1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Ümmeti Fitneyle Yıkma Planları-1
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Ümmeti Fitneyle Yıkma Planları-1

A+A-

Geçmiş tarihleri soykırımlarla, işkencelerle, katliamlarla dolu olan batı dünyasının bugün takındığı maskenin altında farklı bir medeniyet olduğunu düşünmüyoruz. Geçmişleri kirli olan batının dünyaya medeniyet dersi verme cüreti göstermesi büyük bir aldatmacadan başka bir şey değil. Geçtiğimiz yıl özellikle Suriye’de yaşanan katliamlardan kurtularak kendilerine yeni bir hayat kurmak isteyenlerin Avrupa hudutlarında ki içler acısı bekleyişlerini ibret ve dehşetle izledik. Bu insanların evlerinden yurtlarından atılmaları için her türlü pisliğin yanında yer alan ve yapılan katliamları timsah gözyaşlarıyla izleyip içten içe kahpece sırıtan batılı vampirler bildiğimiz Ortaçağ Avrupa’sının günümüz şartlarında kurgulanan senaryosunu oynuyor. Değişen sadece adına yönetici dedikleri çehreler oluyor. Geri planda; geçmişle günümüz arasında kurgulanan acımasız soykırım mantığıyla kendi dışında kalan tüm etnik unsurların yaşadığı veya yaşayacağı katliamlardan etkilenmiyorlar.

Özellikle günümüzde dünyaya medeniyet aşıladığını savunan başta Almanya olmak üzere Fransa, Belçika veya İngiltere gibi barbar toplumların kirli tarihlerine kısaca bir göz attığınızda insani denebilecek bir olguya sahip olmadıklarını anlamak için müneccim olmaya gerek kalmıyor.

Bir zamanlar, Nazi Almanya’sının katlettiği Yahudi toplumunun da katliamla beslenen vahşi bir topluma dönüştüğünü ibretle takip ediyoruz. Yahudilerin dün kendilerini gaz odalarında topluca katlettiği batı dünyasına karşı duracağı yerde İslam toplumlarıyla mücadeleye kalkışması aslında konunun bir din savaşı olduğunun açık ve net delilidir.

Fransızların Libya’da, Cezayir’de yaptığı katliamları unutmadık. İşte bu yüzden içinde bulunduğumuz asırda hedefledikleri İslam toplumlarını bitirme projelerinin temelinde yatan ana unsur, Müslümanları olabildiğince katletmek veya toplu göçe zorlamak suretiyle asimile etmek, devamında da kendileri gibi Hristiyan toplumunun birer ferdi haline dönüştürmektir.

Bugün akıllarınca dünyaya medeniyet örneği olduklarını lanse etmeye çalışıyorlar. Sadece kendi maslahatları için diğerlerinin bekasına göz koyan bu batı dünyasının lanetli bir toplum olduğu noktasında sanırım hemfikiriz.

Tarihi incelediğimizde, geçmişlerinin kirli ellerine bulaşan sayısız Müslümanın berrak kanlarıyla bezeli olduğunu açık ve net görürüz. Baktığınızda insanlık için çalıştıkları gibi bir görüntü verirler. İçinde bulundukları topraklarında yaşarlarken Müslümanlarında sahibi oldukları vatanlarında huzur ve sekinet içerisinde yaşamasını istemezler. Batıyı mutlu kılan; kendileri gibi düşünmeyen farklı etnik unsurlara mensup Müslümanların ilerlemesinden ve ikbal sahibi olmasından rahatsızlık duymalarıdır. Onlar için en iyi Müslüman ölü Müslümandır. Bu dediğimi not edin.

oynanan oyunlara tarihten örnekler vererek ne anlatmaya çalıştığımı ortaya koyayım.

Mora Müslümanlarına karşı 1700’lü yıllarda başlayan kıyım Ağustos 1821’e kadar devam etti. Yunan bağımsızlık savaşında bölgede son kalan üç bin Müslüman’ın katledilmesi ile son buldu. Askerler tarafından mermi ve kılıçla yaralanmış, kıyafetleri çalındığı için çıplak kalmış kadınlar bebeklerini kucaklayıp denize koştu. Bebeklerini annelerinin kollarından alıp kayalara vurdular. Üç ve dört yaşlarındaki çocuklar denize atılarak boğuldu. Hamile kadınların karınları, kafaları kesildi. Bölge etrafında süren kuşatma sonucu açlık sonucunda ceset yemeyi deneyenler oldu. Mora’da yaşayan otuz binden fazla Müslüman bölgedeki papazların öncülüğü ile öldürüldü.

Yıllar sonra bir büyüğümüz 1864 yılında Müslüman Çerkezlere, Ruslar tarafından uygulanan soykırım tadındaki göç için şunları kaydetmiş: “Deniz kenarında yedi yıl boyunca atılmış insan kemikleri vardı. Kargalar erkek sakallarından ve kadın saçlarından yuvalarını kurarlardı. Deniz yedi yıl boyunca karpuz gibi insan kafataslarını atıyordu. Benim orada gördüklerimi düşmanımın bile görmesini istemem. Rus askerleri tarafından gemilere doldurulan yüzbinlerce Çerkez karşı kıyıya ulaşamadan açlık ve hastalıktan öldü. Bazı gemiler yolcu sayısı çok fazla olduğu için battı. 1866 yılında bir milyon Çerkez ve Kafkas Ruslar tarafından sürüldü. Yüz binlercesi yine açlık ve susuzluktan hayata tutunamadı…

1876’da Sakız Adasında ve çevresinde yaşayan binden fazla Müslüman Türk katledildi. Bir kısmı hac ibadeti için gemiye binmişti ama vazifelerini tamamlamak nasip olmadı.

Değerli okurlarım, internet araştırmasıyla edindiğim bu bilgileri sizinle paylaşmamın ana nedeni, tarih boyunca batı ve yanlılarının çeşitli taktiklerle İslam ümmetine uyguladığı etnik katliamlara bir örnek vermektir. Örneklere gelecek yazımda devam edeceğim. Bugün bu katliamlar halen sürüyor. Ortadoğu’da Suriyelileri, Iraklıları vatanından eden bu vahşet sürüleri, kendisine sığınmak isteyen İslam ümmetinin mazlumlarını sınır kapılarında rezil rüsva ediyor. Onlara sadece ölümü kurtuluş olarak gösteriyor. Ama bu devran elbette Müslümanların lehine dönecek.

Gelecek yazımda devam edelim.

Bu yazı toplam 404 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum