1. YAZARLAR

  2. Kerim Candan

  3. Tuna'da İnmeyen Bayrağın Hikâyesi
Kerim Candan

Kerim Candan

Yazarın Tüm Yazıları >

Tuna'da İnmeyen Bayrağın Hikâyesi

A+A-

Bu Almanya ziyaretimde güzel yaşantı ve anılar biriktirmenin yanında beni en çok etkileyen olay da inmeyen bayrak hikâyesidir. Bayrak, milletimizin egemenliğinin dosta düşmana ilanıdır, bu nedenle çok önemlidir.

                Hikâyeden önce içinde bulunduğumuz mevcut durumu şöyle geriden bir başa sarmak da gerekmektedir. Almanya'da bulunduğumuz süre içerisinde Türkiye'den geldiğimizi duyan her gurbetçimiz, sıcak bir ilgi ve yakınlık göstermiştir. Kendileri orada olsa da her daim akıllarının bir ucunda Türkiye sevgisi ve hasretinin ne kadar güçlü olduğunu hissetmemek mümkün değildir. Bu nedenle Türkiye ile ilgili gelişmeleri belki de dışarıdan bir gözle daha iyi izlediklerini düşünmek de pekâlâ mümkündür.

                30 Ekim 1961’de Türkiye ile Almanya arasında yapılan işgücü anlaşmasının üzerinden tam 56 yıl geçti. 1960'lı yıllarda başlayan göç hikayesi hayatımızın bir parçası olmuştur. Hemen hemen her aileden birileri Almanya'ya ya da diğer bir Avrupa ülkesine çalışmaya gitmiştir. İlk göç edenlerin yaşadığı sıkıntı ve zorlukları dilini bilmediğiniz, dini başka bir memlekette yaşamadan bilemezsiniz. Hasta olacaksınız ama ağrıyan yerinizi tarif edemeyeceksiniz, resmi bir işiniz olacak ama siz tercüman bulmadan işinizi yapamayacaksınız. Bütün bu zorluklara göğüs geren ilk nesil gurbetçilerin yaşadıkları sanatla, sinema veya edebiyatla daha çok anlaşılmalı ve anlatılmalıdır.

                Kahramanmaraşlı şair Ali Akbaş‘ın ünlü şiiri Göç‘de "Sirkeci'den tren gider/ vagon gider, derdim gider / gurbet elde bir başıma / varım yoğum alır gider/Sirkeci'den tren gider, bir yaldızlı Kuran gider/Erzurumlu Duran, Ankaralı Burhan gider/Sirkeci'den tren gider, gözyaşımı döker gider" dediği gibi büyük hüzün ve ümitlerle başlayan göç hikayesinde, gurbetçilerimizin elde taşıdıkları bavuldan daha ağırını omuzlarında taşıdığını düşünüyorum. Gurbetin insanımızın gönlüne düşürdüğü derin yaraların kabuk bağladığı, gurbetçilerimize "orada yabancı burada gurbetçi" gözüyle bakıldığı günleri geride bırakıyoruz. Devletimizin de oradaki vatandaşlarımızı farklı görüş ve düşüncelerinden dolayı tehdit olarak algıladığı günlerden bugüne, onların dış temsilciliklerimizde oy kullandığı, teröre bulaşmamış herkesin değer gördüğü bugünlere ulaşmış olmanın mutluluğunu yaşıyoruz.  I. Dünya savaşından sonra kendini toparlayamamış bir ülkenin insanı, II. Dünya savaşından yenik çıkmış ve viran olmuş Almanya'ya işçi olarak çalışmaya gidiyordu! Bu milletçe kayıp yıllarımızın bize getirdiği maliyetleri düşünmemiz için fazlasıyla yeter de artar bile. Aynı şairin şu sözleri de çok anlamlıdır; Biz hep atla geçtik Tuna'dan / Böyle geçmedik avrat, uşak / Biz hiç böyle geçmedik / Tuna bizden utanır, biz Tuna'dan...

                Bayrak hikâyesine gelince, Frankfurt'ta güneydoğulu bir kardeşimizin, düğün için evine astığı Türkiye bayrağını indirmesini isteyen (muhtemelen terör yanlısı) düğün davetlisi tanıdıklarına "o bayrak inmeyecek, bayrağı sevmeyen burada da durmasın" diyerek rest çektiğini anlattılar. Kendisi ile tanışıp sohbet etme imkânı bulamadık ama bu vatan ve bayrak sevgisi beni çok duygulandırdı. Bu aslında herkesin göstermesi gereken normal bir davranıştır. Fakat yabancı bir memlekette gelen baskılara direnmek ve düğün sevincine gölge düşürmemek için kabul etmek yerine vatan ve bayrak sevgisinin sınırları olamayacağını göstermesi açısından çok önemlidir.

                Çünkü vatan sevgisi, düğün ortamında belki de yakınları tarafından sınanmak istenen bu kahraman ağabeyimizin cesur duruşu en takdir edilesi zenginliğimizdir. Kendisinden Allah razı olsun. Bu ve buna benzer yaşanmış hikâyelerle Tuna Nehri'ne karşı başımızı öne eğdirmeyenlere selam olsun. Selam ve dua ile.

...

Sirkeci'den tren gider,

Varım yoğum törem gider,

Tuna bizden utanır, biz Tuna'dan,

Yüzüne kapatır ellerini.

Aldırma be Tuna'm,

Yiğit çıplak doğar anadan.
 

...

* Göç  / Ali Akbaş

Bu yazı toplam 575 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum