1. YAZARLAR

  2. Lütfi AYHAN

  3. Ümmet Can Derdinde Bazıları
Lütfi AYHAN

Lütfi AYHAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Ümmet Can Derdinde Bazıları

A+A-
Çoğunun haberi olmasa da, bazıları bilerek reddetse de adı ali, Muhammed, Osman, Mehmet, Hasan, Veli, Turan, İbrahim, Ayşe, Zeynep, Fatma... Olan herkes ümmettir ümmetin bir parçasıdır. Arap, Türk, Acem, Kürt, Çerkes, Boşnak; Alevi, Sunni, Şii, Tarikatçı, Selefi olması hiç fark etmez hepimiz elhamdülillah ümmetiz, Müslümanız. Bu gerçek Küffarın gözünde daha nettir. Onlar için senin ateist olman, bir çok konuda onlarla birlik olman hiç bir şeyi değiştirmez. Değilmiki sen Müslüman bir ülkede doğdun, değilmiki sen çocukluğundan beri beş vakit ezanın okunduğu topraklarda büyüdün, değilmi ki sen yemin ederken "vallahi billahi", kızınca "Allah Allah," geleceğe dair bir plan yapınca "inşallah", bir şeyden korkunca "Allah korusun!" diyorsun, sen, dünya cebbarlarının, dünya zalimlerinin, dünya kafirlerini gözünde Müslümansın, Ümmetsin. Bu gerçek sadece kafirler için geçerli değildir. İslamda böyle diyor. Bazı inançlarımız farklı olsa da (itikadi olanlar hariç) mezheplerimiz, meşreplerimiz ayrı olsa da, ırklarımız, renklerimiz coğrafyalarımız değişik olsa da bizler ümmetin birer parçasıyız.
Bu hakikatten uzak kalan Ümmet-i Muhammed, bu gün maalesef birbirini boğazlıyor. Halifeliği son olarak deruhte eden Osmanlı yıkıldıktan sonra, imamesi kopmuş tespih gibi sağa sola dağılan, bazen etnik unusurlar, bazen mezhebi farklar temel yapılarak parçalanan ümmet, yüzyıla yakındır birbirini boğazlıyor. Osmanlı parçalanırken Orta doğuda kaybettiğimiz canlar, İran Irak savaşı ile İran'da Irak da yitirdiğimiz insanlar hep bu imamenin kopmasının birer neticesi. Saddam ve Maliki zamanında Irak'da, Esedler zamanında Suriye'de, diğer İslam ülkelerinde başka diktatörler eliyle milyonlarca Müslümanın kanı aktı, akmaya devam ediyor. Pekiyi bu hastalığın çaresi ne? Tekrar ümmet şuurunun canlanmasında. Arap, Arapçılığı, Türk, Türkçülüğü, İran, Acemliği, Kürt, Kürtçülüğü terketmedikçe , Alevilik, Sunnilik, Şiacılık, Seleficilik Ümmet gerçeğinin altında kalmadıkça bu kan akmaya, bu ayrılıklar kavga sebebi olmaya devam edecektir. Ve Bu hal, bu hakikatten uzak kalma durumu PKK lar, Nusralar, IŞİDler, Esedler, Malikiler, cebbarlar, diktatörler yetiştirmeye devam edecektir.
Osmanlı dağılırken bu gerçekleri haykıran, bu karanlık günleri gören büyük zatlardan biri olan Bediüzzamanın şu sözleri ile yazıma son veriyorum;
" Unutmayınız ki: “Sizin Halik’ınız bir, Malik’iniz bir, Mabud’unuz bir, Razık’ınız bir. Bir bir.. bine kadar bir bir. Hem Peygamberiniz bir, dininiz bir, kıbleniz bir. Bir bir.. yüze kadar bir bir. Sonra ülkeniz bir, devletiniz bir.. ona kadar bir bir. Bu kadar bir birler vahdet ve tevhidi, vifak ve ittifakı, muhabbet ve uhuvveti iktiza ettiği halde; şikak ve nifaka, kin ve adavete sebebiyet veren örümcek ağı gibi ehemmiyetsiz ve sebatsız şeyleri tercih edip mümine karşı hakiki adavet etmek ve kin bağlamak; ne kadar o ratıba-i vahdete bir hürmetsizlik ve o sevgi sebeplerine karşı bir istihfaf ve o kardeşlik bağına karşı ne derece bir zulüm olduğunu; kalbin ölmemiş, aklın sönmemiş ise anlarsın elbette!”
Fa’tebirû ya üli’l ebsar! Düşünün ey basiret sahipleri!
Bu yazı toplam 66 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.