1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Türkiye Ulemasının İhtilafı Rahmet Mi?
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Türkiye Ulemasının İhtilafı Rahmet Mi?

A+A-
Din âlimlerinin tavan yaptığı bir süreç yaşıyoruz. Her gün bir köşeden yeni din âlimleri ortaya çıkıyor. Bunların birçoğu insanlara dini öğretmek ve sevdirmek şöyle dursun, insanları dinden soğutmada mahir bir görev yürütüyorlar. Birçoğu etrafına sevenlerini toplamış, çeşitli fetvalar ortaya atıyorlar.
Hani saygı duymak istiyorum. Ama din bezirgânlığı yapan birilerine nasıl saygı duyarım? İyi olanları tenzih ediyorum.
Gerçek âlimlerin önemli bir özelliği, diğerleriyle laf dalaşına girmemektir. Çeşitli ihtilaf durumlarında da olgun bir üslupla hareket etmeleridir. Ama şimdi bakıyorum da kamerayı objektifleri karşısında bulan pek değerli ulemamız içinde birikmiş tüm hırsını, tepkisini bir diğerine göstermekte beis görmüyor. Sayılarını bile bilmiyorum. Ama birçoğunun ismini dahi duymadığınızdan eminim. Birinin ak dediğine diğeri kara diyor. Biri diğerini hiç düşünmeksizin Allah muhafaza diğerini tekfir edebiliyor.
Ya rabbi ne günlere kaldık? İlmi kamil olmayanlar, mürit gazıyla hareket edenler bir sussalar daha iyi olacak. Konuştukça insanların aklı bulanıyor.
Hepsi çeşitli TV kanalları kurdurmuşlar. Vatandaş hepsinin arasında bocalıyor. Birine giriyor. Senelerdir Hoca Efendi tanıdığı Amerika’da ki Fetthullah Gülen’in zehir zemberek bedduasını dinliyor. Yetmiyor devamında da nerdeyse tamamen siyasi denebilecek konuşmalar yaparak bulanık zihinleri daha da perçinliyor. Devam ettikçe üzerinde ki şüpheler artıyor.
Bir diğer kanala giriyor. Orada Mustafa İslamoğlu, mükemmel edebiyatıyla kendine göre doğrularını icma ve kıyasa muhtaç konularda ki fetvalarını sıralıyor.
Bir başka kanala giriyor. Orada karşınıza Cübbeli Ahmet Hoca çıkıyor. Kişisel ve ilmi anlamda diğerleriyle fazlaca polemik yaşamayan bu Hoca Efendi dahi bu kervana arada katılıyor.
Entelektüel kanallarda arz-ı endam eden Zekeriya Beyaz, Yaşar Nuri Öztürk gibi Hoca efendilerde sanki “Oralara çıkıp göbek patlatmaya gerek yok. Yeterinde Hoca Efendi enflasyonu yaşanıyor. Onlarda biraz deşelesinler.” dercesine bu aralar seslerini kestiler. Ki zaten bir tanesi, ülke tarihimizde dini hassasiyeti olanlara bugüne kadar yapmadık zulüm bırakmayan CHP teşkilatından 2002 yılında ki seçimlerde vekil seçilen Yaşar Nuri Öztürk değil mi?
Gelelim tartışmalardan bazı örneklere:
İhsan Şenocak Hoca, Ahmed b Hanbel’in Müsned’inde zalim sultanlara itaat edilmemesine dair çok sayıda hadis olmasına rağmen İslamoğlu’nun Ahmed b. Hanbel’in bunları çıkardığını söylemesine dair diyor ki “İslamoğlu Kardeşimiz ya Müsned’i hiç okumadan Ahmed b. Hanbel’e iftira ediyor ya okuyor ama yeteri derecede ilmi altyapısı olmadığından bu hadisleri anlayamıyor ya da birileri adına çalıştığından dolayı anlamasına rağmen çarpıtıyor. Avam nazarında Ehl-i Sünnet ulemasını zalimlerin payandası gibi göstererek onları itibarsızlaştırıyor.” diyor.
Konu şu efendim: 51 ciltten oluşan Müsned’den zalim sultanlara itaat edilmemesi ile alakalı hadisler, Mustafa İslamoğlu tarafından çıkarılmış. Konuyla alakalı İhsan Hoca, Mustafa İslamoğlu Hoca’nın ömrü zalim sultanlara karşı mücadeleyle geçen Ahmed Bin Hanbeli’ iftira atarak itibarsızlaştırma çabasına girdiğini ifade ediyor. Şahsen bu noktada Sayın ihsan Hoca’yı haklı bulduğumu ifade etmeliyim. Mısır’da ki öğrencilik yıllarımızda devamlı Ahmed Bin Hanbeli’n Müsned’iyle bağlantılı dersler okuduk. Bu konuda Mustafa İslamoğlu ve Ebubekir Sifil Hoca arasında da görüş ayrılığı olduğunu biliyorum. Sifil Hoca Efendi ifadesinde “ Samimi inancım odur ki İslamoğlu, saplandığı o bataklıkta battıkça debelenecek, debelendikçe batacak. Onun zehirlediği kitle arasında bu vesileyle gerçeği görenler olursa bu yazının maksadı fazlasıyla hâsıl olmuş olacak.” diyerek tepkisini ortaya koymuştur.
Bir diğer Hoca Efendi olan Alparslan Kuytul da bazı tarikatlar tarafından söylenen “Vahyi Cebrail (a.s)'a verenin aslında Peygamber efendimiz olduğu” yönündeki sözlerine karşı verdiği cevap kafalarda soru işaretine sebep olmuştur. Bu konuda Cübbeli Ahmed Hoca’yı hedef alarak tekfir ettiği gibi bir iddiayı kesin bir dille yalanlamışlardır. Kuytul Hoca ifadesinde; “Vahyi verenin Allah değil Peygamberimiz olduğu” anlayışı üzerinde durmuş ve buna küfür demiştir Bu sözü, “Peygamberimiz (s.a.v)’in Cebrail (a.s) dan üstün olduğundan dolayı, vahyi önce almanın Peygamberimize yakışacağı” manasında söylemek tabi ki küfür değildir ancak böyle bir iddiayı yapmak için sağlam delillere dayanmak gerekmektedir. Bahsi geçen rivayetin zayıf olduğu iddia edilse de bu rivayet uydurmadır. Zayıf olsa bile böyle bir iddiayı yapmak için zayıf rivayetlere itibar edilemez. Bu iddiayı yapan kişi mutlaka delil göstermelidir fakat söylediği rivayetin kaynağına dair hiçbir delil gösterememiştir. Eğer delil gösteremezse bu kendisinin hikâyeler anlatarak bunları dindenmiş gibi gösterdiğini ortaya koyacaktır. Din hakkında konuşmak ise ciddi bir iştir ve böyle meselelerde hikâyelere dayanılarak hüküm verilemez.
Evet, özellikle itikada dayanan konularda ilmi düzeyi belli bir noktaya ulaşmış âlimlerimizin ve değerli din adamlarımızın kendi aralarında bir araya gelerek ellerinde ki nasları ortaya dökmeleri ve insanların aklını karıştırmadan, akidesine zarar vermeden sonuçlandırmalarında yarar var.



 
Bu yazı toplam 72 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.