1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Ülkemiz Asayişinde En Önemli İki Etken: Polis ve Kanunlar
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Ülkemiz Asayişinde En Önemli İki Etken: Polis ve Kanunlar

A+A-
Türkiye geçtiğimiz birkaç aydır ciddi imtihanlardan geçti. Halkımız günden güne artış gösteren asayiş olayları sonrasında tepkisini zahiren ortaya koymaya başladı. Hele kısa bir zaman önce hunharca cinayete kurban giden Özgecan Aslan vahşetiyle yaşanan halkımızın ayyuka çıkan tepkisi sonrasında hükümet tarafından ciddi önlemler alınmasının gerekliliği ortaya çıktı. Yaşanan acı gelişmeler karşısında şok geçiren halkımız, biraz tepki verdikten sonra unutularak işin akışına kalacağı gibi bir ihtimali düşünmek bile istemiyor. Bu çok önemli bir ayrıntıdır. Artık net sonuçlar isteniyor. Adaletin hızla tecellisi arzulanıyor.
Sadece Özgecan cinayeti mi? Üstüne daha kaç defa korkunç cinayetler yaşandığına şahit olmadık mı? Bu gerçeğin farkında olan halkımız iyice zıvanadan çıkan böylesi durumlar için bundan sonra asla susmayacak. Bu tür olaylarda halkımızın bugüne kadar alışılagelen vakur ve sabırlı tavrı yerini, aşırı tepkiye ve tehlike arz eden ayaklanmalara bıraktı ve bırakmaya devam edecek. Bunun nedeni üzerinde muhtemelen psikologlar gerekli incelemeyi başlatmışlar ve bir takım verilere ulaşmışlardır. Ben ince bir ayrıntıya daha dikkatinizi çekmekte yarar görüyorum. Toplumsal olaylara ilişkin akademik çalışmalar yapan bilgili insanlardan gelen verilerin belli kriterler dâhilinde harmanlanması ve gereken tedbirlerin alınmasında ciddi yararlar var. Şahsen bunu her fırsatta dile getiriyorum. Ama haykırışlarımın yankısı karşı dağa çarpıp geri bana geliyor. Bir türlü o dağı geçmiyor. Olaylar yaşandıkça ve devamında da unutuldukça halkımız, adaletin tecellisine dair kuşkulu yaklaşımında haklı olduğu inancına kapılıyor. Daha kötüsü de nedir biliyor musunuz? Adaletin devlet kurumlarınca tecellisinde ki gecikme ve aksamalar beraberinde çoğunu kendi adaletini tesis etme gibi bir düşünceye sevk ediyor. Hatta hapsi, ölümü göze alarak hıncını çıkarmaya iten sebepler oluşuyor. Nitekim sabır taşı çatlayan çevrelerin ortaya koyduğu tepkiler zaman geçtikçe daha da ilerleyecek ve ülkemizin güvenli yaşam tarzı yerini endişeye bırakacaktır. O halde ne yapmamız gerektiği konusunda bir takım çabalara girmemiz ve ortaya net sonuç getirecek çözüm önerileri koymamız gerekiyor.
Güçlü de olsa adaletin karşısında suçunun karşılığını bulacağını bilmelidir. Böylesi bir sistemde haksızların nüfuzuyla durumu kurtardığı biliniyor. Bu da adaletin kaygan bir zeminde hareket ettiği gibi bir algı yaratıyor. Size en tepeden örnek vereyim mi? Mecliste son günlerde yaşanan iç güvenlik paketiyle alakalı vekil sürtüşmeleri gibi gelişmeler güçlünün her daim dilediği gibi hareket edebilme özgürlüğü gibi bir yanlış düşüncenin zihinlerde ki yansımasından ileri gelmektedir. Ben şahsen paketi sonuna kadar destekliyorum. Polis asayişinden sorumlu olduğu bölgede aciz durumda olmamalıdır. Muhalefet olayı öyle lanse ediyor ki sanki halka karşı baskıcı uygulamalar tavan yapacak endişesi yaratıyorlar. Makul şüphe, örneğin Özgecan’a kıyan katil hakkında ekrana çıkarak konuşan kızlarımızdan çoğu o adamın bakışlarından rahatsız olduklarını dile getirdiler. Bu kızlarımıza kimlikleri gizli kalmak koşuluyla bu tür durumlarda polise başvurmaları ve katilin makul şüpheli kapsamına alınarak tecavüz, sarkıntılık, cinayet gibi durumlara karşı gözlem altında bulundurulması sağlanabilirdi. Hapse düşmüş ve bir şekilde çıkan kişilerin birçoğu bana göre makul şüphelidir. Çeşitli sebeplerle salıverilen suçluların çıktıktan sonra halen suç işlemeye meyilli oldukları hatta suç işleyerek tekrar kodese döndükleri bilinmektedir.
