1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. TÜRKİYEMİZİN SORUNLARI VE ARANAN MUTLULUK
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

TÜRKİYEMİZİN SORUNLARI VE ARANAN MUTLULUK

A+A-

Ortalık kısa sürede durulur mu bilmiyorum. Ama ilk fırsatta ülkemizde ki yaygın cemaatçilik anlayışının dizayn edilmesi ve etrafına üç beş meraklı toplayıp meydan çığırtkanlığı yapan kesimlerin terbiye edilmesi lazım. İnsanların dini inançlarını diledikleri yönde çekip çevirebilen bu yapılanmaların temelinde, dini tahrifatta çığır açılan dönemimizin en büyük atılımı olacaktır. Dini diledikleri gibi tefsir ederek kendi müntesiplerine algılatan ardında sahihlik olup olmadığına dikkat bile etmeyen böylesi oluşumların müntesiplerinden aldığı gazla ve toparlanan paralarla raydan çıktıkları ve zamanla bu algıyı farklı alana çekmeleri neticesinde ülkemiz adına büyük tehdit unsuru olduklarını biliyoruz.
Paranın diğer bir tabirle maddenin etkilemediği insan oldukça azdır. İnsan hayatında hiç beklemediği anda hemhal olduğu maddi büyüme karşısında kendini kaybedebilir. Bu yaklaşımı onu saçma olsa da sanki ölümsüzlüğe götürecekmiş gibi algının dişlileri arasına alır. Ta ki zamanı gelip yaşı kemale erip ayakta durmaya takati kalmadığında yahut ta maddi birikiminin herhangi bir sebeple suyunu çekmesi karşısında gerçekle yüz yüze gelir. Ama etrafında ki gerçek dostları çoktan kaybetmiştir. Etrafında pervane olan yalakalar artık yoktur. Bir tanesini yanında bulamaz. Selamını almaya tenezzül eden bile yoktur. Ama daha acısı kendisini Müslümanca, dostça seven belki de en yakınları bile kendinden elini eteğini çekmiştir. Yokluğun verdiği bunalımla tekrar onlara sarılmak ister. Eğer içlerinde gerçekten kendini seven, hatasıyla kabul edenler varsa yanına gelir. Ama hiçbir şey eskisi gibi değildir. 
Benim tanıdığım nice arkadaşlarım var. Bunlardan bir kısmı maddi birikime ve bolluğa ulaşınca kendini kaybetti. Klasik tabirle kazımaz oldu. Belki de bir yerlerde karşılaşıyoruz ama yollarını değiştiriyor olabilirler.
Bu gerçeği insanların iyi tanıması ve ona göre etrafını dizayn etmesi gerekir. Zenginliğini birilerini ezmek için yahut ta dilediği çekip çevirmek için kullanan birileri her zaman vardır. Yaptıkları işin adını koymazlar. Haklı oldukları sadece kendilerinin yazıp oynadığı safsatadan öte bir anlam ifade etmez.
Yaşları kemal seviyesine ulaşmıştır. Boğulduğu maddi birikimin içerisinde kendine onca emaneti veren yaratıcısına karşı bir sorumluluk duygusu yoktur. Lafta çok dindardır. Malıyla fakir, fukaranın hakkını gözetmektedir. Kendince fetvasını bir şekilde vermiş ve dünyasının verdiği bolluğun bir yansıması olarak kör olan gözünü ahireti içinde mamur ettiği algısıyla avunmaktadır. Dünya onun ekseninde dönmektedir. Hayatı boyunca yaşadığı bolluğun öte âlemde de süreceğini düşünerek hayatını kendince kurguladığı bir mantıkla sürdürmektedir.
Değerli okurlarım, günümüzün ana sorunu dünyaya bir amaç için gönderildiğimizin farkında olmamaktır. 
Rabbimiz dünya hayatı için insanlara farklı sebepler yaratmıştır. Bunlardan kimi bolluğun içinde yüzerken hayatı boyunca hiç yokluk çekmemiştir. Atadan kalan birikiminin kendine bir emanet olarak verildiğini anlayamaz. Hayatın tadını çıkarmaya bakar. Her gün farklı yerlerde hayatını renklendirmeye bakar. Helal ile haram arasında bocalamaktadır. Haram, hayatının bir gerçeği olmuştur. Allah’ın razı olmadığı hayatını idame ettirirken bol kazancının günün birinde ama iflasla, ama ölümle bitivereceğini anlayamaz. Ahirette hesap korkusunu hiç yaşamamıştır.
Günümüzün sorunu budur.
Biliyor musunuz?
Bolca maddi birikime sahip olmak, dilediği gibi gezip tozmak ve kendi dünyasında yüzmek aslında huzurun sebebi değildir.
Huzur, yeri geldiğinde mütevazı bir kerpiç evde ki çatırdayan soba sesinden zevk alabilmek ve üzerinde fokur fokur kaynayan yemek kokusunun içsel dünyanıza yaydığı zevktir 
Huzur, akşam olduğunda çoluğunuzla çocuğunuzla evinizde oturup sohbet etmek, kalkıp vakit namazını cemaat olarak eda edebilmektir.
Huzur, rabbimizin birer sessiz elçileri misali gökten inen kar tanelerinin ahenginde ki eşsiz mutluluğu yakalayabilmektir.
Huzur, bir kış akşamında eşinizle dostunuzla oturup hoş bir sohbet eşliğinde önünüzde ki arabaşı çorbasına ve hamuruna kaşık daldırmaktır.
Huzur, yaz geldiğinde çoluk çocuğunuzla birlikte sağlıklı yaşam amacıyla koşu yapabilmektir.
Huzur, bir dostunuzu ziyaret ederek çayını yudumlamak ve eski günlerinizi özlem ve mutlulukla yâd edebilmektir.
Bakın günümüzde insanlar onca varlığın ve maddi birikimin arasında mutsuzlar. Kimseye karşı güven duyguları kalmamış. Evlerine tıkıştırdıkları ıvır zıvır süs eşyalarının toplamıyla yeni bir daire dahi alabilirsiniz. Duvarlarına, tavanlarına yaptıkları süslü ve afilli şekillerin bile huzur getirmediğini anlayamazlar.
Eskiden öyle miydi?
Çocuklar evin içinde diledikleri gibi hür yaşama ve dilediklerince yaramazlık hakkına sahiptiler. Şimdilerde bir de TV programlarının bağlayıcılığı ve her bölüm sonrasında zihinlere nakşedilen merak duygusuyla çakılıp kalmıyor muyuz?
Vallahi bu mantıkla asla mutluluğa ulaşamayacağız.   
 
         
 
 
 

Bu yazı toplam 850 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.