1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. Turizm, Tarih Ve Saygı
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

Turizm, Tarih Ve Saygı

A+A-
Yazımın başlığında üç konu vardır.
Turizm,
Tarih,
Saygı.
Belki bunların birbirleriyle bağlantısı yok gibi görünebilir. Bence bu üç olgu bir birinin tamamlayıcısıdır. İç içe girmiş konulardır.
Turizm ile ilgili şablonlaşmış bir söz vardır:
“Turizm bacasız fabrikadır.”
Birçok ülke cari açığını turizm geliri ile küçültmekte veya kapatmaktadır. Ülkemizi gezen yabancı turistler ülkemizin turizm elçileridir.
Fırsatçılık yapmamamız lazım. Gelen turistlere yerli olsun, yabancı olsun yardımcı olmalıyız. Saygı göstermeliyiz. Geçtiğimiz günlerde bir yerde anlattılar. Urfa’dan gelen bir 5-6 kişilik aile Mevlana alanında ismi bizce mahfuz bir lokantada Konya’nın meşhur yemeklerinden Fürun Kebabı istemişler. Bizim garson efendi 3-4 kilo kadar fürun kebabı getirmiş. Yanında uvertür yiyeceklerde gelmiş tabi ki. Adamlar fürun kebabından yarım kilo kadarını yemişler. Gerisi kalmış. Onların ifadesiyle” Pavyon hesabı” ödemişler.
Yine bizzat Mevlana Gül bahçesinde bir tarihte bir bardak portakal suyu veya narsuyunu buradaki büfeden 9-10 TL. ye satıldığını bizzat bilenlerdenim. Eğer turizmden bir şey bekliyorsak bu tür işlere prim vermememiz lazım. Yapmamız, yaptırmamamız lazım.
Toplumumuzda turizm konusunda farkındalığı artırmak, iç turizmi canlandırmak ve halkın turizm hareketlerine katılımını sağlamak gerekir. Gelen yerli ve yabancı turist saygı bekler, ilgi bekler. Her ne kadar ülkemizde Turizm haftası 15 -22 Nisan’da kutlansa da esas hareketlilik özellikle okulların kapansıyla yoğunluk kazanmaktadır. Bunun tarihi ve turisttik müze, ören ve benzeri yerlerin açılış ve kapanış saatleri daha esnek hale getirilmelidir.
Bugün komşu ülkelerden Yunanistan, İtalya, İspanya bizim ülkeden daha çok turist çekmekte ve turizm gelirlerini artırmaktadır. Son yıllarda bizde de gelen turist sayısı ve turizm gelirlerinde hissedilir bir artış vardır ama, yine Türkiye’de yaşanan bazı olumsuzluklar turist sayının azalmasına neden olmuştur.
Geçen hafta sonu İzmir’den dostlarım vardı. Bunlar Eski FİFA hakemi, Eski MHK üyesi Muzaffer Sarvan ile kızı Prof. Dr. 9 Eylül Üniversitesi İzmir Meslek Yüksek okulu, İktisadi ve İdari Programlar bölüm başkanı Nilüfer Koçak ve eşi İnş. Mühendisi Nazım Koçak Konya’ya bir dizi ziyaret ve Konya’nın tarihi, kültürel yerlerini gezdiler.
Öncelikle bize bu ziyaretler sırasında yardımcı olan İl Kültür Müdürü Mustafa Çıpan’a teşekkür ediyorum. Sarvan ve Koçaklar’ı ilk önce Çumra- Çatalhüyük’e götürdüm. Yaklaşık 9 bin yıllık tarihi incelediler. Daha sonra içim yandı ama Karapınar’da Meke gölünü gördük. Göl kurumak üzere. Geçmişte Dünya’nın gerdanlığı sayılan bu yer kaderine terk edilmiş. Çevresi boş bira şişeleriyle dolu. Acılgöl ve Konya’da Alaaddin Cami ve Selçuklu Sultanlarının bulunduğu bölüm. Daha önceleri de yazdım. Selçuklu Sultanlarının yaptığı mekânı gösteren Konya’da bir levha hala yok. İlgililerin dikkatini çekmek isterim.
Karatay Medresesi, İnce minare gezisi, Arkeoloji Müzesinde incelemeler yaptılar. Daha sonra ise Meram’da bir çay molası verdik. Öğle saatlerinde Konya Fürun kebabı yedik. Akşamüzeri de Konya mutfağında tadımlık Konya yemeklerini gördük, yedik, içtik.
Tabi ki yukarıdaki yazdığım mekânlar Konya’mızın tarihi ve kültürel mekânlarıdır. Bunlardan ayrı ciddi tarihi, dini ve kültürel mekânlarda vardır. Ancak Bir güne sığdırdığımız bu mekanları gören 1927 doğumlu Muzaffer Sarvan, Prof. Dr. Nilüfer Koçak ve İnş.Müh. Nazım Koçak birkaç kez teşekkür ederken, İlerleyen yaşına rağmen sağlıklı bir kişi olan Muzaffer Sarvan’ın bir sözü dikkatimi çekti. Sarvan diyordu ki :
“Konya uzaktan bakıldığı gibi değil, çağdaş, gelişmiş, temiz bir kent olarak gördük. İnsanlar bir birlerine kapalısıyla, açığıyla saygılı ve gürültüsüz bir davranış içinde. Ayrıca park ve bahçeleri de temiz. ” diye yorum getirince bir Konyalı olarak bende mutlu oldum.
Burada bir satır daha açmak istiyorum. Muzaffer Sarvan 87 yaşında olgun bir kişilik. Kızı Prof.Dr. Nilüfer Koçak yaklaşık eşi ile 35 yıllık evli. Bir gün birlikte geçirdiğimiz zaman dilimi içinde, Nilüfer Hoca’nın hem babasına, hem de kocasına gösterdiği saygı, Muzaffer Hoca’nın kızı ve damadına gösterdiği sevgi yapmacık değil, gerçek sevgi ve saygıydı. Bunları da ben gözlemledim. Böyle aileler Türk Toplumunun ayakta kalmasının eseri olsa gerek. Sevgi ve saygının saf, arı ve gerçekçi olduğu yerde mutluluk vardır.
Sevginiz, mutluluğunuz ve muhabbetiniz daim olsun.





 
Bu yazı toplam 50 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.