Bu duruma birde şu cihetten bakmamızda yarar var. Biliyorsunuz ki polis devletlerine genellikle olumsuz bir gözle bakılır. Buna örnek gösterilebilecek birçok ülke mevcuttur. Bu ülkelerde polisin tavrı mevcut hükümet ve yönetim adına hareket ederek ona karşı çıkanların polis maharetiyle susturulması ve bertaraf edilmesi gibi durumların yaşanmış olmasından kaynaklanan endişeler menşelidir.
Geçtiğimiz aylarda bu sütunlardan sizinle polisle alakalı düşüncelerimi aktaran bir yazı paylaştığımı okuyan kardeşlerim hatırlarlar. Polisin ülkemizde ki kadar da etkisiz hale gelmesinin getirdiği sonuçlar oluşturulmaya çalışılan iç güvenlik paketinin ne kadar yerinde bir tespit olduğunu açık ve net ortaya koymaktadır. Suçluya karşı etkisiz kalan polis imajının yerini gücüyle suçluları titreten bir yapının oluşturulması bağlamında olmalıdır. Bu konuda Amerikan polisini örnek gösterebiliriz. Polisin tamamen etkisiz duruşunu hani şu meşhur ifadelerle açabiliriz. “Taşları bağlayıp köpekleri salmışlar.” İşte bu ifade açık ve net olarak bir gerçeği ortaya koymaktadır. Bunun detayına inildiği zaman polisimizin bir takım yetkilerle donatılmasının gerekliliği açıkça ortaya çıkar. Ülkemizin doğusuyla, batısıyla basından yansıyan haberlerle korkunç cinayetlere, vahşice saldırılara maruz kalması sonucunda hayatından olan onca insanın varlığını biliyoruz. İşte geçtiğimiz haftalarda yaşanan vahşi gelişmeler sonrasında bu ülke için demokrasi bahanesiyle polisimizi tamamen etkisiz hale getirmek sadece art niyetli bazı kesimlerin işine gelmektedir. Bakınız Mersin'de yaşanan Özgecan cinayetinin ve beraberinde arka arkaya duymaya başladığımız onca hadise karşısında insanımızın ülkemiz gidişatı hakkında ki bakış açısında farklılıklar görülmekte ve kişiler arasında güven ortamı tamamen zedelenmektedir. Polise verilen yetkilerden her zaman memnun olan bir kardeşiniz olarak bunun tüm halkımız tarafından destelenmesini beklemekteyim. Niçin bu şekilde bir düşünceye sahip olduğumu yazımdan anlamışsınızdır.
Hani, kartopu yüzünden İstanbul’da yaşanan cinayet, Bursa’da yaşanan fidye ödenmediği için işadamının öldürülen oğlu, tüm vücut azaları parçalanmış bir kadın cesedinin çöp konteynerinden çıkması ve bunu yapanın eşi olduğunun ortaya çıkması gibi unutulmaz hadiselerin tekerrür etmesini kimse istemez. Polisin yetkiyle donatılmasından sizce kimler rahatsız olabilir?
Bundan nemalananlar ve bunu fırsata çevirerek suç işleyenleri arka almak isteyen ve teröre prim yaratan çevreler.
İşte bu yüzden ülkemizde hem demokrasi kurallarına bağımlılık düsturu hem de suçlulara karşı dik durmak çok önemlidir.
Bu yazı toplam 50 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.