1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. TÜM FİLM SENARYOLARI YAŞANIYOR, SIRADA NE VAR?
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

TÜM FİLM SENARYOLARI YAŞANIYOR, SIRADA NE VAR?

A+A-

İçinde bulunduğumuzun asrın sürprizleri ardarda geliyor. Yüzyıla ilk adımı attığımız günden bu yana değişimler öyle hızlı gelişti ki, takip etmekte zorlanıyoruz. Bugünün gündemini yarın diğer bir gündemle unutuyoruz.

Suriye’de ki savaş sürüyor ama dönüp bakan yok.

Suriye’li mülteciler en son çoluk, çocuk Yunanistan sınırından geçmeye çalışıyorlardı. Şimdi ne yaparlar ne ederler acaba? 

Akla şu ürkütücü soru geliyor:

Bundan sonraki aşamada acaba sırada ne var? Bizi ne bekliyor?

Düşündükçe zihinde farklı senaryolar şekil buluyor. İnsanoğlu illa ki merak ediyor. Bu noktada düşünülmesi gereken, birinin huzursuzluğunun diğerine huzur getirmeyeceği gerçeğinden gelişmelere bakmak gerektiğidir.

Birilerini eziyet çekerken, canı yanarken birileri mülkü saltanatında keyif içinde yaşamının tadını çıkarıyordu.

Bu dünyanın fertleri olarak bunu anlayamadık, işimize gelmedi.

Hep birilerinin cebinde diğerlerinin gözü oldu. Doyumsuzluk insanoğlunun karakteri haline dönüştü. Hep daha fazlasını istedi. O fazlaya ulaşabilmek için birilerinin mülkünden, varlığından, canından, kanından, çoluğundan, çocuğundan, vatanından, yurdundan, yuvasından vazgeçmesi zorunluydu.

Görüyorsunuz, tablo ortada!

Yukarıda zikrettiğim kayıpların acısını daha çok müslümanlar yaşadı. Irak’ta, Suriye’de, Arakan’da, Filistin’de, Libya’da, Yemen’de, Hindistan’da, Bosna Hersek’te ve daha nice beldelerde mü’minler üzerinde karabulutlar uçuşurken sözde medeni Avrupa dediğimiz, Amerika dediğimiz zifiri karanlıklar içinde ki kıtalarda insanlar o acılar üzerinden büyük mutluluklar ve nadide yaşantılar tesis etmişler, tadını çıkarıyorlardı.

Yaptıkları her zulmün akabinde, yaşadıkları mutluluğun daha çok kendilerinin ileri zekalarından ileri geldiği yanılgısından da kendilerini kurtaramadılar.

Kimisi kutsal kitabımıza hakaret etti, yaktı, yırttı, sokaklara attı. Kimisi islami yaşantılarını huzur içinde yürütmek isteyen müslümanlara sarkarak onlara hayatı zehir etme yolunu benimsediler.

El’an emperyalist ülkelerin hepsiyle birlikte tüm dünya hayatta kalma mücadelesi veriyor.

Görünmeyen bir savaşçının, yakaladığını yerle yeksan eden, corona virüsü  savaşçısının sert sillesini yememek dünya halkları  evlerinden çıkamaz hale geldi.

Gaflete düşen müslümanlar da hisselerine düşeni alıyorlar. Ama çoğunluğu zaten ömürleri boyunca sıkıntıyla, savaşla, ekonomik yaptırımlarla, göç hayatlarıyla yaşadıkları yüzünden direnç kazandıkları için daha az etkileniyorlar.

Yunanistan hududunda ki Suriyeli müslümanların yaşadıklarını unutmak mümkün mü? Çoluğuyla çocuğuyla çektikleri rezaleti zihinlerden silivermek öyle kolay mı?

Bu işin ardında geçen ki yazılarımda da zikretmiş olduğum gibi Amerika’da olabilir, İsrail’de olabilir veya bir diğer şebeke de olabilir. Hiç farketmez. Ben sebebi yaratan rabbime bakarım. Bu yaşananları kafir eliyle tüm insanlığa musallat eden Rabbim, zannımca her geçen gün büyüyen, büyüdükçe acıtan, acıttıkça birilerine katkı sağlayan zulüm dünyasının artık sallanması gerektiğine karar verip bu belayı dünyaya musallat etmiştir..

Uzun yıllar sonra namaz kılınmayan kıblemizle, namaz kılınmayan efendimizin huzurunda “Ancak, sana iman eder, ancak senden yardım isteriz” ayeti kerimesiyle gözyaşlarına boğulan bu iki kutsal mescidimizin imamlarının düşündürdüğü ruhu yakalamamız lazım.

İnsanoğlu olarak tümden bu yaşamları hakettik. Hiç sağa sola bakmayın. Asırlar boyunca mazlum insanları sömürgeleştiren batı medeniyeti bugün teker teker dökülmeye başladı.

İbret olur mu bilemem ama bundan sonrası için farklı bir bakış açısından gerçeklere yaklaşacak bir ruh haline bürüneceklerine dair henüz hiç bir öngörüm yok.     

Ölümün taraf seçmediğini, bölge seçmediğini, en varlıklı olanlar dahil ters yüz edivereceğini aklımızdan çıkarmamalıydık.

Ey fakirler! Anladınız mı? Her şey çok fazla para kazanmak değilmiş. Büyük evlerde oturmak değilmiş.

Ey zenginler! Anladınız mı? Her şey çok mal varlığına kavuşup gününü gün etmek değilmiş. Katlar, yatlar, arabalar değilmiş.

Unutmayalım! Çokla değil, azla daha çok mutlu oluyor insan!

Bu imtihan size tesir etti mi bilemem ama bildiğim bir şey var. Virüs ortamı Allah’ın izniyle temizlendikten sonra eski rehavetli hallerinize düşeceğimizi biliyorum. İnsanoğlu nisyanla maluldür. Unutup yeniden çok kazanmaya odaklanacak. Daha çok arsa, daha çok arazi, daha çok para, daha çok eşya, daha çok yatırım diyerek doymak bilmeyen özlerine yeniden dönecek. Çünkü tarihin hiçbir döneminde yaşanan bela ve musibetler kısa bir müddet insanlığa tesir ederek bir süre hizaya getirse de zaman geçtikçe unutan özelliğine bir süre sonra yeniden dönüyor.

Bundan şu sonuca varabiliriz. Gerçek kıyametle yüzleşmediği sürece insanoğlu acziyetini anlayıp düpedüzgün bir insan olmayı beceremiyor.

Bakalım bizi bekleyen yeni sürprizler ne olacak? Artık Amerika filmlerinden aşina olduğumuz insanların zombiye dönüşmesine tanıklık mı edeceğiz?

Olmaz demeyin, hepsi oluyor.

Bu yazı toplam 1520 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.