1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. TÜRKİYE, ABD VE BATININ ŞAKLABANI DEĞİLDİR.
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

TÜRKİYE, ABD VE BATININ ŞAKLABANI DEĞİLDİR.

A+A-

Bugün 17 Aralık 2019… Yani kirli darbe girişiminin 6. Yıldönümü…Ülkemiz için hayati önem taşıyan bu tehdit, halkımızın girişimleriyle bertaraf edildi. Anlık bir gelişme oldu. Hiç bir şekilde kriz durumu söz konusu değilken bir akşam vakti ansızın başlatılan darbe girişimi herkes gibi bende de şaşkınlık yaratmıştı. Çünkü ülke yönetimi adına bir sorun söz konusu değildi. Sistem her açıdan gayet olumlu işlemekte ve halkımız yaşantısından oldukça memnundu. 
Ne olduysa bir anda yaşanan gelişmenin yıllardır içimizde kemikleşen cemaat adı altında faaliyet gösteren dünyanın dört bir bucağında örgütlenmiş üssünü de Amerika’ya kurmuş bir tezgahın devlet yönetimine ve halkımızın milli birlik ve bütünlüğüne yönelik atılan kirli bir adım olarak kendini göstermişti. Ne olduğu konusunda kısa süreli bir tezat yaşayan halkımız daha önceden yaşanan benzeri girişimlerin bıraktığı tecrübe eserinden olsa gerek bir anda durumun amacını ve anlamını kısa sürede çözerek meydanlara döküldü. Durumun kirli bir iç kargaşa amaçlı olduğu net sırıtıyordu. Çünkü bizim adım atmamızdan, ileri adım yürümemizden rahatsız olan yabancı devletlerin de desteğiyle içimizden büyüttükleri ihanet şebekelerine görev verilmiş, ordumuzun hassas noktalarına yerleştirilen apoletli hainlerinin başı çektiği pis bir oyun daha devreye sokulmuştu. 
Durumun patlak vereceği çoktan belliydi. Ama nasıl ve ne şekilde vücuda getirileceği, kimlerin bu işte piyon olarak kullanılacağı yahut ta hangi noktadan kullanılacağı kestirilemiyordu. Yapılan tüm ön girişimler bir şekilde AK Parti’nin uyanık hamleleriyle bertaraf edilerek her defasında yüzlerine çarpılmış olsa da hep bir destek planları vardı. Çünkü arkalarında bırakın terör örgütleri olmasını, terör örgütlerine kucak açan sözde medeni ve devasa ekonomiye sahip batı devletleri bulunuyordu. 
Onlar için en güzel Türkiye, her zaman el açıp dilenen, kendilerine minnet duygusu besleyen, asla gelişemeyerek 1980’lerin görüntüsünü veren, diledikleri zaman, işlerine geldiği gibi çekip çevirebilecekleri yapının kendi kontrolleri altında hayatiyetini sürdürmesiydi. Kendi kendine yetebilen güç sahibi, ekonomisi şaha kalkmış, şehirlerinde medeniyet göze çarpan Türkiye varlığı işlerine gelmiyordu. Bu durumun istedikleri ayarda gitmemesi üzerine kalkıştıkları kirli kumpas çabalarından en büyüğü olan darbe girişimiyle hevesleri kursaklarında kaldı.
Arap baharı safsatasıyla birçok islam ülkesinde ki patlayışın hemen hemen son perdelerinden biri olan bu girişimlere karşı halkımızın dik duruşu en büyük cevap oldu. 
Buradan ilan ediyorum. En büyük kumpas tabirimi ciddiye alın. Çünkü bundan bir tık yukarısı benim gözlemim ve tarihi araştırmalarıma göre savaş halidir. 
Güney sınırımıza gönderilen onca savaş mühimmatının niçin gönderildiğini bilmenizi istedim. Orada çevirilmeye çalışılan kumpasın temelinde Türkiye ve İran var. Bölgede güç niteliği taşıyan bu iki ülkenin özellikle dizginlenmesi gerekiyordu. Diğer ülkeler gibi liderlerinin satın alamayacağı iki islam ülkesinin kendi içlerinden hainlerle çökertilmesi planı uzun zamandır üzerinde çalışıp kafa yordukları bir çabanın yansımasıydı. 
İran’da sert bir rejimin olması için buldukları bahane nükleer çalışmaların, dünyaya terör yaftasıyla ilan edilerek uranyum zenginleştirme bahanesi ortaya koydular. Elleriyle besleyip büyüttükleri İsrail’de böylesi faaliyetler ne hikmetse görmezden geliniyordu. 
Türkiye’de ise halkın vatanına olan tutkusunu çok iyi tahlil eden emperyal güçler, bize de farklı bir oyun kurarak yaklaşmayı denediler. Bizi de ekonomik alanda çarpıştırmayı planlamışlar. Şu ana kadar kalkışılan tüm kumpaslara karşı başarıyla mücadele ederek hedeflerini bozmayı başardık. 
Halen üzerimize gelmeye devam edecekler. 
Bizi bir şekilde diz çöktürmenin hesabını yapan bu güçler, iktidarda AK Parti’nin olmasından fevkalade rahatsızlık duyuyorlar. Bu rahatsızlıklarını ortadan kaldırmak içinse anlaşıldığı kadarıyla ana muhalefet partisi üzerinden yeni bir oyun kurma planı yapıyorlar. 
CHP’nin son günlerde ki siyasi tutarsızlığının temelinde yatan etken bu... Kılıçdaroğlu, yönetmiyor, yönetiliyor. Anlaşıldığı kadarıyla birilerinin isteği doğrultusunda siyaset yürüttüğü izlenimi veriyor. Diğer oluşturulan partilerin de yanında yer alması bu oyunda ki diğer bir ayrıntı olarak karşımıza çıkıyor. 
Etrafımızda çirkin bir oyun dönüyor. Bunu bilerek ve her an tetikte günlerimizi geçirmeliyiz. 
Amerika başta olmak üzere, Fransa, İngiltere, Almanya, Danimarka, Hollanda her an zehrini kusmaya hazır halde çöküşe geçmemizi bekliyorlar. 
Dikkatli olmalıyız.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.