1. YAZARLAR

  2. Yaman ADAM

  3. Ümmetin Yetimleri
Yaman ADAM

Yaman ADAM

Yazarın Tüm Yazıları >

Ümmetin Yetimleri

A+A-
Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şubesi 2013 yılı etkinlik takviminde yer alan programlarını geçen hafta tamamlamıştı. Fakat takvim dışı ek programlarıyla devam ediyor.
“Dünyanın Yetimleri” adlı programıyla RİDADER’in Sudan’a yaptığı Kurban Bayramı ziyaretinden ilginç kesitlerle yüreklerimize ateş düşürdüler. Meğer Dünyanın Yetimleri değil Ümmetin Yetimleri, sefil ve perişan bir vaziyette Osmanlı’nın torunlarından imdat beklemekteler.
Oysa bilmiyorlar ki; Osmanlı’nın torunları cemaatlere, ırklara, takımlara, kliklere, taraflara bölünüp birbirlerine entrika çevirme peşindeler…
Ümmetin yetimlerine el uzatma imkanları sağlayan, zalimin karşısında, mazlumun yanında duran bir Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’na yönelik komplo teorileri üretme, alaşağı etme, Tayyip Recep Erdoğan’sız bir Türkiye hâyâliyle yatıp kalkma sevdasına düştüler. Emperyalist güç odaklarının, Mason kulüplerinin, batı gizli servislerinin, MOSSAD ajanlarının ortak hedef ve heveslerine maşa olma yarışına girdiler…
Büyüyen ve dünya mazlumlarına umut aşılayan bir Türkiye’nin güçlenmesini, kendi ayakları üzerinde durmasını, muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkmasını bir türlü hazmedemeyen, içeriden ve dışarıdan menfaat ve ihanet çeteleri şahsî menfaatlerini müstevlîlerin/istilacıların/yağmacıların siyasî emelleriyle tevhit etmiş gibi görünüyor. Ama unutmayalım ki; Oyun, oyunu bozar
RİDADER’den Mehmet Şahin ve Tamer Kalender’in çekmiş olduğu görüntüler taş devri yaşantılarını bile aratacak türden. Dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar, o mazlumların, yetimlerin elinden tutmak, elimizdekileri onlarla paylaşmak, onları bu sefil durumdan kurtarmak varoluşumuzun/fıtratımızın olmazsa olmazları arasında bir sorumluluk ve yükümlülük olduğuna inanıyorum. O çocukların bir meta gibi alınıp satılmalarına, laboratuarlarda canlı kobaylar olarak kullanılmalarına, organ mafyalarının, fuhuş çetelerinin ve misyonerlerin sermayeleri olmalarına engel olmak durumundayız.
Programda Tamer Kalender beyin okuyup açıkladığı Duhâ suresinde;
“Andolsun kuşluk vaktine, Ve sükûna erdiğinde geceye ki, Rabbin seni terk etmedi, bırakmadı ve sana darılmadı. Gerçekten senin için ahiret, dünyadan daha hayırlıdır. Pek yakında Rabbin sana verecek de hoşnut olacaksın. O, seni yetim bulup barındırmadı mı? Sen yol bilmez iken/Şaşırmış bulup da yol göstermedi mi? Seni fakir bulup zengin etmedi mi? Öyleyse yetimi sakın ezme!... El açıp isteyeni de sakın azarlama!... Ve Rabbinin nimetini minnet ve şükranla an…” ayetleri, gaflet ve rehavet içindeki bizlere birer tokat şiddetinde ürperten uyarılar olarak geldi.
Mekke’nin şirk baskılarının arttığı, vahyin kesildiği, Ebû Cehil’in hanımının “Muhammedin şeytanı, Muhammed’i terk etti” dediği ve neredeyse ümitlerin kesildiği, çaresizliğin hat safhaya tırmandığı bir dönemde büyük bir müjde ile gelen bu sûrede aynı zamanda ümmetin kurtuluşunun da müjdesi var. Ve en önemlisi Müslüman karakterinin olmazsa olmazı olan “Öyleyse yetimi sakın ezme!... El açıp isteyeni de sakın azarlama!...” emrine muhatap kılıyor.
Yine Mâûn suresinde; “Dini yalanlayanı gördün mü? İste o, yetimi itip kakar; Yoksulu doyurmaya teşvik etmez; Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, Onlar namazlarını ciddiye almazlar. Onlar gösteriş yapanlardır Ve hayra da mâni olurlar.”
Dünyanın yetimlerine bu tüyler ürperten ve yetime bakmayı îmanla aynı potada değerlendiren ayetler zaviyesinden bakmaya ve amel etmeye mecburuz. Bu yönde samimiyetle çalışan sivil toplum kuruluşlarına elimizden geldiğince yardım etmeliyiz.
Allah(cc)’a emanet olunuz.
 
Bu yazı toplam 126 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.