Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Mustafa Uzunpostalcı
Yazarın Tüm Yazıları >

TÜRKİYENİN KONUMU

A+A-

Birinci Cihan Savaşından sonra mağlup olan tarafta (Almanya, İtalya, Osmanlı) yer almış bulunan Osmanlı İmparatorluğunun parçalanan ve kaybettiği kabul edilen toprakları üzerinde kurulan yeni devletlerin dışında kalan ve galip devletler tarafından çizilen sınırlar içerisinde kurulmasına izin verilen Türkiye Cumhuriyetinin çevresi bu yeni devleti de asla tek başına bırakmayacak şekilde dizayn edilmiş bulunuyordu.

         Her ne kadar yeni kurulan devletlerin nüfus itibariyle çoğunluğu Osmanlı bakiyesi olarak Müslüman olsalar da yeni nüfusun ana unsurlarının ırk olarak farklı olmalarına ve aynı dinden olsalar da farklı mezheplere mensup kimselerden oluşmasına itina edilmiş bulunuyordu.

Kafkasya’dan başlayarak güneyden dolaşıp batıya doğru Trakya’ya ve hatta Kırım’a kadar uzanan Osmanlı topraklarının üzerinde kurulan devletlere bakacak olursak ya çoğunluğu Müslüman olmayan halkın oluşturduğu veya söylediğim özelliklere sahip nüfustan oluştuğunu görmemiz mümkündür.

Böyle bir neticeye ulaştıran milletler ve devletlerin korkusu Osmanlının yeniden dirilebileceği ve dirilmesinin mümkün olduğu düşüncesinden kaynaklanmakta idi.

Yani galip oldukları söylenen devletler mağlup ettikleri kabul edilen ve parçalanan devletin yeniden dirilmesinden korkmakta idiler. Bunun için de Osmanlının yeniden dirilmesini sağlayabileceğini düşündükleri ve öngördükleri ne kadar ihtimal varsa bunları tamamen ortadan kaldıracak ve onu yeniden doğuracak unsurlar olarak neyi gördülerse onu engelleyecek her türlü tedbiri almışlardı.

Bazı durumlarda yeni kurulan devleti aralarına alarak müşterek oluşumların içerisinde onları devamlı gözetlemek ve bazen de fazla şımartmayacak maddi desteklerde bulunmayı da ihmal etmediler.

Şurası unutulmamalıdır: Bu düzeni kuran ve kontrol altında tutmayı hem dini ve hem de devletleri açısından uygun ve yerinde bulan bahse konu devletlerin kafasının arkasında onu tarih sayfalarından sıyırıp atmayı hem dini ve hem de kendi devletleri açısından zorunlu görüyorlardı.

Bu sebeple de bunu zaman içerisinde gerçekleştirebileceklerini düşündükleri plân ve projeleri vardı. Bu hâlen devam etmektedir.

Ancak bunu gerçekleştirirken kimin bundan daha fazla pay alacağı konusunda temelde bir anlaşmaları olmadığından ve hâlen de böyle bir anlaşmaya sahip olamayan devletlerin kendi aralarındaki anlaşmazlıkları, yani birbirleriyle olan menfaat paylaşımında bir anlaşmanın olmaması yeni kurulan Türkiye Cumhuriyetinin bugüne kadar gelebilmesini sağlamış ve hatta devletler arasında söz sahibi olan ve sözü dinlenen bir devlet olarak bugüne gelmiş bulunuyor.

Ne var ki, aleyhte olan devletler de ideallerinden, dolayısıyla gizli plânlarından vazgeçmiş görünmüyorlar. Yeri geldiğinde konuyu aleyhimize çevirecek her türlü davranış ve devletimizin ve milletimizin aleyhinde çalışmaktan vazgeçmiyorlar.

Bu konuda her fırsatı kolluyor ve bizim ne siyaseten ve ne de ekonomik yönden asla sözü dinlenen bir devlet olmamıza fırsat vermemek için ellerinden gelen gayreti sarf ediyorlar. İçte ve dışta aleyhimize çevirebilecekleri ne gibi kötülük bulabilirlerse onu kullanmaktan çekinmiyorlar.

Bu düşünce ve değerlendirmelerin ışığında son olarak Amerika’nın davranışlarını bir sonraki yazımızda değerlendirmeye çalışalım.

Bu yazı toplam 281 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.