1. YAZARLAR

  2. Yaman ADAM

  3. TYB “Bismillah” dedi
Yaman ADAM

Yaman ADAM

Yazarın Tüm Yazıları >

TYB “Bismillah” dedi

A+A-
Geçtiğimiz Çarşamba günü İl Halk Kütüphanesi salonunda Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Konya Şubesi, Konyalı kültür ve sanat adamlarıyla birlikte 2013 Kültürel Etkinlikler Takvimi'ni görücüye çıkardı. 
1978'de 14 güzel yazarımızın bir araya gelerek kurduğu TYB'nin 35. Yılını idrak ediyoruz. Konya Şube Başkanı M. Ali Köseoğlu da, 35 yılda kültür hayatımıza damgasını vuran önemli faaliyetlerin gerçekleştirildiğini anlattı. TYB Konya Şubesi'nin de Konya kültür ve sanat hayatına 19 yıldır önemli katkılarda bulunduğunu hatırlatan Köseoğlu, Konya'mızdaki basın kuruluşlarına, basın mensuplarına, yazarlara, Konya'nın bilgeliğine katkıda bulunan kültür-sanat adamlarına minnettar olduklarını belirtti.
Bildiğimiz gibi önceki yıl 42, geçen yıl ise 38 planlı kültür-sanat etkinliği gerçekleştirildi. Bu yıl ise TYB'nin kuruluşunun 35. Yılı olması münasebetiyle edebiyat, musıkî, tarih, sinema, sanat, sergi ve gezilerin yer aldığı 35 kültürel etkinliğe imza atmak istediklerinin altını çizdi Köseoğlu.

