1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. ÜLKE NEREDEN KUŞATILIYOR ?
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

ÜLKE NEREDEN KUŞATILIYOR ?

A+A-

Bu ülkede bazı şeyler ne kadar önemli.
Önem sırasına koyarsak bence  ilk sırada Ülkenin bekası ve dinimiz,bayrağımız gelir. Hani bir slogan vardı.”Önce vatan” 
Sonra bu vatanda insanların can güvenliği, mal güvenliği.
Sonra…
Ekonomi,
Sonra terör ve FETO ile mücadele…
Türk ekonomisinin iyi olduğunu, iyi yolda gittiğimizi kim söyleyebilir.
Sadece damat.
Cumhurbaşkanı buna bizzat bir parmak basması gerekir.
Yine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın söylediği bir sözün altına imzamı koyarım.
“Demiri soğutmak ve Türkiye ittifakını kurmak “
Tamam ‘da bundan rahatsız olanların başında da  MHP genel başkanı Bahçeli geliyor.
Neden ?
Türkiye ittifakı  kurulursa, kendilerinin kurduğu ve nemalandığı ittifak bozulacakta ondan.
İY Parti Genel Başkanı Meral Akşener destekliyor.
Diğer bazı partiler ise bu konuda daha itidalli.
Cumhur ittifakının liderleri aslında bir birlerine bence mesaj veriyor.
Cumhur ittifakı   ne kadar da önemli, ne kadar da yaşamsal değil mi  bu liderler için,kimileri için?.. Hele de memleketin geleceğini sarsan acı sonuçlarını görünce!!!
MHP lideri Bahçeli  yerel seçimlerde partisinin oylarının yüzde 18.8 gösteriyor. Erdoğan ise kendi partisinin oylarını yüzde 44.5 gösteriyor. İkisini toplarsanız  yüzde 63.4 ediyor. Bakıyorsunuz sonuçlara bu rakam yok. Bir yanlışlık yada sahiplenme var.Hangisi doğru siz karar verin.
Hani Hoca Nasreddin’in bir fıkrasını hatırlatalım. Hani kedi- et meselesi…
Ya hiç hesap yapmamışlar, yada gerisini siz tamamlayın…
Peki; Erdoğan Türkiye’nin kucaklaşmasını isterken,  Bahçeli’nin  intikamcı bir anlayışla  yaklaşlaşmasını siz nasıl buluyorsunuz. Burada AK Parti  zarar görmüyor mu ?  Bahçeli ne kadar da öfke yüklü değil mi?..
Sorular çok da asıl meseleye gelelim; Türkiye'de laiklik her zaman saldırıya uğradı ancak 1950'den sonra yaşananlar yalnızca Atatürk'e, cumhuriyete ve onun ideallerine karşı bir mücadele değildi... Cumhuriyetten rövanş almak için nihai hedef de vardı ve o çatışma hiç bitmeyecekti!..
Daha sonraları gelişen siyaset ve ortaya çıkan politik aktörler Demokrat Parti döneminde yaşanan rejim erozyonunu yükseltmeye çalışırken hem Menderes'in yolundan gitmeyi görev saydılar, hem de onun başlattığı cumhuriyeti yıpratma mücadelesini bir "karşı devrim"ci harekete dönüştürdüler...
Atatürk için  bugün de bir kısım insanlar “Dinsiz” demiyorlar mı?
Yine Atatürk’ün  söylediği sözlerden birisi hatırlatayım.
“Bizim dinimiz en makul ve en tabi bir dindir ve ancak bundan dolayı son din olmuştur”Bilmeyen, okumayan varsa, Nutuk’u okuyup görsünler.
 Cumhuriyet ve her geçen gün iç ve dış güçlerce kuşatılırken ve yıpratılırken ülke gerçek sorunlarıyla ilgilenmemektedir. Ülkemizde en çok  oynanan bir başka konu ise Eğitim düzenimiz. Bunu sağlam temellere oturtamazsak  ülkenin yıptarılması kazınılmaz olmakta  ve iç ve dış güçlere omuz verilmektedir.  İktidar bu işe de öncelik vermeli ve eğitimin Milli olması sağlanmalıdır. Hiç kimsede bu Milli eğitimle uğraşmamalıdır. Nasıl ki, Anasasa’nın değişmeyen maddelerine kimse el atamıyorsa, Eğitimde öyle yapılandırılmalıdır.
Bence FETÖ gibi  örgütler de işte bu eğitim-bürokrasi, yani molla-medrese yapısı içinde büyütüldü, devlete kafa tutacak hale getirildi...
Evet; "eğitim"deki müfredat ve kadrolaşma tahribatının son 17 yıldaki sonuçlarını konuşmak, tartışmak, ortaya koymak için fazla bilgiye-belgeye gerek yok... Yakın zamanda eğitim ve öğretim dönemi tamamlanacak. Milli Eğitim Bakanlığı yeni dönemden önce bu işi halletmelidir.
İlkokullara kadar inen uyuşturucu ve   ulaşan sentetik bağımlılık maddeleri, eğitim kurumlarıyla tarikat-cemaat yurtlarındaki taciz-tecavüz vahşetleri, huzuru bozan bireysel silahlanma, TEOG ve ÖSS sınavlarında "sıfır" çekenlerin hezimetleri, cehaletin yol açtığı cinnetler, boşanmalar,  cinayetler velhasıl sosyal yıkımlar...
TED'e bağlı TEDMEN'in  Geçen yıl  Eğitim Değerlendirme Raporu"nda TEOG'daki çarpıklığın acı sonuçları da var;2008-2009 eğitim öğretim yılında 508 bin 42 olan açık öğretim lisesine kayıtlı öğrenci sayısı 2017-2018 eğitim öğretim yılında 1 milyon 400 bine ulaşmış... Bu eğitimin sınırı, süresi yok. Bunun adına da eğitim diyoruz. Bunu kötü yönde kullanıp nafaka, askerden kaçmaları sağlanıyor. Buna  Milli Eğitim Bakanlığı bir düzenleme getirmelidir.
2018 yılında TEOG puanıyla istediği okula yerleşemeyen ya da imam hatibe gitmek istemeyen 84 bin öğrenci de zorunlu olarak açık öğretim lisesine kayıt yaptırmıştır...Raporda, eğitim sisteminin çöktüğünü kanıtlayan başka ürkütücü veriler de var..."Net okullaşma oranları 6-9 yaş grubunda yüzde 98,35, 10-13 yaş grubunda ise yüzde 98,62 olurken, 6-13 yaş aralığında 153 bin 895 çocuk hiçbir okula kayıt yaptırmamış..."
Yani Türkiye, 53 ülke arasında devamsızlığın en yüksek olduğu altıncı ülke konumuna yerleşmiş...MEB'in bütçesinin yüzde 79'unu personel ve SGK prim giderlerinin oluşturması devletin eğitim-öğretime ne kadar kayıtsız kaldığının işareti ama asıl konu başka;
Uygar dünya Mars'ta yaşam alanları ararken, tarikat-cemaat ideolojisini eğitime enjekte etmeyen çalışan zihniyet cumhuriyeti çağdaş ülkeler seviyesine nasıl çıkartacak?..
İktidar hatası varda, muhalefet bu rezaletleri yeterince izliyor mu, çare aramayı, toplumu uyarmayı ve direnmeyi düşünüyor mu acaba?.
Sanmam, siz ne dersiniz ?

Bu yazı toplam 747 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.