1. YAZARLAR

  2. Lütfi AYHAN

  3. “ Türkçe Kur'an mı Var Behey Şaşkın?”
Lütfi AYHAN

Lütfi AYHAN

Yazarın Tüm Yazıları >

“ Türkçe Kur'an mı Var Behey Şaşkın?”

A+A-

Ülkemizde ve dünyada son yılarda iletişimde meydana gelem inanılması güç ilerleme ve gelişmelerin elbette çok büyük faydaları var. Lakin her şeye kolayca erişebilmenin, en karmaşık en mahrem konulara bile zahmetsizce ulaşabilmenin birçok da olumsuz zararları var. Bunlardan biri de ihtisas isteyen konularda bile herkesin bazı bilgilere ulaşabilmesinin meydana getirdiği olumsuz neticeler. Keşke bu bilgiler bir denetimden geçmiş olsa ve her bilginin ardından, “ bu bilgilerin yüzeysel olduğu, işin uzmanı olmayanların bu bilgilere dayanarak herhangi bir eyleme geçmemesi gerektiği, bu bilgilerin yüzlerce yan bilgi ile bir anlam ifade edebileceği… Uyarasıda yapılmış olsa. Ne gezer, tam tersi internet ortamı, sanal alem öyle bir fütursuzluk ve denetimsizlik içindeki herkes her şeyi yazabiliyor, isteyen herkes istediği kadar yalanı, uydurma haberi, gerçek dışı bilgiyi insanlarla paylaşabiliyor. Bunun sonucunda herkes doktor, herkes öğretmen, herkes alim, herkes tamirci, herkes hakim….olabiliyor.

Din mevzunu ele alalım mesela. Din âlimi olmak, din ile ilgili bir görüşü ileri sürebilmek (fetva vermek, içtihat yapmak, hüküm bildirmek…) için yıllarca çalışılması birçok ilme vakıf olunması gerekir. Bu sıfatları kazanabilmek hiç kolay değildir. İslam literatüründe Âlim, allame, müçtehit, fakih… Sıfatlarını kazanmak için yıllarca medreselerde (okulda) alimlerin önünde/gözetiminde, kitapların başında diz çökmek, dirsek çürütmek, büyük bir emek harcamak, uykusuz kalmak gerekir. Ki ondan sonra bile bir çok kişi İslam âlimi, fakih sıfatını yine de kazanamaz. Maşallah günümüzde herkes fakih, herkes aklim, herkes müçtehit. Oysa bir kişinin Din âlimi olması için, 8 yüksek din bilgisini, bütün inceliğiyle öğrenmesi, fen bilgisinde de kâfi ilme sahip olması gerekir. Yüksek din bilgileri, tefsir, usul-i kelam, kelam, usul-i hadis, ilm-i hadis, usul-i fıkıh, fıkıh, ilm-i tasavvuftur. Bu 8 ilmi öğrenebilmek için gerekli alet ilimleri ise 12 dir. Bunlar, sarf, iştikak, nahv, kitabet, iştikak-ı kebir, lügat, metni lügat, beyan, meani, bedi, belagat, inşa ilimleridir. Henüz bu ilimlerin ismini bile bilmeyen insanlar, bu gün Kurandan bazı ayetleri, Hadis kitaplarından bir kaç hadisi okuyarak din mevzuunda, siyaset mevzuunda, İslami eğitim konusunda… Hiç çekinmeden, hiç korkmadan (cahil cesur olur darbı meseli gereği) art arda fetva vermekten, görüş bildirmekten çekinmiyor. Sadece fetva da vermiyor, kendisini ve etrafını eylemede geçirerek koca bir ülkenin, büyük bir milletin kaderi ile de oynayabiliyor. DAEŞ işte böyle bir anlayışın, işte böyle bir eksikliğin sonucunda ortaya çıkmıştır. Bu yanlış anlayışın nelere mal olduğunu hep birlikte müşahede etmekteyiz: Parçalanmış bir ümmet, yağmalanmış İslam diyarları. Hâlbuki devletlerarası siyasi bir konuda içtihat yapabilmek ancak alimlerin yapabileceği bir iştir.

Müctehitlik ise çok daha zor elde edilen bir sıfat, “…Müctehid olmak için, “Arabi ilimleri ve Kur’an-ı kerimi ezbere bilmek, her âyet-i kerimenin manay-ı müradisini, manay-ı zımni ve iltizamisini bilmek ve âyet-i kerimelerin geldikleri zamanları ve gelme sebeplerini ve ne hakkında geldiklerini, külli ve cüzi olduklarını, nasih veya mensuh olduklarını, mukayyed veya mutlak olduklarını ve kıraet-i seba ve aşereden ve kıraet-i şazzeden nasıl çıkarıldıklarını bilmek, hadis kitaplarındaki, yüz binlerce hadisi ezberden bilmek….” “ Bu yazılanları bile anlamaktan uzak kişilerin siyasi, ekonomi, savaş/cihat gibi mevzularda kolayca ahkam kesmesi cidden ümmeti perişan ediyor.

Bu konulara dikkat çeken Büyük âlim Elmalılı Hamdi Yazır büyük tefsiri “Hak Dini Kuran Dili “adlı eserinin mukaddimesinde, “ meal nedir, terceme nedir, tefsir nedir…” mevzularını açıkladıktan sonra diyor ki ; “

“…Doğrusu Kur'anı cidden anlamak, tetkik etmek isteyenlerin onu usulüyle Arabî yolundan ve tefasiri merviyyesinden anlamağa çalışmaları zarurîdir. “Kur'anın falan tercümesinde şöyle denilmiş” diyerek ahkâm istinbatına, mes'ele münakaşasına kalkışmamalıdır. Bunu imanı olanlar yapmaz, kendini bilen ehli insaf da yapmaz. Bazılarını da duyuyoruz ki Kur'an tercemesi demekle iktifa etmiyor da "Türkçe Kur'an" demeye kadar gidiyor,

Türkçe Kur'an mı var behey şaşkın?...”

 

Bu yazı toplam 695 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.