EZBER BOZAN TARİHÇİ
TYB Konya Şubesi, geçtiğimiz Cumartesi günü de yine İl Halk Kütüphanesi salonunda Konya’mızın yetiştirdiği çok değerli tarihçimiz Doç. Dr. Caner Arabacı Hocamızın konuşmacı olduğu "Çanakkale'den İstiklâl Marşı'na" isimli programla etkinliklerine “Bismillah” dedi.
İki saat süren programda Caner Hocam ezber bozan çok değerli bilgiler verdi. Bu yoğun programdan not edebildiğim kadarıyla bazı sözleri aktarıyorum:
“1.Dünya Harbi de bizim harbimiz değil, 2.Dünya Harbi de bizim harbimiz değil. Bunlar Avrupa devletlerinin çıkardığı harplerdir ve kaba tabirle yağlı kemik savaşıdır. Emperyalist devletlerin daha çok pay alma, daha çok sömürge edinme savaşıdır. Avrupa bilimde, teknolojide elde ettiklerini insanlığın hayrına değil, daha çok insanı öldürmede, daha çok kan dökmede kullandı. 1.Dünya Harbinde 20 milyon, 2.Dünya Harbi’nde ise 50 milyon insan öldü.
Avrupalı devletler Osmanlı’yı ve İslâm’ı yok edebilmek için yüz kadar birbirinden ilginç plan yapmışlardır.
Ordumuzun emir komutası Alman komutanlara verildi ve ‘Umumi Cihat’ ilan edilerek Türklere âdeta planlı bir şekilde soykırım uygulandı.
1.Dünya Savaşı’na ve Çanakkale Savaşı’na kadınlar ve çocuklar da katılmışlardır ama bizim kaynaklarımızda bunlardan pek bahsedilmez.
Avrupalılar, “Padişah’ı kurtaracağız” yalanıyla dünyanın dört bir yerinden mazlum Müslümanları kandırarak toplayıp getirmişler ve Müslüman’ı Müslüman’a kırdırmışlardır.
Mehmet Akif Çanakkale’de, cephede bulunmadı, devletin bekası ve ümmetin kurtuluşu için çölde dolaştı ama Çanakkale’yi ruhunda yaşadı.
Akif, ‘Sözüm odun gibi olsun, hakikât olsun tek’ diyen; özüyle sözüyle, yazdıklarıyla, iç dünyasıyla örtüşen bir ahlâk âbidesidir...
Akif, İstiklâl Marşı’nı yazmaya ikna edildikten sonra âdeta bir Leyla, bir Mecnun gibidir. Bir gece kaldığı Tâceddin Dergâhı’nın duvarlarına çakısıyla(bıçak); ‘Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar’ diye başlayan kıtayı unutmamak için kazıyarak yazar. On kıtayı Mecnûn gibi yazıp bitirir. Birçok yerde yayınlanır. 12 Mart günü Meclis’te iki defa okunur. Hattâ Meclis Başkanı Mustafa Kemal meclis sıralarının en önüne çıkar ve ayakta alkışlanarak Millî Marş olarak kabul edilir.
Bundan sonraki süreç içimizi karartabilir. İstiklâl Marşı’nın güftesi uzun süre bestelenmeyi bekler. Birçok beste gelir; fakat kabul edilmez. Akif ile ve Beste ile ilgili bütün yazıları, Cumhuriyet arşivinden alarak inceledim. Maalesef çok acı verici bilgiler var: ‘Gelen besteleri toplayalım ve Viyana’ya, Roma’ya, Paris’e gönderelim. Onların konservatuarları bunları incelesin ve Türkler için en uygun Millî Marş bestesine karar versinler.’ Gibi utanç verici kararlar alınmıştır.
Bu arada İstiklâl Marşı, ülkenin her yerinde farklı farklı bestelerle söylenmeye başlandı.
Daha sonra Osman Zeki Üngör’ün Carmen Sylvia’nın bir bestesinden apardığı/uyarladığı ve cenaze marşını andıran bestesi kabul edilir ki; bu ayıp bize yeter. Asırlardır kendine has musıkîsi ve kültürü olan bir büyük milletin marşı, bir yabancı marştan aparma olmamalıydı. Bugün hâlâ söylediğimiz İstiklâl Marşı’mız böyle bir aparmanın ürünüdür ki; bu ayıba bir son verme zamanı gelmiştir.
Asıl problem bizim kafalarımızda ve yüreklerimizdedir. Millî Marş’ımızın bestesinin Carmen Sylva’dan aparılan tarzda değil, Türk kültürünün, sanat müziğinin, halk müziğinin bir benzeri; herkesin katılabileceği ve coşkunca söyleyebildiği bir beste olması gerekirdi. Bu durum, İstiklâl Marşı’mızın millî muhtevası, ortak buluşma, millî birliği sağlayan, millî bütünlük, millî mutabakat metni oluşunu zedeleyen bir durumdur. Bu durumun, bu milletin evlatları tarafından telafi edilmesi, giderilmesi lazımdır. Bu millî birleşmeyi, buluşmayı, mutabakatı sağlayan metnin/şiirin o miktarda, o dozda da millî musıkî ile marş haline dönüştürülmesi, bugünün aydınlarına, okumuşlarına, bugünün gençliğine millî bir görevdir.”
Caner Hocam’a gönülden teşekkür ediyorum.
Bu yıl icra edilecek birbirinden güzel 35 etkinlikten; “Kutlu Doğum”da şair Nurullah Genç'ten naatlar, "30 yıl sonra Erol Güngör" ve “Hanımların Dilinden Mevlâna” panelleri, “Necip Fazıl Okuyoruz”, “Sadreddin-i Konevî’den Kırk Hadis Okuyoruz”, “9. Cahit Zarifoğlu Çocuk Şenliği”, Hattat Hüseyin Öksüz’ün “Sanat Hayatından Hatıralar”ı, Beşir Ayvazoğlu’ndan “Tarık Buğra 95 Yaşında”, “Yazılacak Çok Şeyimiz Var” gezileri kapsamında Kapadokya ve KOP gezisi ve “Çok Kısa Filmler” dikkatimi çekenler arasındadır. TYB Konya Şube Başkanı M.Ali Köseoğlu ve ekibine teşekkür ediyor ve başarılar diliyorum.
 
Bu yazı toplam 131 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.