1. YAZARLAR

  2. Dilek Bülbül

  3. Türk Sanatının İzleri: Damgalar
Dilek Bülbül

Dilek Bülbül

Yazarın Tüm Yazıları >

Türk Sanatının İzleri: Damgalar

A+A-

En eski Türkçe kelimelerden biri olan damga (tamga) “bir şeyin üzerine bir nişan ve işaret koymaya yarayan araç; bu araçla basılan nişan, işaret”  anlamına gelmektedir. Damga sözcüğü, Azerbaycan, Çağatay, Türkmen, Özbek, Kazan ve daha birçok Türk lehçesinde farklı fonetik (ses bilgisi) varyantlarda kullanılmış olup Rusça’ya tamga, Moğolca’ya ise tamaga şekliyle geçmiştir. Damga aynı zamanda bir dilin ve ait oldukları toplulukların miras bıraktığı ilk anlatılar biçiminde tanımlanabilir.
    Damgaların yazıya dönüşmesi ise aşamalı olarak gerçekleşmiştir. İlk önce kaya ve duvar resimleriyle başlayan macera, her harfe anlam veren basit resimlerin kullanılmasıyla devam etmiştir. Bunlar aynı zamanda sembolik figürlerdir. Daha sonra bu basit yazılar biçim değiştirerek damgalara, damgalar da zamanla birer alfabeye dönüşerek gelişimini tamamlamıştır. Türkler kendilerine ait alfabeyi kullanan sayılı milletlerdendir. Her ne kadar Türk tarihini incelemeye Orhun Yazıtları’ndan başlanılsa da Türk kültür tarihi daha eskilere dayanmaktadır. Türkler, Yenisey ve Orhun Yazıtları’nda kullanılan alfabeden  önce damgayı bilmekte ve kullanmaktaydılar. Damgaların soyutlaşmasıyla Orhun alfabesi ortaya çıkmıştır. Orhun ve Yenisey Yazıtları’nda görülen bazı harfler, Türklerin kullandıkları maddi unsurlara şekil yönünden oldukça benzemektedirler.
    Türk tarihine ışık tutan damgalar çok eski zamanlardan beri insanlığın çeşitli yerlerde, çeşitli sebeplerle kullandığı simgeler olmuştur. Bunlardan biri de hayvanlar üzerine yapılan ve aitlik anlamı katan damgalardır. Topluluklar hayvanlarını diğer toplulukların hayvanlarından ayırmak için kendi hayvanlarının üzerine, ailelerini de ifade eden damgalar yapmışlardır. Kavramların işaretlenmesi, kalıcılığının sağlanması ve gelecek nesillere aktarılması itibariyle sosyal ve kültürel açıdan büyük önem taşıyan damgalar, günlük hayattaki pek çok kullanımının yanında kişiler öldükten sonra mezarlarında da kullanılmıştır. Damgalar konusunda bir diğer husus da çok çeşitli olmalarıdır. Bu çeşitlilik, yazıları yazan boyların ve soyların farklılık göstermesinden kaynaklanıyor olabilir. Kağanlık damgası gibi çok özel bir takım damgalar hariç, boy ve aile damgaları, zamanla boyları oluşturan ailelerin sayısına bağlı olarak küçük değişikliklere uğramıştır. Söz konusu değişiklikler gerçekleştirilirken hem boyların damgalarının ana çizgileri korunmuş hem de eklenen küçük bir çizgi/fark ile yeni bir aile damgası oluşturulmuştur. Dolayısıyla yeni bir aile kodlanırken hem ailenin mensubu olduğu boy ile olan ilişkisi korunmuş hem de ailenin boya olan bağlılığı teyit edilmiştir.
    Damgaların taşıdığı anlamlar bulundukları yerlerle ilişki kurularak açıklanabilmektedir. Örneğin, eski Türk inanç sisteminde tanrıya yakın yerler olarak kabul edilen dağların zirvelerinde veya zor ulaşılan bölgelerde bulunan kayalara işlenen tasvir ve damgalar, genellikle dini amaçla yapılırken; ağıl kenarlarına, otlaklara, hayvanlara, eşyalara, heykellere, mezarlara işlenen damgalar ise genellikle diğer aile, boy ve farklı kültürlere “aitlik” adına mesaj vermek üzere yapılmışlardır.
 

Bu yazı toplam 620 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar