1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. Türkiye Yugoslavya Mı Yapılmak İsteniyor?
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

Türkiye Yugoslavya Mı Yapılmak İsteniyor?

A+A-
Seçimler yapıldı.
Halk tercihini yaptı.
Sandıktan koalisyon çıktı ama, henüz bir sonuç yok.
Yol yineden sandığa çıktı.
Vatan, Millet, bayrak ve din düşmanlarının damakları şakırdıyor.
Güneyimizde ateş, alev alev yükseliyor.
Tarih sayfalarına bir bakarsanız bazı oynanan oyunları görebilirsiniz. Soğuk savaş sonrası Balkanlarda Mareşal Tito önderliğinde Yugoslavya kuruldu. Üçüncü dünya liderliğine de öncülük yaptı. Ancak etnik ve dinsel ayrımcılık tohumları atıldı. Kısa sürede çatışmalar sonrası parçalandı, bölündü ve nihayet devletçikler kuruldu. Aynı süreci Irak’ta yaşadı. Libya, Suriye, Mısır, Afganistan, hatta Pakistan, Hindistan, Yemen, Sudan, Nijerya, Somali aynı süreci yaşıyor.
Kitleler, çoğu kez, yaşanılan toplumsal, siyasal sürecin arka planını anlamakta zorlanır. Yaşanılanlar, tarih olduktan sonraysa yapılacak pek bir şey kalmaz.
Geçmişi belleğine kazıyan insanoğlu, yaşananların nedenlerini ve olası sonuçlarını algılamakta nedense aynı feraseti gösterememektedir.
Kimileri ise gerçekleri bildiği halde; ısrarla geçmişe takılıp kalan, bugünü sorgulamayan, yarına ilişkin öngörü ortaya koymayan ya korkaktır, ya haindir, ya işbirlikçidir ya da ajandır. Ya da tarif edilemeyen bir şey…

Değişim-Dönüşüm operasyonu nedir? Milli/Ulus devlet niteliğinin çözülmesi, siyasi coğrafyanın küçülmesi, millet bilincinin dağıtılıp etnik ve mezhepsel kompartımanlara bölünme, geleceğe yönelik ortak hedeflerden vazgeçilerek, amaçsız sürüye dönüşümün tamamlanması.
Bölünmüş ve bazı medya illüzyonuyla, topluma şırıngaladığı psiko kültürel narkozun etkisinin operasyon tamamlanıncaya kadar geçmemesini istemektedir. Ortadoğu halklarının verilen narkozun etkisinden kurtulup kurtulamayacağını zaman gösterecektir.
Bulunduğu coğrafyada hiçbir iddiası kalmamış, kaderini ve geleceğini belirleme iradesini kaybetmiş, emperyal sistemin verdiği rolü itirazsız benimseme psikolojisinin yönetimden başlayarak tüm halkı etkisi altına alması için adeta toplu hipnoz seansı yapılmış gibidir.
Tarih bize devletlerin güç katsayısının sahip bulundukları ekonomileri olduğunu göstermektedir. Ekonomik olarak komşularından üstün olanın siyasal, askeri gücünün de yüksek olması doğaldır.

Türkiye'nin kurucu kadroları; milli ekonomiye dayalı, bağımsız bir güç olması halinde ulus devlet olarak bu coğrafyada yaşayabileceğini Osmanlı çöküşünün acı deneyimlerinden öğrenmişlerdi. Bürokrasinin, ordunun milli olabilmesinin temel şartının ülke ekonomisinin milli olmasından geçtiğini yaşanan trajedilerden çıkarmışlardı.
Sorulması gereken ekonomisi milli olmaktan çıkarılmış, büyük sermayesi uluslararası sermayeye eklemlenmiş bir Türkiye, milli devlet olarak yaşayacak mıdır? Oyun son derece açık oynandığı halde anlaşılamaması şaşırtıcıdır. Kopan gürültü, yaşanan postmodern kargaşa ve karmaşa, ekonomik olarak teslim alınan bir ülkenin milli kalmakta direnen bürokrasisinin, ordusunun tasfiyesidir.
Halkın milli kimliğe dönüştürüp içselleştirdiği din algısı; emperyalizm güdümündeki tarikat-cemaatlerin, kitleleri köleleştiren kayıtsız şartsız itaat-biat reçeteleriyle değiştirilmektedir. Kurumların suçlanıp itibarsızlaştırılması, aşağılanması, halkın kolektif gurur sembolü olmaktan çıkarılıp bir nefret simgesine dönüştürülmesi, tasfiye operasyonunun sonucudur. Dünya’da bazı sömürücü güçler, Türkiye’nin önünü kesmek için ve bu ülkenin siyasi coğrafyasının küçültülmesi için düğmeye basılmıştır. Ancak bu millet buna izin vermeyecektir. Unutmayalım ki, gücünü yabancılardan alan, halkını aldatanların sonu bellidir.
 
Bu yazı toplam 117 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.