1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Türkiye'nin Asgari Müşterekleri
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Türkiye'nin Asgari Müşterekleri

A+A-
Mübarek Ramazan ayı tüm hızıyla devam ediyor. Bu sene yoğun iftar davetleri geliyor. Hatta bazı davetler çakışıyor olsa da birinin gönlünü alarak diğer iftara katılabiliyorum. Geçtiğimiz yıl iftar davetlerine katılmakta çok isteksiz davranıyordum. Çünkü aile ile iftar açmanın güzelliği hiçbirinde yok. Ama bu sene evde ki iftara da vakit ayırmak suretiyle gelen davetlere mümkün mertebe katılıyorum. Çünkü uzun zamandır görüşemediğim candan dostlarla bir araya gelerek hem eski anıları tazeleme hem de dostluk ve kardeşliğin o doyumsuz tadını almaya çalışıyorum. Yoksa bir kaç kap yemek peşinde değilim. Onu nerde olsa yeriz. Ama kaynaşmanın hazzını her zaman her yede yaşama durumumuz olmayabilir. 
Bu sene iftar davetlerinde geçtiğimiz yıla nazaran ciddi bir artış olduğu dikkatimi çekti. Herkes iftar vermek için açık tabirle birbiriyle yarışır hale geldi. Bu durum unutulmaya yüz tutmuş eski kaynaşma günlerimizin geri döneceğine dair umutlarımı yeşertmiyor değil. Ferdi anlamda, şirket anlamında, STK’lar, belediyeler, resmi kurum ve kuruluşlar olmak üzere aklınıza neresi gelirse gelsin her yerde iftar davetleri veriliyor. İnsanlar hoş muhabbetler eşliğinde ramazan ayında olması gereken birliktelik ruhunun o dayanılmaz hazzını yaşamaya koşuyor.
Veren elin alan elden üstünlüğünün şuuruna ermek bu olsa gerek.
Ramazan ayında yakalanan manevi atmosferi o bir ayla sınırlı bırakmak düşüncesi ruhumu daraltıyor.
Bayramdan sonra her şey eski haline rücu ediyor. Bilindik sahneler yaşanmaya başlıyor. Sıla-i rahim camilerde cuma hutbelerinde okunmaktan öte uygulanmıyor. Para tek hedefmiş algısıyla hareket ediliyor. Fakirler kazancını daha da artırıp içinde ki darboğazdan kurtulmak için çabalarken zenginlerde variyetlerini daha da artırıp bitmek tükenmek bilmeyen hırslarının esareti altında boğuluyorlar. Yaptıkları ufak tefek hayr ve hasenatlarıyla cennetin kapısını araladıkları hayaliyle yaşıyorlar.
İnsanoğlu’nun geçmişten ibret alamaması beni çok üzer.
Kaybolup giden hasletlerimizin yeniden topluma kazandırılması için hükümetin sarf ettiği çabalar açıkçası yetersiz kalıyor.
Toplumsal kaynaşmanın çok daha fazla önem kazandığı zor bir dönemden geçtiğimizi kabul etmeyen yok. Görüyorsunuz, etrafımızı saran alev halkası arasından sıyrılmaya çabalasak ta bu kez de dış mihraklı bir takım vatan hainlerinin iç huzursuzluğu yaratmak adına yapmadıkları provokasyon kalmıyor.
Toplumsal algımız Allah’tan tam körelmiş olmadığı için memleketimizin içinde bulunduğu refah içerisinde ve bolluk dolu yaşantımızı ruhen ve bedenen hissedebiliyoruz.
Ülkemizde çeşitli ideolojik düşüncelere sahip kesimlerin olduğunu kimse inkar edemez. Ama asgari müşterekte buluşabilmenin yollarını bulmak zorundayız. Her kesim kendi haklılığını savunur pozisyona girdiğinde kargaşa hakim olur.
Asgari müşterekimiz ne olabilir ? Ülkemizin büyük çoğunluğunun mensubu olduğu İslam dini elbette… İnandığımız rab ve peygamber bir olduğuna göre bunun etrafında halkalanmanın yollarını bulmak zorundayız.
Çünkü her kesim kendi haklılığını savunup, diğerine kapıları kapadığı zaman kopmalar ve provakatif eğilime uygun bir yapı açığa çıkmaya başlıyor. Her iki tarafta memlekette kendi ideolojisinin ya da mensubu olduğu siyasi partinin söz hakkı olduğuna yönelik bir saplantıya kapıldığı zamanda kırılma noktası başlıyor.
AK parti’ye mensup olan vatandaşlar, geçmişte ki şanlı Osmanlı tarihimizden dem vurarak bu memleketin gerçek sahibi olduğu düşüncesiyle hareket ederken, öte yandan CHP’ye oy veren vatandaşlar ise Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Kemal Atatürk’ün mensubu olduğu Halk Partisi adına söz hakkının kendinde olduğu düşüncesiyle diğerlerinin düşüncelerine hatta bu ülkede bulunmalarına dahi tahammül edemediği bir siyasi kriterle yoluna gidiyor.
Bu durum ise sandık sonuçlarına rağmen CHP yöneticilerinin dayanılmaz bir öfke patlaması yaşamaya, her türlü hakarete yol açan açıklamalara gitmesine sebep oluyor. Demokrasiden yana tavır koyup ta demokratik sonuçların kendi lehinde çıkmaması durumunda yaşadıkları ikilemle ülkenin değil imarı ve gelişmesi, karışması için arka taraftan bir yerleri kaşıma ihtiyacı hissediyorlar. Düne kadar askere darbe çığırtkanlığı yapan bazı malum kişilerin, bununla muvaffak olamayacaklarını görmeleri üzerine Gezi Parkı ile alakalı olayların sakinleşmesine rağmen, her fırsatta bunu dile getirip, birilerinin bu eylemlere devam etmesini teşvik edici yönde çağrıları görmüyor musunuz ?
İşte halkımızın mübarek ramazan ayında tek vücut gösterisi ile hareket etmesinin bu zihniyete mensup kişilere bir mesaj olduğunu unutmayalım. Bu milletin ortak değerleri sayesinde kirli emellerine ulaşamayacaklarının müjdesini; samimi vatan evlatlarına, kötü haberini ise iç ve dış düşmanların taşeronluğunu yapan zavallılara veriyorum.

 
Bu yazı toplam 33 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum