabilir.  Tabi ki bu noktada daha çok İsrail terör devletinin istediği yönde atılacak adımları desteklemek suretiyle Filistinlileri ikna edebilecek bir yem bulma çabasına kalkışmış olma ihtimali olabilir.
Akla gelen diğer bir seçenekte Trump’un elinde bölgesel sorunun çözümü için hiçbir plan olmadığı ve etrafında kendisine politik ve siyasal danışmanlık yapanların verdiği bilgiler doğrultusunda hareket ettiği bir çalışma zemininde hareket etmesi ihtimalidir.
Sonuç itibariyle burada asıl oyun kurucuların Yahudi öncüleri olduğu, zaman ve zemine göre ABD’yi diledikleri gibi şekillendirme çabalarının ortaya çıkmasıdır.
Kısaca şudur: İsrail, amacına ulaşma uğruna Amerika ile dilediği gibi oynaşabiliyor.
 

Bu yazı toplam 1390 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.