Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

Tuz

A+A-

Bazen yemek işkenceye dönüşebiliyor. Lezzeti artırsın diye kimi zaman bilinçli kimi zaman el alışkanlığı şefler, aşçılar tuzu çok fazla kullanıyorlar.

Tuz, lezzet artırıcı özelliğinin yanı sıra bakterileri öldürme, kullanım süresini uzatma özelliklerinden dolayı gıda sanayinin de vazgeçilmezi.

Restoran mutfaklarının büyük bir bölümünde hazır gıdalar, soslar, lezzet artırıcılar da kullanıldığı için sabahları çölde bir hafta susuz kalmış gibi uyanabiliyorsunuz.

Tuz tarihine bir göz atınca, bu konuda yazılmış kitapları okuyunca ilk çağlardan bu yana vazgeçilmez temel bir madde olduğunu anlıyorsunuz.

Şu bizim sözde doktor, akademisyen ve diyetisyenlerimizin birinin dediğini bir diğeri tutmuyor.

Alın size bir tartışma konusu,

Bir gündem…

Bir zamanlar Yumurta, kırmızı et, tereyağı yiyin diyorlardı.

Sonra bir kısmı vaz geçin, sağlığa zararlı diye insanlara yedirmediler.

Şimdi de tuz tartışması var.

Yok  kaya tuzu iyi,

Yok diğer tuz iyi.

Ne diyelim biz bunların arasına girmeyelim.

Ben bugün umut ile tuz benzerliğine bakacağım.

“Umut tuz gibidir; insanı doyurmaz ama ekmeğe tad vrir” demiş ünlü yazar  J. Saramago.

Ekmeğe tad veren, azı karar, çoğu zarar denen, mineral bakımından zenginse, sağlığa da iyi gelen tuzun yolculuğunda  başlangıç noktası Tuz gölleridir. Tuz gölleri aynı zamanda dünyanın aynası niteliğindedir.

Asırlık göller, iklimin ve doğal şartların zorlamasıyla binlerce yıl önce kuruyunca geriye bol mineralli beyaz tuz taneciklerini bıraktılar. İçinde barındırdığı minarelerle göre gökkuşağının birinin renklerine bürünen ben beyaz bir örtü… Şimdi doğanın koynunda görenleri hayran bırakan, güzel bir manzara oluşturarak duruyor. İşte bunlardan bisidi de Türkiye’nin en büyük tuz gölü olan Cihanbeyli Tuzgölü’dür.

Tuz gölü bir çok insanın geçim kaynağı tuz gölleri, doğa tutkunlarının da fotoğraflarında birer fon olarak karşımıza çıkmaktadır.

Buradan ekmeğini çıkartan işçiler gün doğmadan çıkrdıkları kilolarca tuzu, küçük yığınlar halinde biriktirip gölgeye dinlenmeye çekiliyor. Gün batımının hemen ardından da daha kurumuş tuz kümelerini el arabalarına yükleyip nakliye noktalarına taşıyorlar. Travertenlerdeki tuz alanlarında ise işçiler  göletlerin duvarlarında kanallar açarak içlerine su dolmasını sağlıyor, güneşin etkisiyle buharlaşan sulardan geriye kalan tuzu önce tahta sopalarla dağıtıyor, sonra da küreklerle toplayıp sepete koyuyorlar.

Bütün bu yorucu işler, fotoğraf ve doğaya meraklı gezginler için eşsiz fırsatlar anlamına geliyor. ABD’den Bolivya’daki dünyanın en büyük tuz düzlüğü, Salar de Uyuni’ye; Peru’dan Türkiye’nin en büyük Türkiye’nin ikinci tuz gölü’ne denk uzun bir liste yapabilirsiniz.

Buralardaki beyaz ve pembe tanecikler yağışlar başladığında”dünyanın aynası”na dönüşüyor. İçindeki minarelerden oluşan  rengi ya da gökyüzünü muhteşem yansıttığı için “Dünyanın aynaları” olarak anılan tuz göllerinde suyun nerede bittiğini ve gökyüzünün nerede başladığını anlamanın imkansız olduğu manzaralar doğuyor.

Sofrada uzak durmanız gereken tuzun doğduğu göllerden birini görürseniz yakınına mutlaka gidin, eşsiz güzelliğine tanıklık edin.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.