1. YAZARLAR

  2. Ahmet ÖZER

  3. Türkiye İstanbul Sözleşmesi belâsından kurtulacak
Ahmet ÖZER

Ahmet ÖZER

Yazarın Tüm Yazıları >

Türkiye İstanbul Sözleşmesi belâsından kurtulacak

A+A-

İstanbul Sözleşmesi, 11 Mayıs 2011'de, İstanbul'da yapılan Avrupa Konseyi Bakanlar Kurulu toplantısında alınan bir karar… Sibel Eraslan bunu bir sözleşme değil manifesto olarak tarif ediyor. Aslında manifesto bile değil aileye doğrultulmuş bir silah… Ayrıca İstanbul’da imzaya açıldığı için bu adla anılıyor.

Tam adı “Kadınlara yönelik şiddet ve Aile içi şiddetin önlenmesi ve bunlarla mücadeleye ilişkin Avrupa Konseyi sözleşmesi.”

Türkiye, sözleşmeyi 11 Mayıs 2011 imzalayan ve 2014 yılında onaylayan ilk ülke olmuş.

Aile içi şiddetin önlenebilmesi için devlete geniş sorumluluklar yükleyen sözleşme gerek insan hakları savunucularının gerekse de çeşitli İslami kesimlerin eleştirilerine maruz kalıyor.

Bir taraf sözleşmenin hakkıyla uygulanmadığını, başta kolluk olmak üzere devletin sözleşmeyle belirlenmiş görevlerini yerine getirmediğini öne sürerken, çeşitli konularda anlayış farkları bulunan İslâmî kesimler, sözleşmenin aile kurumunu tahrip ettiği noktasında birleşiyorlar.

KADEM İstanbul Sözleşmesi’ni savunmaya devam eden nadir güya “muhafazakâr” kurumlardan biri.

İstanbul Sözleşmesi’nin yürürlüğe girdiği 2014’ten bu yana boşanma davalarındaki sayılar her geçen yıl artarak devam etmektedir.

Rakamlara göre, 2014 yılında 202 bin 17 boşanma davası açılırken, bu sayı her yıl arttı. 2015’te 205 bin 871,

2016’da 212 bin 945,

2017’de 223 bin 194,

2018’de 246 bin 921 boşanma davası açılırken, geçtiğimiz yıl bu rakam 248 bin 640’a kadar çıktı. Buda sözleşmenin Türk aile yapısına verdiği zararı göstermektedir.

Savunulacak hiçbir tarafı olmayan bu sözleşmenin bu ülkede ne şiddeti nede cinayetleri azaltmamış aksine artırmıştır.

Dünya’da ve ülkemizde kadına yönelik şiddet ve cinayet vakaları var mı? Elbette var!

Bunu yapan kişiler yeterli cezayı alıyor mu? Elbette hayır!

Bu sebeple işlenen cinayetlerin önüne geçilemiyor.

Peki, toplumda bu tür katillerin işlediği suçun bedelini neden tüm erkekler ve de aileler ödemek zorunda bırakılıyor?

Dünyada ve özellikle ülkemizde şiddet sadece kadına yapılıyormuş gibi bir algı oluşturulmaktadır.

Ancak!

Şiddet sadece kadına yönelik değil erkeğe, çocuğa ve hayvana yönelik de uygulanıyor. Asıl mesele cezaların yetersizliği ve eğitim sistemimizin kifayetsizliği değil mi?

İstanbul Sözleşmesini savunmaya harcadığınız enerjinizi İslâmî değerlerin öğretilmesine harcasaydınız hem rızayı kazanacak, hem de pek çok derdimizi çözmüş olacaktınız.

Şiddet kimden gelirse ve kime yönelik olursa olsun lanetlenmeli ve cezalandırılmalıdır.

Ama sadece kadına yönelik şiddet özellikle gündemde tutulmasının asıl hedefi aile düzenimiz.

Erkeğe uygulanan fizikî, psikolojik ve ekonomik şiddet medyada gündeme gelmese de bu ülkede maalesef bunlar yaşanmaktadır.

Çünkü kadınların sesi kadar erkeklerin sesi çıkmamaktadır.

Erkeğe uygulanan en büyük şiddet bir ekonomik şiddet iki psikolojik şiddettir.

Bu sözleme yürürlüğe girdikten sonra araştırmalara göre erkeklere karşı bazı kadınlar tarafından psikolojik şiddet yüzünden boşanmalar artmış ve ardından erkeğe karşı ekonomik şiddet başlamıştır.

Çok kısa bir evlilik yapan erkek boşanmanın ardından yıllarca nafaka denen bela ile mücadele etmektedir.

Buda erkeğe uygulanan en büyük ekonomik ve sosyal şiddettir.

Bu şiddete maruz kalmamak için birçok insan evlilik müessesesi kurmamaktadır.

Evlilik müessesi olmayan bir toplumda zina artış gösterir.

Bu vebal bu sözleşmeye imza atan ve bu sözleşmeyi yürürlükten kaldırmayan yöneticilerindir.

Sihirli kelime olan kadının beyanı esastır, delil aranmaz, bilgi aranmaz, ifadesi sonrası birçok kişi atılan iftiralar sebebi ile mağduriyetler yaşanmış ve birçok masum insan bedeller ödemeye devam etmektedir.

Kadın şikâyetçi olduktan sonra şikâyetini geri alsa dahi kamu davasına döndürülmesi ve davanın devam ettirilmesi de ayrı bir sorun oluşturmaktadır.

İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı kanun sebebi ile  Türkiye çok ağır bedeller ödemeye devam etmektedir.

Bu ülkenin idarecileri eğer bu vebale daha fazla ortak olmak istemiyorsa acilen bu sözleşmeden çıkması gerekmektedir.

Aksi takdirde milyonlarca mazlumun ahını almaya devam edecektir.

Türkiye’nin Aile yapısını dinamitleyen bu sözleşmeden çıkması son günlerde yeniden gündeme geldi.

'Bulgaristan, Hırvatistan ve Macaristan’ın eşcinselliği teşvik ettiği gerekçesiyle çekilmesini örnek alması gerektiğini' söylediği İstanbul Sözleşmesi'ne karşı bir adım da Polonya'dan geldi.

Polonya İstanbul sözleşmesinden çekileceğini açıkladı.

Türkiye’de İstanbul sözleşmesinden çekilmesini tartışmaları başladı.

Kadınlara yönelik şiddet ve aile içi şiddetin önlenmesi için 2011 yılında imzalanan İstanbul sözleşmesi boşanma oranları hakkında rapor AK Parti’nin son MYK toplantısında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a sunuldu.

Nihai kararı AK Parti, 5 Ağustos’ta planlanan MYK toplantısında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın vereceği söyleniyor.

İnşallah hayırlı bir sonuç çıkar.

 

 

 

Bu yazı toplam 1561 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum