1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Türkiye’de Polis Olmak
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Türkiye’de Polis Olmak

A+A-
Şu ülkede en üzüldüğüm meslek grubu polislerdir. Özellikle son yıllarda halkın özgürlüğü gibi laflarla polisin tamamen etkisizleştirilmesine ciddi olarak karşıyım. Polis etkin söz sahibi olabilmelidir. Dürüstlere huzur, şerefsiz ve üçkâğıtçılara ise korku hissi verebilmelidir.
Polis denildiğinde akla ilk gelen kavramlardan biri, zor kullanma tabiridir. Demokratik ülkelerde kanun uygulayıcı kuvvetlere (polis, jandarma, sahil güvenlik vb.) yasa ile verilen ve sadece belli durumlarda ve yeteri kadar kullanılması gereken yetkidir. Malumunuz, bir taraftan insan hak ve özgürlüklerinin de kullanılabilmesi için kamu güvenliğini sağlama ve suçla mücadele etme zorunluluğu varken diğer taraftan da bu mücadele yapılırken aynı hak ve özgürlüklerin tehlike altında olması gibi girift bir durum söz konusudur. Demokrasinin gereği olarak da, bu girift yetkiyi kullanan kurumlar ve kişiler de demokratik devletlerin her türlü kurumları gibi hesap vermek zorundadırlar. Şahsen burada hesap verme noktasında tabiî ki diyecek bir söz bulamayız. Ama cürüm işleme riski olan kişi veya kişilerin durduk yere, diğerlerinin yaşam özgürlüğünü sekteye uğratacağı durumlar söz konusu olursa, işte orada polisin elinde ki yetkiyi kullanabilmesine ses çıkarılmamalıdır. Burada polis devleti gibi bir olguyu savunduğum aklınıza gelmesin. Ama devletlerin çatısı altında yaşayan insanların her birinin can ve mal güvenliği kutsaldır. Bunu bir diğerinin çiğneme özgürlüğü asla olamaz. Kendinde bu hakkı görenler olursa da kanunu korumakla yükümlü olan polisi karşısında bulmalı ve haddini aştığı takdirde şiddete maruz kalabileceğini hesaba katmalıdır. Yoksa taşları bağlayıp köpekleri saldığınız zaman ortaya çıkacak manzara nahoş bir görüntü verecektir.
Siyasal iktidar temsilcileri polise gerekli yetkiyi kullanmaları için yasama faaliyetlerinde gerekli düzenlemeleri yaparlar ve milletin kendilerinden istedikleri işleri, devletin kurum veya kuruluşları veya özel sektör kurumlarına yaptırırlar. İhtiyaçlar sıralamasında başlarda gelen güvenlik ihtiyacı için de durum bu şekilde işler. Siyasal iktidar temsilcileri, güvenlik hizmeti sunan kurumlar ile işbirliği içinde güvenlik politikaları oluşturarak görev ve yetkiyi bu kurumlara bırakırlar.
Biraz garibinize gidecektir ama ırkçı şiddetler dışında ABD polisinin kullandığı yetkilendirmeleri hep yerinde bulmuşumdur. Polisin eli ne kadar güçlü olursa, huzur ve sekineti bozacak olan fertlerin cesareti daha düşük olacak ve cürüm işlemeden önce bir kere daha düşüneceklerdir. Bu yüzden gerektiği zaman polisin şiddet kullanmasına destek verenlerden biriyim.
Avrupa'nın birçok ülkesinde iç güvenliği tehdit eden olaylarda geniş yetkilere sahip olan polis, şüpheli gördüğü kişileri izin olmaksızın gözaltına alabiliyor ya da izinsiz gösterileri iptal edebiliyor.
İngiltere'de polisin yetkileri yasalarla belirleniyor ve korunuyor. Bunlar arasında, suç bağlantılı bir kişiyi gözaltına alma ve hafif suçlardan bir kişiyi arama izni olmaksızın gözaltına alma yetkisi gibi yetkiler bulunuyor. Polis ayrıca bir kişiyi evinde ya da aracında gözaltında aldıysa, izin gerekmeksizin bu kişinin evinde ya da aracında kanıt toplama amacıyla arama yapabiliyor. Gözaltına almadan bir kişinin evinde ya da arabasında izinsiz arama yapılması ise yasa dışı kabul ediliyor.
İngiltere'de bir kişi gözaltına alındığında, polis karakoluna götürülüyor. Polis, bir kişiyi suç işlerken yakaladıysa veya daha önce suç işlediğinden şüpheleniyorsa gözaltına alabiliyor. Karakoldaki gözaltı memuru kişinin gözaltında tutulması için herhangi bir suç işleyip işlemediğine dair yeterli kanıt olmadığına bakıyor ve gözaltı durumuna karar veriyor. Buna göre kişi ya tutuklanıyor ya da salıveriliyor. Terörle ilgili suçlarda İngiltere'de bir kişi en fazla 28 gün gözaltında tutulabilirken, bu süre diğer suçlarda en fazla 96 saat oluyor.
Almanya'da ise iç güvenlik ile ilgili polis 16 eyalette farklı uygulamalar yapabiliyor. Gösteri ve toplantı özgürlüğünün anayasal hak olduğu Almanya'da, polis izinsiz gösteriye müsaade etmiyor. Gösteriyi yapacak grubun 48 saat veya 72 saat önce eylem yapacağını polise bildirmesi gerekiyor. Gösteri izinsizse, polisin gösteriyi iptal etme hakkı bulunuyor. Alman polisi ayrıca gösterileri belirli yerlerde ve durumlarda yasaklama hakkına sahip. Örneğin kamu güvenliğinin tehlikede görülmesi halinde gösteri yasaklanabiliyor. Ancak yasak için çok somut verilere sahip olunması gerekiyor. Yasaklanmış bir gösteriye katılım çağrısı yapmak veya katılmak suç teşkil ediyor.
Fransa’da iç güvenliğin tehlike altında olduğu durumlarda polise ve güvenlik görevlilerine geniş yetkiler tanıyan "Vigipirate planı" devreye sokuluyor. Ülkede 1978 yılında oluşturulan ve tren saldırılarının düzenlendiği 1995 yılından itibaren uygulamaya konulan plan tren garlarında askeri denetim, okullar önünde park yasağı ve polis kontrollerinin artırılması gibi tedbirleri öngörüyor.
Fransa’da polis, hakkında hapis cezası gerektirecek bir suç işlediği yönünde makul şüphe ve şüpheler bulunan kişileri gözaltına alabiliyor. Şüpheli kişiler 48 saat süreyle gözaltında tutulabiliyor. Terör riski gibi özel durumlar söz konusu olduğunda ise gözaltı süresi 144 saate kadar çıkabiliyor.
Sözün özü, Türk polisi kimsenin oyuncağı değildir. Eğer birileri bu ülkede huzur bozmak istiyorsa polisin copunu yediğinde ağlamayacak, sızlamayacak. Hele bizim gibi rüzgârdan nem kapan milletlerin yaşadığı bir toplumda polisin pasifize edilmesini şahsen kabullenemiyorum.
 
Bu yazı toplam 134 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum